Marmaris Belediye Başkanı Mehmet Oktay yaptığı açılış konuşmasında pandemi sürecinin etkilerini atlatmadan yaşanılan yangın felaketiyle karşılaştıklarını dile getirdi. Hic bir zaman umutsuzluğa kapilmadiklarını dile getiren Oktay bu zor süreçlerde seslerinin duyulmasına yardımcı olan bütün basın mensuplarına teşekkür etti. Yangından kalan maddi yaraların hızla sarıldığını dile getiren Oktay Marmaris'te yaşayanların yanan ormanlik alanlarda hic bir şekilde turizm ya da maden ile ilgili çalışmalara izin vermeyeceklerine de vurgu yaptı. 

yerel-medya-calistayi-gazete-yenigun

Kürsüye gelen CHP İzmir Milletvekili ve CHP Genel Başkan Başdanışmanı Tuncay Özkan medyanın sesine ve özgürlüğüne olan ihtiyaca vurgu yaptığı konuşmasında 2018 yılında yapılan Anadolu Medya Buluşması'ndan bu yana nelerin değiştiğini de bu toplantılarda masaya yatırmak istediklerine dilkat çekti. 

Türkiye'nin dört bir yanından gelen gazetecilerin katılımıyla gerçekleşecek Çalıştay iki gün sürecek. Toplantının pazar günkü birleşiminde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun gazetecilerle bir araya gelmesi bekleniyor.

MEDYA, ÜLKENİN AKCİĞERİDİR
Marmaris Belediye'sinin ev sahipliğinde gerçekleşen Anadolu Buluşması Yerel Medya Çalıştay’ında konuşan İzmir CHP Milletvekili Tuncay Özkan, “ Özgür günlerin yaratılmasına katkı sunmak amacıyla oluşturduğumuz çalıştayına Türkiye’nin dört bir tarafından katılan sevgili meslektaşlarımın dönerken büyük umutları ve çözüm önerilerini de beraberinde götürmesini umut ediyorum. Özgürlük alanlarımızı geliştirmek birlikte bunu başarabilmek ve sorunlarımızı yerelde çözebilmek amacıyla bir aradayız. Medya insan organında akciğer görevi görüyorsa ülkelerde de o görevi görür. Nefes almamızı denetlememizi ve toplumu şekillendirirken kaynaklarının nasıl harcandığını görebilmemizi sağlar. Biz medyanın sesine özgürlüğe olan inancımızla bu çalıştayda geleceğe daha güvenle ve umutla bakacağımıza inanıyoruz. Türkiye’ye güzel umutlar ve hepimiz için yerelde özgürlüğümüzü büyütecek çözüm önerileri sunacağımıza inanıyorum” dedi.

tuncay özkan-gazete-yenigun-1

YANAN BÖLGELERDE YAPILAŞMAYA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ

Marmaris Belediye'sinin ev sahipliğinde gerçekleşen Anadolu Buluşması Yerel Medya Çalıştay’ında açılış konuşmasını yapan Marmaris Belediye Başkanı Mehmet Oktay, “ Dünyaca ünlü ve turizm kenti olan güzel Marmaris pandemiden kaynaklı son iki sezondur çok olumsuz durumlar ile karşılaşmış durumdayız. Geçtiğimiz aylarda bir miktar toparlanma sürecine girilse de maalesef ki ülkemizin çeşitli yerlerinde ve burada çıkan yangınlar nedeniyle çok daha olumsuz günlerin içerisinde kaldık. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen umudumuzu yitirmedik. Her şeye rağmen halkımızla daha çok dayanışma içerisinde olarak yaralarımızı sarmaya başladık. En başta yangından etkilenen bölgelerimizde yaşayan insanlarımızla gerek yangın esnasında gerek yangın sonrasında sürekli yanında olduk. Tabiatımızın tekrar yenilenmesi ve eski haline gelmesi için ise bir miktar süreye ihtiyacımız var. Ayrıca kamuoyunda sürekli gündeme gelen yanan bölgelerin imara açılma ile ilgili tartışmalar var. Buraların imara açılması veya maden ile ilgili ruhsatlandırması konusunda biz buna asla izin vermeyeceğiz. Amaç ne olursa olsun ister turizm isterse başka bir nedenle yanan bölgelerde bir yapılaşma söz konusu dahi olamaz” ifadelerini kullandı.

mehmet-oktay-gazete-yenigun


Gazetecilik yapmak suç değildir!

