09.03.2020, 07:56

An be an…

Ne hayatlar yaşanır bu düzlemde.Bitişen, ayrılan hayatlar.Acılar.Uğurlayanlar.Uğuldayanlar.Kaybedilenler.Fısıldayanlar. Sayıklayanlar.Anlar.Zamanlar.Ne hayatlar yaşanır bu düzlemde.

Ne hayatlar yaşanır bu düzlemde.
Bitişen, ayrılan hayatlar.
Acılar.
Uğurlayanlar.
Uğuldayanlar.
Kaybedilenler.
Fısıldayanlar. 
Sayıklayanlar.
Anlar.
Zamanlar.
Ne hayatlar yaşanır bu düzlemde.
*
Hep içinizdedir. 
Hep size sizi fısıldar anılar.
Hep sizi sayıklar zaman.
Hep uğultusu yaşanır her acının.
Ve hep acı pençesi hissedersiniz.
Ve hep sevinç çığlığını.
Derin derin düşünerek bakın zamana.
*
İşte o birkaç dakikalık derin düşünmeniz sizi hangi düzlemde bekler. 
Neler hayatınızda kesişir görün.
Düşünce sizi hatırlamaya iter mi?
İter de, çeker de.
*
Sonra da bir bakarsınız o itmeler de çekmelerde ne acılar gizli, ne travmalar gizli, ne sevinçler.
Hepsi açılır an da önünüze.
Kayıplarınızda umudu görürsünüz.
Kapınıza bırakılıp gidilenleri bilirsiniz.
Bıraktıkları acı da kapıda yapışarak kalır.
Diz çöktürür o kapı size önünde.

*
O kapıda sonra istekleriniz kaybolur. 
Belki de acılar kuyuda kalır. 
Sevinçler ise gökte.
Hatta ağır gelmez artık zamana yenilmek.
Yitirdiklerini ile buluşma ayarlarsınız kafanızda.
Yitirdiğimiz insanların dönmemesi sizi üzdüğünden siz gitmek istersin yanlarına.
Anlam ve önemler değişir.
*
Anlar ve zamanlar değiştirir her şeyi.
Bir bakarsın beklemedesin.
Bir bakarsın isyanda.
Bir bakarsın sıcaklık kaplar kalbini.
Bir bakarsın kaya gibi taş olur, buz gibi soğursun her şeyden.
*
Beklersin. 
O buz tutmuş halinde beklersin.
Evet, kolay olmaz anlar.
Öğrenirsin.
Büyürsün.
Öğrenirsin. 
Kabullenmezsin. 
Öğrenirsin, seversin.
Öğrenirsin umut beslersin.
Ama belki de hüznünde kaybolur gidersin.
Ama o sensindir.
An sensin.
Sen de an
*
Bir sanat yapıtı gibidir anlar.
En derininizde ki yapı ortaya çıkar o anlarda.
Sizi siz yapan ortaya çıkar.
Nefretse nefret.
Acısa acı.
Özlemse özlem.
Sevgiyse sevgi.
Belki bir gün gün gelir de tüm acıya rağmen kendinizle barışırsınız.

*
Değerli vakitler kayboldu, nerede?
Neden bu kadar acı veriyor zaman şimdilerde?
Sanırım cevabı belli içimizde.
Ancak hepimiz dile getirmeye korkanlarız.
Biliyoruz, söyleyemiyoruz.
Gerçekten umursamıyor muyuz, yoksa hep aynı soru işaretleri mi var kafamızda?


*
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne demiş; “gerçekleri konuşmaktan korkmayınız.”
Kafamızda ki ''an” tam da bu.
Yeni bir yol.
Yeni bir beklemek.
Yeni hayatlar gibi. 
Yeniliklerin içimizde yeşermesi gibi.
Tek tek an be an.
*
Lütfen tüm algılarınızı açabildiğiniz kadar açın.
Dünyaya, bir çocuğun en güzel penceresinden bakmaya çabalayın ve an sizi tekrar kuşatsın.
Son dönemde yaşananlar o çocuk penceresinden bakmayanların düzeni.
Çocukları hiçe sayanların dönemi ama olsun, siz kaybetmeyin içinizdeki masumiyeti. Siz satmayın çocuk ruhunuzu.
*
Hiç kimse geleceğinizi önceden bildiremez, bu mümkün değildir.
Neden mi?
Henüz onu yazmadınız.
Henüz o geleceği oluşturmadınız.
İşte şimdi sorumluluk sizde.
Seçimlerinizde.
Özgür iradenizde.
Sonuç sizin seçimlerinizle şekillenecek.
An be an.
Artık hiçbir sırrın gizli kalmayacağı bir zamanda yaşıyorsunuz, Bu sihirli bir zaman.
Sihirli bir an.
Korkmayın. 
Sizin seçimlerinizle bütünleşecek.
Bu sorumluluğu taşıyan sizlersiniz.
Seçimlerinizle, özgür iradenizle o tüm sonuçları yazacak olan sizlersiniz.
Tek tek an be an…
*

