10.05.2021, 09:09

Anne babaya ve büyüklere saygı

Gerçek şu ki,Allah zerre ağırlığı kadar  haksızlık yapmaz.Bu ağırlıkta bir iyilik olursa, onu kat kat artırır. Ve katından da büyük bir sevap verir.(Nisa-40)

 

“Verici el, alıcı elden daha hayırlıdır (Müslim,Buhari)   

Bugün Allah nasip ederse, Anneye, babaya ve büyüklere karşı  iyi davranmak, onları hiçbir zaman kırmamak, incitmemek konuları üzerinde duracağız. Anneye  babaya iyi davranmak gerektiğini her halde herkes bilir.Çocuklar bile büyüklerine karşı  iyi ve güzel davranmak gerektiğini bilir.Ancak anneye babaya saygılı davranmak işinin Allah katındaki önem ve ehemmiyetini  herkes bilemeyebilir.Anneye babaya ve büyüklere saygı  sözlerini duyuyordur da Allah katındaki önem ve ehemmiyetini ciddi olarak düşünmemiştir, üzerinde durmamıştır.Veya akla bile gelmeyen nedenlerle bu saygı olayı üzerinde düşünmemiş olabilir.Tabi ki  bu büyüklere saygı olayı, Allah  katındaki önemi yanı sıra  toplum katında da çok  çok önemi olan bir olaydır. Ama Allah katındaki önemi o kadar büyük ki bunun ne olduğunun duyurulmasında inanıyorum ki büyük faydalar olacaktır.O bakımdan bugün,insanlarımıza, değerli izleyicilerimize bu konuyu anlatalım.Allah katındaki önem ve ehemmiyetinin nereden ileri geldiğini duyuralım istedik.

Böylece Anne ve babaya iyi ve güzel davranmakla, onları kırmamak ve incitmemekle insanlarımızın affedilmeyecek olan bir büyük günah işlemekten kurtulacaklarını, Allah katında ki kazanacakları ecir ve sevabın ne kadar büyük olacağını duyurmuş olacağız. Kişilerin hem insani yönden hem de dini yönden çok şey kazanacağını anlatacağız.

Ancak bugün ibretlik olarak gördüğüm bazı dini kıssalarla, yaşanmış bazı olayların anlatılmasına ağırlık verelim diye düşünüyorum. Çünkü onlar, insanlarımız için, bizler için yaşanmış olaylar olması açısında Çok güzel sanki canlı birer ders verici örnek olacaktır. 

Kısacası bugün  Anneye, babaya, büyüklere saygı konusu üzerinde duracağız ve bu önemli konuyu,Kuran ve Hadisler yanı sıra,unutulmamasının,akılda kalmasının sağlanması açısından,ders verici  güzel  Yaşanmış örneklerle de  destekleyerek konumuzu anlatmaya devam edeceğiz inşallah.

 

ANNEYE BABAYA İYİ DAVRANMAK ALLAH’IN EMRİ MİDİR?

Evet  anneye babaya iyi davranmak, güzel sözlerle mukabele etmek, onları en ufak bir şekilde incitmemek. Allah’ın bir emridir. Peygamberimiz de Toplum da aynı şekilde anneye babaya saygı ister. Onlara karşı  iyi ve güzel davranılmasını, onların incitilmeden yaşamlarını sürdürmelerinin sağlanmasını ister.Peygamberimizin bir Hadisi e ne demek istediğimizi anlatmaya çalışalım.

Bir gün peygamberimize bir genç gelerek Çok sevap kazanmak istediğini, bu sebeple de kendisinin Peygamberimizin yaptığı savaşlara dâhil edilmesini, cihadlara çağrılmasını, gazi olmak, şehit olmak istediğini Sıradan sevaplar değil çok büyük sevaplar kazanmak istediğini söyler. Bunun üzerine Peygamberimiz,”Senin amacın  büyük sevap mı kazanmak. Bunu mu istiyorsun diye sorar.” Kişi de evet amacım çok büyük sevaplar kazanmak  deyince Peygamberimiz tekrar, “Annen v e babandan sağ olan var mı?” diye sorar. Gelen genç evet ikisi de  sağ der. “O zaman da peygamberimiz, doğru evine dön ve annenle babanla ilgilen. Onları memnun et, hizmetinde ol. O sana sevapların en büyüğünü kazandıracaktır.”buyurarak, anneye babaya hizmetin sevapların en büyüğü olduğunu bildirerek genci evin gönderir.