Marmaris’te Çalıştay toplantısı gerçekleştiriliyor. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel GÜNEŞ Medyanın Temel Sorunları ve Basın ve İfade Özgürlüğü hakkında konuşma gerçekleştirdi. 
Gazetecilik zor zamanlardan geçiyor sözünün gölgesi altında burada toplandıklarını ifade eden Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel GÜNEŞ, “Burada konuşulan her sorunun evrensel gazetecilik sorunları olduğunu biliyoruz. Marmaris yanının duyurulmasının bile suç sayıldığı dönemde bile gazetecilik yapıyoruz. Gazeteciliğin işsizlik, basın iş yasasıyla çalıştırılmamak, sendikasızlık, sansür, oto sansür, can güvenliği, iddianamesiz uzun tutukluluk sorunları, yayın yasakları, basın ve düşüncenin ifade özgürlüğünün gerçekleşmediği bir ülkede bu sorunlarla hep birlikteyiz. İçinde bulunduğumuz bu durum dünyanın diğer ülkeleri arasında maalesef kıskanılacak bir durumda olmadığımızı ortaya koyuyor. İktidarın basın sektörünün yüzde 90’ına hakim olduğu ülkemizde gazetecilik hala güçlü bir damara sahip. Meslektaşlarımız görevlerini yapma uğraşındalar, bunu yaparken de büyük bedeller ödüyorlar. Basın sektöründe 12 bine yakın işsiz meslektaşımız var” dedi.

Halkın haber alma ve bilgilenme hakkını sağlamaya çalışan gazetecilerin yoksulluk sınırındaki maaşlarla mücadele ettiklerini belirten GÜNEŞ, “Gazeteciler dönemlerinin tanığıdır. Tarihe not düşerler bu nedenle, ısrarla gazeteciliğin suç olmadığını söylüyoruz. Gazetecilik halkın haber alma hakkına hizmet eden saygın bir meslektir. Bütün bu güç koşullara rağmen hala ayaktadır, ayakta kalmaya da devam edecektir. Meslektaşlarımız bedeller ödeseler bile kamuoyunu aydınlatmaktan gurur duyacaklardır. Genel anlamda iktidarların göreve geldikten sonra gazetecilerle 3-4 yıl iyi geçinme çabası olmaktadır. Bu süreçte normal ilişkiler kurulsa da sonra genellikle tek parti iktidarları döneminde otoriterleşme sorunu yaşanıyor. Hukuktan uzak yaklaşımlarla gazeteciler hedef gösteriliyor, suç uyduruluyor, haksız yere yüzlerce meslektaşımız ceza evlerinde tutulmaktadır. Şuan 34 meslektaşımız ceza evinde, en az 808 gazeteci meslektaşımız bugüne kadar tutuklanmıştır” diye söyledi.


“Gazeteci önce halka ve gerçeğe karşı sorumludur”
Gazetecilerin işsizlik oranı alanlardan iki katı fazla olduğunun altını çizen GÜNEŞ, “Binlerce gazetenin basın kartı iktidarın istediği haberleri yapmadığı için iletişim başkanlığı tarafından iptal edilmiştir. Yüzlerce basın kartı da inceleme nedeniyle ellerinde tutulmaktadır. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin hak ve sorumluluk bildirgesine göre gazeteci mağdurun, güçsüzün, yoksulun, ötekileştirilenin ve sesini duyuramayanların sesini duyurmakla yükümlüdür. Gazeteci basın özgürlüğünü halkın doğru haber alma, bilgi edinme hakkı adına dürüştçe kullanır. Bu amaçla her türlü sansür ve oto sansürle mücadele eder. Gazeteci önce halka ve gerçeğe karşı sorumludur. Bu sorumluluklarını kamu otoritelerine ve işverenine olan sorumluluktan önce gelir. Sadece bu nedenle bile iktidarın neden hedef seçtiğinin önemli bir ölçütüdür” dedi.

Gazetecilere yapılan saldırılar cezasız kalmamalı
Türkiye’de gazeteciler iktidarın ve güç odakları tarafından halkın bilgilenmesini engellemek için hedef seçildiğini söyleyen GÜNEŞ, “Maalesef iktidarın kendi medyasını oluştursa bile bağımsız medya kuruluşları başarılı çalışmalar yaptığı için iktidar bu alanları da kendi kontrolü altına almaya çalışmaktadır. Parti başkanlarının konuşmalarının ardından hedef gösterilen meslektaşlarımız. Sonradan partilerle bağlantısı olduğu ortaya çıkan kişiler tarafından saldırıya uğramakta, ev ve işyerleri önünde pusuya maruz kalmaktadır. Saldırıyı yapanlar gözaltına alınsa bile serbest bırakılarak ödüllendirilmektedir” dedi.