Bir kıssadan hisse size;
“Bir adam ölür. Öldüğünü fark ettiğinde, Tanrı'nın elinde bir çanta ile kendisine yaklaştığını far keder. Tanrı ile adam arasında şöyle bir konuşma geçer.
Tanrı: Haydi oğlum gitme zamanı. 
Adam: Bu kadar mı erken? Bir sürü planım vardı.
Tanrı: Üzgünüm ama gitme zamanı. 
Adam: O çantada ne var? 
Tanrı: Sahip oldukların! 
Adam: Sahip olduklarım mı? Yani eşyalarım mı? Elbiselerim... Param... 
Tanrı: Onlar asla sana ait değildi, onlar dünyaya aitti. 
Adam: Anılarım mı? 
Tanrı: Hayır. Onlar zamana ait. 
Adam: Yeteneklerim mi? 
Tanrı: Hayır. Onlar koşullara ait 
Adam: Arkadaşlarım ve ailem mi? 
Tanrı: Hayır oğlum. Onlar yürüdüğün yola ait. 
Adam: Karım ve çocuklarım mı? 
Tanrı: Hayır. Onlar kalbine ait. 
Adam: O zaman bedenim olmalı? 
Tanrı: Hayır hayır. O toprağa ait. 
Adam: O zaman kesinlikle ruhum olmalı! 
Tanrı: Üzücü bir hata yapıyorsun oğlum. Ruhun bana ait. 
Adam gözlerinde yaşlar ve kalbinde korkuyla çantayı Tanrı'nın elinden alıp açtı... Boştu! 
Kalbi kırık, gözyaşları yanaklarından akarak Tanrı'ya sordu adam: Hiçbir şeye sahip değil miyim? 
Tanrı: Doğru. Asla bir şeye sahip değildin. 
Adam: O halde, benim olan ne vardı? 
Tanrı: Anlar. Yaşadığın anlar senindi. Hayat sadece bir andır.”
*
Hayat şimdilerde ‘o an’ içinde korku barındırıyor.
Korkularda bizi daha büyük korkulara itiyor.
Gelecek korkusu.
Keşke kıssadan hisse gibi algılansa tüm hayat…

Dip notlar;

8 Mart…

Bu hafta buruk bir haftaydı benim için…
Giden vatan evlatları hepimizi üzdü, yıktı, geçti. Analarımızın kutsal çocukları yitip gitti. Acılar baki…
Yarın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü.
Bu günü ne yazık ki buruk kutlayanlardan olacağız. Aslında acılı anaların ne kutlaması beklenir ki.
Emeğin tam karşılığını bulmadığı günümüz Türkiye’sinde maalesef kadına yönelik şiddet yüzünden heyecanımız azalırken nasıl bir kutlama yapacağız.
Dünyada 100 milyona yakın kadın erkeklerle eşit haklara sahip değilken nasıl bir kutlama yapacağız?
Sınır kapılarında kadınlara dahi şiddet uygulanırken, çocuklar perişanken nasıl bir kutlama düşünebiliriz ki?
Türkiye'de kadınların yüzde 45'inin fiziksel, yüzde 40'ının ise cinsel şiddete maruz kaldığını biliyor musunuz?
Gazetelerin 3. sayfalarını dolduran kadınlara yönelik şiddet olayları daim arterken ne bekliyoruz?
Ülkemin kadınları ‘Kol kırılır yen içinde kalır’ düşüncesi ile gerçekleri saklar iken ne bekleyebiliriz.
Ancak unutmayalım, her şeyin bir çözümü var ve biz kadınlar oldukça güçlü yaratılmış varlıklarız.
Gelecek hepimizin.