Görüldüğü gibi Peygamberimizin emri de  anne ve babaya iyi davranılması yönündedir.C.Allah da anne ve babaya iyi davranılmasını emreder. İsra Suresi 23 ve 24 Ayetlerinde bu konuda Allah Teâla’nın “Ey kullarım’ Rabbiniz, anne ve babanıza   iyi davranmanızı kesin bir şekilde emreder. Anne ve babanızdan birisi veya ikisi sizin yanınızda yaşlanırsa, onlara üf bile demeyin. Onları azarlamayın. İkisine de güzel sözler  söyleyerek rızalarını alın.(Isra-23) “Anne ve babanızı  esirgeyerek koruyun.

Alçak gönüllülükle üzerlerine kol kanat gerin. Ve Rabbinize,( Allah’ım!  Küçüklüğümde onlar beni nasıl  koruyup kollamışlarsa, şimdi de sen onları koru,kolla. Onlara rahmet et ya rabbi! Diye dua edin.”(Isra-24) buyurduğunu görürüz.Her halde C.Allah’ın bu emri bile tek başına er şeyi anlatmaya yetecektir.

 

ANNE VE BABANIN HAYIR VE BEDDUALAR  KESİN  KABUL OLUR MU?  

Evet İslamiyet’te dualarını kesin olarak kabul edeceğini bildirdiği  kişiler arasında anne ve baba da sayılır.Peygamberimiz, “Yolcu olan kişinin, eza cefa çeken zulüm gören mazlum kişinin ve anne ile babanın Hayır duaları ve bedduaları Allah tarafından kabul olur.”  buyurmaktadır.Demek ki yolcunun, Zulüm görenin ve Anne ile babanın duaları kabul oluyor.Bunu unutmamak gerekir.

Bu Hadise göre anlaşılan diğer bir konu da, duaların hayır duası şeklinde olabileceği gibi beddua şeklinde de olabilecektir. Öyleyse iki türlü dua şeklinden bahsedebilinir.

1). Hayır duası,

            2). Beddua.

Hayır duasını biliyoruz.İyi ve güzel şeylere kavuşmayı dileme,beddua ise, birisinin kötü duruma düşmesini içten isteme,İlenme,lanet okuma anlamlarına gelmektedir.Peygamberimiz(anne baba duası ile çok kurtulan olduğu gibi, bedduası ile de çok kaybeden olmuştur) buyurarak,  hem hayır duasının hem de bedduanın kabul olabileceğini bildirmektedir. O bakımdan, insanların anne ve babasının hayır duasını almalarını ve beddualarından da kaçınmalarını tavsiye etmektedir.

 

HZ.MUSA’NIN CENNETTEKİ KOMŞUSUNU ÖĞRENME DUASI

Konumuzun bu aşamasında anne ve baba duaların  kabul olması ile ilgili olarak Hz. Musa’ya atfedilen bir dini kıssayı anlatmakta yarar görüyorum.Dini kıssalar bölümlerinde anlatıldığı için biz bu tür  kıssaları cemaatimize anlatırız. Hocalarımız da  bu kıssayı anlatırlar.Bu sebeple biz de bugünkü konuşmamızda faydalı olacağı düşüncesiyle bu kıssaya  yer verelim istedik.  

Rivayet olunduğuna göre Hz. Musa, Cennetteki komşusunu merak eder. Gün geçtikçe de merakı arttığı için cennet komşusunu öğrenmek amacı ile Allah’a günlerce dua eder, tefekkürde bulunur, zikirde bulunur.Bu dualar sonucunda, hiç beklemediği bir gün Cebrail Aleyhisselam Hz. Musa’ya gelerek:“Ey Allah’ın Resulü, duanızı Allah kabul etti. Sizi Cennet komşunuza götürmek için geldim, buyurun çıkalım ve gidip görelim. Ancak komşunuza,1)Cennet komşunuz olduğunu bildirmemeniz 2) Peygamber olduğunuzu da söylememeniz emredildi .” derve yola koyulurlar.

Hz. Musa yolda düşünmeye başlar. Allah (c.c.)  bir peygambere kimi komşu yapabilir. “Her halde yine bir peygamber olur.” diye düşünür ve merakı daha da arttığı için Cebrail’e sorar. “Cebrail kardeşim, gittiğimiz yerdeki cennet komşum bir peygamber mi?” diye. Hayır, cevabını alır. 