“Bugüne kadar 12 bin gazeteci yargılandı”
İktidarın medya üzerindeki ağır baskısı ülkenin hafızası sayılabileceğimiz binlerce gazeteciyi işsiz bırakmış ve medyada kesinti yaşandığını dile getiren GÜNEŞ, “Türkiye’de medya sektöründeki işsizliğin TÜİK rakamlarına göre 11 bin 157 olduğunu ancak bu rakamın 12 binlere yakın olduğunu tahmin ediyoruz. 71 iletişim fakültesi mezunu meslektaşlarımızdan sadece yüzde 5’i sektörde iş bulabiliyor. Bağımsız medya kuruluşlarına davalı tutuklamalar, ağır para cezaları ve reklam engellemeleriyle baskı altında tutulmaktadır. Adalet Bakanlığı verilene göre bugüne kadar 12 bin gazeteci yargılanmıştır. Hala yeni davalar açılıyor. İnternet sitelerine, sosyal medyaya sansür uygulanıyor, binlerce haber erişim engeli altıda. İktidar ana akım medyaya ve devletin ajansı olması gereken Anadolu Ajansını, kamu yayıncılığı yapması gereken TRT’yi tamamen kendine bağlamıştır. RTÜK ve Basın İlan Kurumu’nun bir sansür aygıtı olarak çalıştığını biliyoruz. İlan kesintisi ve yayın durdurma cezalarıyla meslektaşlarımızın zorlandığını, yayın kuruluşlarının kapanmasına gidecek kadar ağır bir süreçten geçtiğimizi biliyoruz” dedi.


“Basın İş Kanunu sonuna kadar korunmalı”
Basın İş Kanun’un kaldırılmasın için iktidarın 2004 ve 2014 yılında yoğun çabasın olduğunu belirten GÜNEŞ konuşmasını şöyle sonlandırdı.  “Biz Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak burada önemli bir çaba gösterdik ve kanunun ortadan kaldırılmasına engel olduk. Bundan sonrasında da eğer normal bir hukuk devletiyle yaşadığımızı görürsek göreve gelecek bütün yöneticilerden de Basın İş Kanunu korumasını isteyeceğiz. 2020 sonu itibariyle 467 bin web sitesi engelledi. 2019 yılın içeri kaldırma ortalama yüzde 76 iken 2020 de bu oran yüzde 81’e yükseldi. Basının önündeki bütün ifade özgürlüğü ve engeller kaldırılmalıdır. Meslektaşlarımızın saldırıya uğramaları durumunda cezasızlık uygulamasından vazgeçilmelidir. Medya kuruluşlarına faizsiz kredi destekleri sağlanmalı ve SGK borçlarında indirim ve yeni ertelenmeler sağlanmalıdır. Medya sektörünün örgütlenmesi önündeki engeller kaldırılmalıdır. Her türlü zorluğa rağmen bu ülkede gazeteciler var ve görevlerini layıkıyla sürdürmeye devam edeceklerdir” diye konuştu.
 

İLETİŞİM DAİRE BAŞKANLIĞI, ANADOLU BASININI BİTİRMEYE ÇALIŞIYOR!
Yerel Medya Çalıştay’ında konuşan Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca, “ Ben Anadolu’dan bakacağım. Üç aydır 45 il başta olmak üzere Anadolu basını bitiyor, ölüyor. Bu çağrıya kulak vermesi ve çözüm bulması gereken İletişim Dairesi Başkanlığı adeta yok. Kulakları duymuyor gözleri görmüyor. Defalarca randevu taleplerimizi ilettik fakat biz dâhil hiçbir meslek gruplarının bu taleplerine olumlu cevap vermediler. İnsanların basın kartları değiştirilmiyor. Yeni müracaat edenlerin bir yılda alması gerek kartları üç yıl geçiyor alamıyor. Birçok meslek gruplarının başkanlarının kartları hiçbir gerekçe gösterilmeden iptal ediliyor. Anadolu yanıyor. Bin 800 olan günlük gazete sayısı 900’e düşmüş durumda. 100 civarında olan uydudan yayın yapan televizyon sayısı 50’e kadar düşmüş durumda. Anadolu’da sorunlar her geçen gün daha da büyüyerek devam etmektedir. Bu sorunlara bir nebzede olsa çözüm bulmak ve nefes almak adına hazırladığımız ve mecliste milletvekillerine sunduğumuz bazı önerilerimiz vardı. Fahrettin Altun Anadolu’da ki basının yok olması için elinden geleni yapıyor. Gazetelerin kamulardan aldığı ilanlar var. Fahrettin Altun Bir satırla belediye başkanlarının, kamu kuruluşlarının kafasını karıştırarak abonelerin ilan vermesini engelliyor. Bunu yapıyorsan Anadolu basının en önemli gelir kaynağını kesiyorsun. Bunu yapıyorsan da Anadolu basını bitirmeye, küçültmeye çalışıyorsun demektir. Tüm meslek örgütleri birlik ve beraberlik içinde olmalıdır” diye konuştu.