Temizlik için…
 Gelişmelere bakılırsa çok fazla ülkede görülen corona salgını korkutmaya başladı. Özellikle komşumuz İran bu konuda endişeli.
Ülkemizde de bazı tedbirler özellikle temizlik konusunda hızla alınmaya başlandı. Toplu taşım araçları ilaçlanıyor, temizleniyor.
Biz de kişisel temizliğimize dikkat edelim diyerek sizlere birkaç öneri sunmak istedim.
Temizlik dediğinizde aklınıza kimyasallar gelmesin. Çünkü onlar salgın gibi 
İnsan sağlığını çok ciddi şekilde tehdit ediyorlar. Doğal olmayan, petrol ürünü, aromalı kimyasal ağartıcılar, boyalar, çözücüler, incelticiler vs. hem kullanılması esnasında, hem de kanalizasyon sistemi vasıtasıyla yaşadığımız dünyaya derin zararlar veriyor.
Peki, doğal maddelerle temizlik mümkün müdür?
Mümkündür. Zehirli olmayan doğal temizlik ürünleri ile kişisel korunma mümkün.
Kısaca doğaya zarar vermeyen maddelerin kullanımını öğrenmek gerekiyor.
Bunlar;
Öncelikle su, oksijen, sodyum ve bordan meydana gelen boraks maddesi: Antiseptik, antifungal (mantar önleyici), antibiyotik, koku giderici ve dezenfektan özellikleri olan doğal kaynaklı bir mineraldir. Küflenmeyi önler. Ancak boraks yutulursa zehirlidir. 
Çamaşır sodası: Sodyum karbonat adlı bir mineraldir. Çok az miktarda yakıcı olup katı ve sıvı yağlar, kir ve pek çok petrol ürününün etkin temizleyicisidir. Aynı zamanda su yumuşatıcı ve sabun köpürücü özellikleri de bulunur. Yakıcı özelliği nedeniyle, uygularken lastik eldiven kullanmak doğru olur. Zararlı kimyasal dumanlara neden olmaz. 
Karbonat: Sodyum bikarbonat, hafif aşındırıcı bir temizlik sağlar, beyazlatıcı ve koku giderici özellikleri vardır.
Sirke: Meyve ya da tahılların fermantasyonuyla elde edilen bir sıvıdır. Asitli içeriği mikropları öldürmesini, yağı parçalamasını ve mineral kalıntıları çözmesini sağlar.
Uçucu bitkisel yağlar: Bitki kokularının özleri birçok parfümün ana maddesidir. Bir iki damla turunçgiller, elma, çilek, nane vb. yağı ile eklenecek koku ev yapımı temizleyicilere hoş bir özellik kazandırır. 
Bitkisel yağ tabanlı sıvı sabunlar (arapsabunu vs.): Bu tür sabunlar hayvan yağı içeren ya da petrol tabanlı sabunlara tercih edilmelidirler. 
Kil: Doğada bol bulunan bir mineraldir. Kilin içerisinde en çok kalker, silis, mika, demir oksit bulunur. Sarımtırak, kırmızımtırak, esmer gibi renklerde bulunur. Yapısı itibariyle su çekme özelliğine sahiptir. Bu nedenle kil daima nemlidir.

‘Boraks’ın evi dezenfekte etmede temizleyici olarak kullanımı:
Boraks ve çamaşır sodası eşit miktarda karıştırılır. Lavabo, tuvalet gibi sert yüzerlerin temizliğinde ovucu, koku giderici ve antiseptik olarak kullanılır. 
El dezenfektesinde sabun ve sirke kullanın. 
Ağız ve burun dezenfektesinde karbonatlı su kullanın.
Kişisel temizliğinize dikkat ederek ve toplu alanlardan mümkün olduğunca uzak kalarak kendinizi koruyun…

Mutlu kalın…

Fıkra; 
Temel bir gün tren kullanırken treni devirmiş, 400 kişi ölmüş.
Amiri sormuş “Oğlum nasıl oldu ?”, demiş.
Temel “Tren rayına bir adam çıktı, onun yüzünden oldu. ”demiş.
Amiri “Oğlum ezseydin o adamı da 400 kişi ölmeseydi ,”demiş.
Temel de “Ben de öyle düşündüm, adam raydan çıkınca onu ezmeye
çalisurken tren devruldi” demiş. 

Günün sözü;
”Uzunca süre maske takarsan altındaki kişiliği de unutursun.” V For 
Vendetta, 2005 filmi repliği…

Yorumlar