21.03.2021, 15:05

Anlamak...

İnsanlarımızın ortak noktası anlayışsızlığımız ve bizler birbirimizi anlayamıyoruz.

Ve tahammülsüzlüğümüz ise had safhada.

Peki, neden birbirimizi anlayamıyoruz hatta anlamaya çalışamıyoruz.

Gayret gösteremediğimiz gibi şiddet de bu anlayışsızlığın tuzu biberi olmakta adeta.

*

Birbirimizi yanlış anlamamızın ana nedenleri say say bitmez.

Bunu keşfetsek bile, buradan yola çıksak bile çağımızın sorunu maalesef ki iletişim.

Peki, nedir iletişim sorunu?

Düşündüğümüzü söyleyememek mi, söylememek mi ya da sosyal medya ile fazla ilgili olmak, sanal hayatı gerçek hayat ile karıştırmak mı?

*

Sanal hayatlar içinde yüz yüze görüşme olmadığından anlaşılma veya anlaşılmama derdi en az düzeydedir. Acaba bu nedenle mi iletişim bu şekilde ilerledi ve bu yaklaşımlar neticesinde de iletişim sorunları doğdu?

Bilemiyoruz.

Ancak söylemek istediğimizi anlatamamak oldukça yüksek düzeylerde seyrediyor.

Ve ortaya çıkan sonuç ise birbirimizi yanlış anlamak ile gelen öfke ve şiddet olayları.

*

Düşündüğümüz, söylemek istediğimiz, hatta sandığımız veya söylediğimiz şeyler aslında karşımızda ki kişinin duymak istediği ile çelişkili olabilir.

Duymak istediği ve duyduğu, anlamak istediği, anladığı her şey ile sizin bahsettikleriniz arasında fark olabilir.

İşte sorunlar bu düzlemde başlar.

*

Sabırlı olabilir miyiz? Yoksa öfkemize mi yeniliriz?

Beklemeyi öğrenebilir miyiz? Yoksa acele ile karar mı veririz?

Aslında, her dakika yeni bir hayatın başlangıcıdır. O nedenle dikkat!

*

Her şey bizim elimizde. Dinlemek bir sanattır’ Ön yargı ise en zor kırılan halkadır… İlk kural karşımızdakini dinlemeli ve ardından anlatmak istediğimizi anlatmalıyız. Ön yargıları kenara atabilmeliyiz.

Bir kişiyi eğer yargısız öğüt vermeden dinleyebiliyorsanız altın kuralı çözdünüz demektir. Altın kuralı bilen kişiler konuşmayı sanata dönüştürebilenlerdir.

Her birey bunu kendi çerçevesinde yaptığı müddetçe anlaşmazlıklar minimum düzeye inecektir…

Etrafınıza bir bakın. Herkes bir başkasını suçluyor ve kimse kendine dönmüyor. Anlatmaya çalışan çok ama anlamaya çalışan az…

*

Her an da yaşadıkça her anın güzelliğini anladıkça anlaşmazlıkların içinde boğuşmanın gereksizliğini daha da iyi anlar umarım insanlık. Anlatmaya çalışan değil anlamaya çalışan olur. Ve umarım gereksiz didişmelerin ruhunu zedelediğini kavrar.

Ve yine umarım ki kendi aynasını tertemiz yapar.

Kendi çöplerini temizler.

 

Dip not;

Yaşlıların yaşam kalitesi...

Her insan için farklıdır hayat ve hayata bakış. Özellikle yaşımız ilerlediğinde bu dönemi olabildiğince sorunsuz geçirmek isteriz. Yaşlılarımız yaş alındıkça beden değişiklikleriyle yüzleşti. İlerleyen yaşların özen gösterilmesi gereken durumları ile karşılaşıldı. İleri yaşlar ve yaşam kalitesi ise bu pandemi ile daha da alt-üst oldu. Hepsi mutsuz, üzüntülü ve kaygılı. Temel değişiklikler ile hayatımıza giren yeni normaller siz değerlerimizi artık üzmesin istiyoruz. Sokakta, marketde üzgün yüzler görmek istemiyoruz. Özellikle yaşlılarımıza sesleniyorum: Bu pandeminin yaşam kalitenizi bozmasına izin vermeyin lütfen.

 

 

Biz sizi engin düşünceleriniz, yolumuzu aydınlatan sevginiz ve bize sunduğunuz çocukluğunuz ile seviyoruz.Tüm sistemimizde değişiklikler, sorunlar oluşacaktır. İşte oluşan bu değişiklikler ve sorunlar ortaya çıktığında bunlarla baş etmek ve önlem almak en önemli konu. Stresle baş etmek kısa adı. Ve hala aşılama olsa bile risklerin devam ettiği şu günlerde coronadan sonra gelen en önemli sorun iskelet sistemi ve ruh durumunuz.

Yılların yükünü taşıyan kemik ve kıkırdaklar hareketsizliği yüzünden iskelet sisteminiz, kaslarınız ve bağlarınız bir yıpranma ve aşınma sürecine giriyor. Eklem kireçlenmesi, kaslarımızda güç kaybı,kemik erimesi, sorunları ile hali hazırda zorlanırken evde kalma ile birlikte bağlarının güçsüzlüğü ile yaşam kaliteniz düşüyor.

Ve en önemlisi ise ruhen de çöküşün yaşandığı bu dönemde depresyon, hareket kısıtlanması ve eve hapsolma neticesinde sinirlerin yıpranması, hayatdan kendini çekme, huzursuzluk ve de huysuzluk baş gösterebilir dikkat edin lütfen…

Özellikle güneş ışığı, kalsiyum, protein, D vitamini yönünden dengeli beslenin. Kilo almayın. Düzenli egzersiz ile kaslar ve kemiklerinizi güçlendirin.

Bu yasak dönemlerinde yaşam kalitenizi düşürmeden yaşamak mümkün. Siz bizim için değerlisiniz. Siz en güzeli hak ediyorsunuz.

 

Mutlu kalın…


Fıkra;

Temel ile Fadime hayli zamandır birbirlerine âşıktılar.

Fadime evlenmek istiyor, ama Temel bu konuda ihmalkâr davranıyordu.

Ama yine de yıllar böyle geçmişti. Bir gün Fadime evlenme konusunu Temel’e açtı:

– Temelcuğum, artuk evlensak, sen ne dersin?

Temel bu, kolay kolay tuzağa vurur mu, başını ‘hayır’ anlamına gelir şekilde salladıktan sonra şöyle yanıt verdi:

– Doğri deysın Fadimecuğum ama, habu yaştan sonra bizi kim alır he?

Günün sözü;

Bazen susarsın. Yenilmiş sanırlar seni, eksik ve yaramaz. Unutma, susan bilir ki konuştuğu zaman kimse kaldıramaz... Dostoyevski.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@