yılmaz-karaca-gazete-yenigun

"İktidar ve medya sermayedarları bir arada”
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Genel Başkanı Can Güleryüzlü ise basının yaşadığı sıkıntılar ve sermayenin basın sektörü üzerindeki hakimiyeti hakkında konuştu. 

Bazı konuların anlatılmasının hem kolay hem de zor olduğunu ifade eden Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Genel Başkanı Can Güleryüzlü, “Kolaydır çünkü sorun açık ortada ve kapsayıcıdır, dolayısıyla da herkes soruna ilişkin belli bir düzeye sahiptir. Zordur çünkü yaşananlarının kapsayıcılığından kaynaklı kanıksanma tehlikesi söz konusudur. Halk adına kamu otoritelerini denetleme görevini üstlenen gazetecinin sorunları ve sorunlara çözüm geliştirme zorluğu ne yazık ki bu tehlikeyle karşı karşıyadır. Gazeteciliğe, gazetecilere yönelik bugün yaşanan sayısız baskı, aralarında gazetecilerinde yer aldığı halkın çok geniş bir kısmı tarafından suskunlukla karşılanır hale gelmiştir. Bunun aşılması için birçok mecrada mücadele verdiğimiz bir gerçektir. Bu mücadele sayesinde kanunen hedef alınmasına rağmen gazetecilik teslim alınamadı. Bu vesileyle halkın haber alma hakkı, demokratik bir ülkede yaşama yolunda canını ortaya koyan, özgürlüklerinden alıkonulan gazetecileri saygılar anıyorum” dedi. 

can-guleryuzlu-gazete-yenigun

“Sorunlara karşı ortak çözümler bulmalıyız”
Çalıştay kapsamında hedeflerinin karşı kaşıya olunan sorunlara ortak çözüm önerileri getirip ilerleyen günlerde bu önerileri hayata geçirmek olduğunu belirten Güleryüzlü, “Bugün yaşadığımız tabloda gazetecilerin haber takibinin engellenmesi, gözaltına alınmaları, haber ya da köşe yazarları nedeniyle soruşturmaya uğramaları nedeniyle haksız yere cezaevinde tutulmaları noktasına nasıl geldik? Bu soruya vereceğimiz yanıt gelişmeleri nasıl okuduğumuz, çözümleri nasıl koyduğumuzu belirleyecektir. Basın özgülüğü ve emekçi dayanışması çerçevecisinde ÇGD olarak 43 yıl önce çıktığımız bu yolda asıl gündemimiz olan ve komuoyunun gündemine taşıdığımız konuların başında basın sermayesi geliyor” diye söyledi. 


“Sermaye sahipleri medyayı ele geçirdi”
1980’lerden itibaren gazeteci kökenli olmayan ve devlet ihaleleri başta olmak üzere işlerini kamu ihaleleri üzerinden iktidara göre düzenleyen kişilerin gazetecilik meslek koluna adete istilaya başladığının altını çizen Güleryüzlü, “Ancak bu durun gazeteciliği her geçen gün daha da kirletti. Halkın haber alma hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğünün somutlaştığı alanlardan biri olan basın özgürlüğünün gün gün daha fazla ihanete uğrarken, yaşanan her gerçeğin aralarında bugün hala aydınlatılamayan ÇGD üyesi olan Uğur Mumcu’nun suikasti ve diğer toplumsal ölçekteki olayların üstü karartıldı. Halka yalanlar söylendi. Gazetecilik sermaye yapılanması üzerinden bu alanda en kullanışlı araçlardan biri haline geldi. 2000’li yıllara geldiğimiz gazetecilik cephesinde açılan bu delik büyüdü ve zamanla iktidar ile medya sermayesine sahip kişiler bir araya geldi. Bunun en güzel örneği 30 Mart 2014 tarihinde yerel seçimler sonrası iktidarın balkon kutlamalarının birinde dönemin medya sahiplerinde o balkonda yer almıştır”dedi.


