Doğan Karabulut'un 26 Mayıs 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Bugünkü yazım, bir kez daha, yerel yönetimler, siyaset ve dış politika gibi üzerinde en çok yazdığım konulardan biri olan "eğitim" ile ilgili...

Buyurun...

Eğitimimizin ne durumda olduğunu anlamak için, Anadolu Üniversitesi'nin açık öğretim sisteminin ne durumda olduğuna bakmak yeter...

Durumu en net fotoğrafıyla görmek isteyenler, sosyal medyada (mesela Twitter'da) basit bir çaba ile arama yapıp çocukların feryatlarını, çığlıklarını duyabilirler...

Konunun ilgili tarafları bunları neden görmezler, duymazlar ve anlamazlar bilemem.

Zaten açık öğretim öğrencilerinin maruz kaldıkları "işkence"yi sadece ben yazıyorum gibi...

Sayıları milyonlarla ölçülen emeklileri ve açık öğretim öğrencilerini "tıklama aracı" olarak gören gazetelerin web sitelerinde bunlardan bahsedilmez, devletin eğitim-öğretim yuvaları varken, varsa yoksa özel eğitim kurumlarına öncelik tanıma algısı oluşturmaya çalışan "eğitim uzmanı" vesaire kişiler de böyle şeyleri gündeme falan getirmez.

Sorularım şöyle:

* Pandemi döneminde sınavlar online yapılırken, yani herkes evinde kendi bilgisayarını, kendi internet kotasını ve kendi elektriğini kullanarak sınava girerken, neden öğrencilerden "öğrenim harcı" aldınız? Gerekçe gösterin bana, tek bir gerekçe olsun gösterin gösterebiliyorsanız; ücretsiz kitap bile vermediğiniz çocuklarımız evlerinde sınava girerken sizin ne masrafınız oldu da, o paralar size ödendi?

*Yüz yüze sınavlar başladığında sorular neden aşırı derecede zorlaştı? Online dönemde kendinizi çocuklarımızın kopya çektiklerine inandırdığınız için intikam mı alıyorsunuz?

*Bütün çocuklarımız birbirinden zor sorular karşısında şok olup (hep korumamız gereken)o pırıl pırıl kalpleri kırıldığı halde siz "intikam" lafına çok alındıysanız, bana söyler misiniz; 20 sorudan oluşan 30 dakikalık bir sınavda 10 (yazı ile on!) satırlık 4 seçenek verilip, buna 3 (üç) satırlık soru sorulup, herbiri 2'li seçeneklerden oluşan 5(beş) şıklı bir soru sorulur mu? (Örnek: Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkileri, 5. soruda olduğu gibi) Bazı sınavların derslerinde de soruların yanıt seçenekleri olarak verilen şıklar 12 (oniki!) satır! (Örnek: Uluslararası Örgütler, 6. soru) Kendinizi iyi bir eğitimci olarak görüyorsanız, buyurun hesabını yapın, cevabını verin bana! Böyle şey olur mu!

*Bazen üstlerin yükselme sürecinde astların puanları da etkili oluyor ya, böyle bir şeyi "eğitim süreci"ne de uygulasak, bizim evlatlarımızın tabi tutulduğu böyle bir süreçte, böyle bir sınava siz girseniz kaç alırsınız acaba? Ürpermeden şöyle bir düşünün bakalım!

*Sizin sistemleriniz "konum" denen bir kavramdan habersiz mi! Neden çocuklarımızı oturdukları yer Konya iken Hanya'ya gönderiyorsunuz! Siz para denen şeyin kolay kazanıldığını mı zannediyorsunuz!

*Daha önce de sorduğum bir soruyu yineleyeyim: bizim evlatlarımız öğrenci mi, müşteriniz mi?

*"Müşteri mi ne münasebet!" diyorsanız, buyurun pandemi döneminde aldığınız harçların iadesi için devletin yetkili mercileri nezdinde girişimlerde bulunun bakalım! "Şarttı o paraları almak, devletin de ihtiyacı var!" diyorsanız, size cevabım şu: Pazar günkü sınav yerlerinden biri olan Dokuz Eylül Üniversitesi Tınaztepe Yerleşkesi'nin içinde bulunan Mühendislik Fakültesi Genel Kimya Laboratuvarı karşısındaki boş bir binayı zeminden yukarıya doğru aydınlatan "dekoratif amaçlı" (yani makyaj maksatlı) mavi ışıklar gün boyunca açık kaldı; onları söndürtün önce! Onları söndürtürseniz gençlerimizin geleceği aydınlanır, devletin parası halkına kalır!

* Son soru:Özel okullara gitmeyip devletine güvenerek bu şekilde okumayı tercih eden milyonlarca öğrencinin kalbini daha ne kadar kıracaksınız?

Cesareti olan cevabını verir.