“Gazeteciler örgütsüzleştirildi”
Türkiye’de medya sermayesine sil baştan el atılması gerektiğinin söyleyen Güleryüzlü, “Medyada faaliyet gösterenler kesinlikle devlet ihalelerine katılmamalı, katılması yasaklanmalıdır. Gazetecilik iş kolunun yaşadığı bir diğer sorunsa örgütlenmedir. Yapılanmanın varlığını ancak örgütsüz gazetecilerin üzerine kurabildiği bir gerçektir. Gazetecilerin örgütsüzleştirilmesi bugünlerde hat safhaya ulaşmıştır. Yazdığı bir haber, açıkladığı bir görüş nedeniyle belli bir güç odaklarının her an tehdidiyle karşı karşıya kalan gazeteci halkın haber alma hakkına ihanet eden sermaye de iktidar için elverişli bir konumda yer alıyor. Basın iş kolunda iş güvencesi hayati önemdedir ve bunun yasal zorunluluk haline getirilmesi gerekiyor” diye konuştu.

GAZETECİLİK LİSANSINA İHTİYACIMIZ VAR
Yerel Medya Çalıştayı’nda konuşan İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, “ Yerel basın içinde bulunduğu ve bu sorunlarla boğuşan o kadar insan var ki. Mesleki itibar, gittikçe azalan gelirler, zamlar ama bunların üzerinde bir şey var o da lisanssızlık. Önüne gelen bu mesleği yapabiliyor daha doğrusu yaptığını sanıyor. Mesleğimizin en büyük sıkıntılarından biride budur. Şu anda acilen gazetecilik lisansına ihtiyacımız var. Üniversitenin ilgili bölümlerinden mezun ve bu mesleği belli bir sürenin üzerinden yapan kişilere bu lisans verilmelidir. Şu anda sosyal medya ve eline kamerayı alan herkes gazetecilik yapmaya çalışıyor. Gazetecilik ilke ve etiği ile bağdaşmayan ve bunlardan bihaber olan insanların eliyle içi boşaltılmaya çalışan mesleğimize sahip çıkmak ve gereken itibarın sağlanması adına gazetecilik lisansının çıkarılmasına acilen ihtiyaç vardır. Ayrıca basın kartının iktidarlar, bürokrasi tarafından değil meslek örgütlerimiz, cemiyetlerimiz tarafından verilmesini istiyoruz” dedi.

dilek-gappi

BASININ ÜZERİNDE BASKI ARTIYOR 
Gappi sözlerine, “ Siyasi iklim zorlaştıkça, demokrasiden uzaklaşıldıkça basının üzerindeki baskının katmerleştiğini hepimiz yaşayarak görüyoruz. Birçok sorunla boğuşurken ekonomik anlamda sıkıntılar yaşarken bunlar yerine yerel basına zarar veren gündemlerle uğraşıyoruz. Tasarruf genelgesi karşımıza çıkabiliyor. Demokrasi, halk, kamu adına gazetecilik mesleği dört bir yandan ateşe tutulsa da hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Sorunları biliyorsak çözüm önerilerini de kendi gücümüzle bulacağız. 12 Eylül döneminde bile 31 gazeteci yargılanmıştı. 2020’de ise 179 gazeteci tutuklandı. Basın sektörüne baktığımız zaman yüzde 90’ını yerel medya oluştururken ilanlara baktığımızda neredeyse hepsi ulusal basında yer alıyor. En son karşımıza çıkan torba yasayla beraber ilanların ilgili bakanlığın kendi internet sitesinde yayınlanmasının sağlamaya imkân verecek yasayla yavaş yavaş Basın İlan Kurumunu bitireceğim demektir. O yüzden sesimizi duyurduk, çığlık attık ve şimdilik durdurduk. Ayrıca İzmir’de bir çalışma başlattık. Uluslararası Basın Akademisi’ni kurduk. Çünkü istiyoruz ki bu meslek her yönüyle kendini yansıtabilsin ve bu akademide genç meslektaşlarımız donanımlarını arttırabilsin. Bugün geldiğimiz noktada gazeteci dediğimizde birçok şeyi bilmek durumundasınız. Görsel, işitsel, uygulamalar, sosyal medya, dijital pazarlama bütün bunların eğitimlerini veriyoruz. Mesleğimizin yeniden donanımlı hale gelmesi için basın akademilerin çoğaltılmasını arzu ediyoruz.” İfadelerini kullandı.

ÖZGÜR BİR BASIN İSTİYORUZ 

Marmaris’te Çalıştay toplantısı gerçekleştiriliyor. Çalıştay’da konuşma gerçekleştiren Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Atilla Sertel, Çalıştay’da öne çıkan sorunların kendi iktidarları döneminde yapacakları çalışmalara önayak olacağının altını çizdi.

Yerel medyanın sorunları ve çözüm yollarıyla ilgili ortak çözüm önerileri arayacaklarını dile getiren, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletveki Atilla Sertel,“ Raportör arkadaşımız aracılığıyla kaleme alacağız ve bir sonuç bildirgesi hazırlayacağız. 2018 yılında yayınladığımız sonuç bildirgesinde hazırladık orada her şey mevcut. O bildirgenden yola çıkarak bugüne kadar baktığımız sorunların eksilmediği ve tam terine arttığını görüyoruz. Medya temsilcilerinin sunacağı sorunlar ve çözüm yolları CHP iktidarın basından sorumlu milletvekili arkadaşlarımıza ve parti çalışmalarımıza önayak olacak. Biz özgür bir basın istiyoruz. Siyasi eleştiri nedeniyle birbirini ötekileştiren, sadece yanında olduğu için var olan gazeteciği değil karşı görüşte de olsa bütün düşüncelerini söylediği için özgürce Türkiye’de gezebileceği, can ve mal güvenliğinin olduğu basın ve ifade özgürlüğünün tam olduğu bir ülke istiyoruz” dedi.

atilla sertel-gazete-yenigun-1

ASGARİ ÜCRET BASINDA KALİTEYİ DÜŞÜRÜYOR

Anadolu Buluşması Yerel Medya Çalıştayında konuşan Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, “ Gazeteciler bu iklimde düşük ücretler ile çalışmak zorunda kalıyorlar. Bu da basında kalitenin düşmesine neden oluyor. Basın sektöründe yer alan birçok gazeteci asgari ücret ile çalışıyor.  Bu ücretler ile evini geçindirmek, tiyatroya gitmek,  kitap almak, başka gazeteleri alıp orada neler olmuş diye bakmak zorundalar. Gazetecilik kendini sürekli geliştirmek zorundadır. Eğer bunları yapabiliyorsa bir gazeteci o zaman çalıştığı kurumunda kalitesini artıracaktır.  Bu nedenle de bu ücretler ile bir gazetecinin kişisel ve mesleki gelişiminin önündeki en büyük engel ise aldıkları asgari ücretlerdir. Olaylara böyle bakmamız gerekiyor. Zor durumlarda birbirimize elbette omuz vereceğiz destekleyeceğiz. Ama sendikayı düşman görerek, sendikalaşmayı engel görerek yapamayız. Hem mesleğimiz çıkarları için hem de gazetecilerin daha iyi koşullarda çalışabilmesi için yan yana gelmeliyiz. Bunu yapamadığımız sürece 300 tane meslek örgütü tek çatı altında toplanmadığı sürekli ayrılık ve farklılıklarını sürdüğü noktada biz daha yıllarca kurultay yaparız. Birkaç tane daha kurultay yaparız sonra sorunlarımızı da konuşamaz hale geliriz. Bu sorunlar hepimizin dayanışmamızı artırmaktan başka şansımız yok” dedi.

126550

BASININ ÖNÜNDEKİ ENGEL BASIN İLAN KURUMUDUR 

Cumhuriyet Halk Partisi Marmaris’te 2021 yılı Anadolu Buluşması Yerel Medya Çalıştayı toplantısı gerçekleştiriliyor. Basın İş Sendikası Genel Başkanı Savaş Nigar basın ilan kurulunun yapısının basın özgürlüğü engellemesi ve medyanın sendikalaşmasının gereklilikleri üzerine konuştu.


Son istatistiklere göre 93bin civarında gazetecilik mesleğini yapan insan olduğunu bunun 7bin 500 kişisinin sendikalı olduğunu bununda yüzde 8 e tekabül ettiğinin altını çizen Basın İş Sendikası Genel Başkanı Savaş Nigar, “Eğer bugün medyalar sendikasızsa, gazeteciler örgütsüzse, onlarca yetenekli gazetecinin geleceği patronların iki dudağının arasındaysa sermayedarların günahının yüksek olduğunu söylemek yanlış olmaz. Günümüzde gazetecilik sektöründe örgütlenme oldukça zorlaştı. Bunun iki önemli nedeni var. Birincisi teknolojik gelişim ve işverenlerin tekelleşmesi, diğer boyutu ise gazetecilerin kendi süreçlerine yabancılaşması. Yani kendilerini işçi sınıfının bir parçası olarak görmemesi. Gazetecilerin daha gür bir ses için sendikal faaliyetlere ihtiyacı olduğuna inanıyorum” dedi.
“Her türlü baskı gazetecilik mesleğini yapılamaz hale getirir”
Basının en temel sorunun özgürleşememesi olduğunu dile getiren Nigar, “Ancak bu sorun sadece bugünün değil dünden bugüne uzanan bir geleceğin ürünüdür. Her süreç kendi sansürünü yaratmıştır. Belki de dozunda bir eleştiri gazetecinin işini iyi yapması açısından onu hırslandırabilir. Ancak dozunu aşan ve baskı boyutuna ulaşan eleştiriler. İşten atma tehdidi ve hapis cezası başta olmak üzere her türlü cezai işlem gazetecilik mesleğini tümüyle yapılamaz hale getirir. İşini gereği gibi yapmak isteyen gazeteciler yıpranır” diye söyledi.


“İlanlar olmadan gazetelerin yaşama şansı yoktur!”
En çok yerel basını ve medyayı ilgilendiren Basın İlan Kurumu’nun misyonuna aykırı olarak para cezası ve ilan kesme cezalarıyla ekonomik yazılı basını kontrol etme çabasının yürütüldüğünü belirten Nigar, “RTÜK’ün özellikle bağımsız medyalara kestiği kontrolden çıkan cezaları ise diğer bir kanayan yara olarak karşımızda duruyor. Burada esas gaye ilan yoluyla geniş kitlelerin kamuoyunu bilgilendirmesini engellemek. Resmi ilanların gazetelerde yayınlanmasıyla kamu kaynağının yazılı basının gelişmesine ve güçlenmesini engellemek anlamına gelmektedir. Özellikle dijital yayıncılık ve internet kullanımının yazılı basına tercih edildiği bugünlerde, Basın İlan Kurumu’ndan alının ilanlar olmadığı zaman gazetelerin yaşama şansı yoktur. O yüzden basın özgürlüğünün önündeki engellerden bir tanesi Basın İlan Kurumu’dur ve yapısının mutlaka değişmesi gerekiyor.” dedi.


“Bütün gazeteciler sendikalı olmalı”
Sendika üyeliği nedeniyle işten atılan gazetecilerin işe iadelerinin diğer işçilerde olduğu gibi mutlak sağlanması gerektiğine vurgu yapan Nigar,  “Medyada tekelleşmenin önüne geçilecek uluslarası soru normlarda yasal düzenlemeler yapılması gerekiyor. Mesleki ve parçalı örgütlenme yerine 1980 öncesi dönem gibi kollegtif bir örgütlenmeyi yeniden kurgulamak gerekiyor. Gazetecisi, matbaacısı, dağıtıcısı aynı çatı altında örgütlenmeliler. Gazetecilere özgü olarak işyerine bağlı olmak yerine işyerinden bağımsız sendika getirilmesi gerekiyor. Bu gazetecinin haklarını savunmasını sağlamlaştıracaktır” diye konuştu.

basin-is-sendikasi-20-olagan-genel-kurulu-toplandi-001

DİJİTALLEŞMEYLE DEMOKRATİKLEŞME DE GELECEKTİR

Anadolu Buluşması Yerel Medya Çalıştayında konuşan Ekonomi Gazetecileri Derneği Başkanı Celal Toprak , “ Pandemi sonrasında çok önemli bir çalışma başlattık. Basının Dijitalleşmesine yönelik hamledir. Biz buna hazır mıyız? Hazırsak ne kadar hazırız? Biz hala yazılı basında ısrarla devam ediyoruz. Yazılı basını okutmaya çalışıyoruz. Dijital medya yeni fırsatlar ile geliyor. Medyada demokratikleşme gibi bir misyonu üstlenebilir. Çok zengin insanların başka sektörlerde faaliyet gösterip medyayı egomanya altına alması yerine birkaç gazetecinin bir araya gelerek bir dijital medyada platform kurabiliriz. Yerel basın mensupları iletişim konusunda gayet başarılı ve bu başarının daha çok ortaya çıkması içinde teknolojik altyapı oluşmuş durumda. Ayrıca şu anda yeşil ekonomi diye bir perspektif var. Doğayla insan karşı karşıya çünkü iklim değişikliğinin yüzde 90’ın üzerindeki nedeni insanlar. Bu noktada uzman gazeteciliğe iş düşeceğini düşünüyorum. Trendin buraya doğru gittiğini görüyoruz. Bunun gazeteciler için bir fırsat olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

celal-toprak-gazete-yenigun

GAZETECİLİĞİN SON 20 YILDA DÜŞTÜĞÜNÜ GÖRDÜK 

Cumhuriyet Halk Partisi Marmaris’te 2021 yılı Anadolu Buluşması Yerel Medya Çalıştayı toplantısı gerçekleştiriliyor. TELE 1 TV Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ medyanın yaşadığı sorunları anlattı.

Gazeteciği herkes bireysel bir iş olarak algıladığını söyleyen TELE 1 TV Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, “Aslında sınıf dayanışmasının bir parçası hiç düşünülmedi. Gazeteci kendi imzasıyla iş yapmak ister. Dolayısıyla kendi yaptığınız işi başarısıyla, başarısızlığıyla ön plana çıkarsınız. İnsanların bugün okuduğunu siz dün biliyorsunuz, insanların yarın tartışacağı konuları siz bugünden üretiyorsunuz. Dolayısıyla toplumda öncü bir iş yapıyorsunuz demektir. Buda gazeteciliği çok imtiyazlı bir meslek haline getirir. Meslek olarak yaptığımız gazeteciğin son 20 yılda düştüğünü gördük. Asıl temel sorunumuz burdur diye düşünüyorum. Türkiye’de hızlı bir biçimde gazetecilik yapılamaz bir ülke hale geldi. Yandaş medya diye bir kavramın üretildiği bir süreçten geçiyoruz. Bunda herkesin payı var, kendi örgütlerini bozan gazetecilerinde payı var” dedi.

merdan-2


“Toplumu yönetmek için medyaya hakim olmak gerekiyor”
Çalıştayın eğer bir kazanımı olacaksa medyanın bu sefaletine son vermek olması gerektiğini belirten Yanardağ, “Yandaş medya alanını yeniden düzenleyip, yapılacak ilk iş medyayı özgürleştirmektir. Bilgi kirliğinin alabildiğine yaygın olduğu tarihsel bir süreçten geçiliyor. Medyaya egemen olmadığımız zaman, o toplumu yönetmeni mümkün değil. İktidara bakın bütün medya gruplarını ele geçirdi kala kala birkaç televizyon, birkaç gazete kaldı. Dijital olarak görece biraz daha özgür bir alan var. Orada biraz daha bağımsız olarak gazetecilik yapma şansı var insanların ve gayet iyi gazetecilik örnekleri de sergileniyor. Her gazetede gazeteciliğin onurunu korumaya çalışan onlarca arkadaşımız var. Yerel basın merkezden uzakta olmanın avantajıyla görece baskıya biraz daha az maruz kalsalar da medyanın değişen sermaye gelişiminin yeniden özgürleştirmek gerekiyor” diye ifade etti.

Basın İlan Kurumu’nu bugün bir baskı aygıtı haline getirdiklerinin altını çizen Yanardağ, “Aynı RTÜK’ü televizyonlar üzerinde baskı aracı olarak kullandıkları gibi kullanıyorlar bizim gazeteler gibi bayi satışlarımız yok bütün gelirimiz reklam ve sponsorluklar olduğu için böyle denetlemeye çalışıyorlar. Piyasa ve iktidar karşısında yeterince güçlü değilseniz televizyon yayıncılığını yürütmeni çok güçtür. Biz bunu bir dayanışmayla açtık. İzleyici sponsorluğu adında bir çalışma başlattık. Firmalara olduğu gibi izleyicilerde sponsor olabiliyorlar. Toplumun desteğiyle ve toplumsal dayanışmayla bu süreci atlatabileceğimizi öngörüyorum” diye konuştu.