Hz. Musa’nın merakı iyice artar ve yine düşünmeye başlar. Ve bu seferde şöyle düşünmeye başlar. “Herhalde komşum, Allah’a dua ve tefekkürde çok ileride olan birisidir diye düşünür.Ömrünün çok büyük bir kısmını tefekkürde geçiren biri olmalı.” diye düşünür ve yine bu düşüncesini sorunca, Cebrail Aleyhisselam yine de hayır, cevabını verir.

Hz. Musa’nın merakının zirve yaptığı bir anda, Hz. Cebrail karşılarında duran bir kasap dükkânını göstererek (Ya Resulullah benim görevim burada bitiyor. Sizin cennet komşunuz karşıdaki kasap dükkânının sahibidir. Gidip kendinizin konuşması, tanışması gerekir.) der ve Hz. Musa’dan ayrılır.

                             

HZ.MUSA CENNET KOMŞUSU İLE TANIŞIYOR MU?

Hz. Musa, dükkâna girer, selam verir ve  Tanrı misafiri olduğunu söyleyerek oturur. Kasap, Ey Tanrı misafiri kardeşim, bu gün sabahtan beri, sebebini anlayamadığım bir şeyler oldu. Dükkânıma bir bereket, gönlüme bir huzur doldu. Arkadaş içimde, sanki ben seni bekliyormuşum gibi bir duygu var. Sizi evimde misafir etmek istiyorum, der ve kim olduğunu bilmediği Hz. Musa’yı evine götürür.

Kasap, misafirini oturtur ve “yapmam gereken küçük bir işim var birazcık müsade” diyerek mi-

 safirinin karşısındaki tavanda asılı olan zembili indirir ve içindeki yaşlı, yürüyemeyen, ihtiyaçlarını kendi kendine göremeyen ihtiyar kadını, yani annesini müşfik bir şekilde kucaklayarak üstünü, elbiselerini temizler, öper, koklar doyurur ve işini bitirince de annesini, pencere yanına oturtarak misafirinin yanına gelir.

 

ZEMBİL NEDİR, ANNE NİÇİN ZENBİLE KONULARAK TAVANA ASILMIŞTIR?

 Zembil, söğütte,sert otlardan,kamıştan  örülen yassı ve  iki tarafında da kulpu, sapı olan taşıma sepe- tidir. Muhtelif büyüklüklerde olabilir.Kasap, annesini uzunca ve dayanıklı bir sepete koyup yerden biraz yukarıya kaldırıyor. Amacı da yerde kedi, fare gibi hayvanlar annesine zarar vermesin. Onu güvenceye almak için zembil koyup kaldırıyor..

Zembil lafı halk arasında da kullanılır. Halk arasında,”(Gökten zembille mi indin arkadaş) gibi lafların çok çok sık kullanıldığını görürüz. Gökten zembille inmek deyiminin kabaca anlamı, “Hiç beklenmedik bir zamanda çıkıp gelmesi”  demektir.

Yine mesela tarihimizde “Zembilli Ali Efendi” ifadesi çok sık geçer. Zembilli Ali Efendi,Osmanlının  en  şaşalı dönemlerinde  müftülük Yani Şeyhülislamlık yapan bir din adamıdır. Çok hızlı fetvalar vermesi ile tanınır. Fetva almak için ona gelenler,evine geldikleri zaman,Sepeti 2. Kattan sarkıtır soruları alır ve fetva isteyen kişi kapıda beklerken anında  fetvayı yazar,imzalar ve yine aynı sepetle,cevabını iletirdi. Bu bakımdan Şeyhülislam Ali  efendiye halk arasında o zamanlar “Zembilli Ali Efendi” Lakabı takılmıştı. Bu lakap yani zembilli Ali Efendi  lakabı günümüze kadar  uzanıp gelmiştir.

 

KASABIN MİSAFİRİ HZ. MUSA’YI BLGLENDİRMESİ           

Kasap misafirine,  (Kıymetli Misafirim! Ben 20 senedir, yaşlanan anneme bakıyorum. Eli ayağı tutmuyor, yemeğini bile yiyemiyor. Anneme bakmak için evlenemedim. Onun ihtiyaçlarını gideriyorum. Günde 3 kere de iş yerini kapatarak gelip ona bakıyorum. Zembille tavana asmamın sebebi ise, yerde bırakırsam fare veya böcekler ona zarar verebilir. Onun için bu zembile güzelce yerleştirip fare gibi böcek gibi zarar verecek haşarattan uzak tutmaya çalışıyorum. O da memnun oluyor. 20 senedir, aciz durumda olan anneme en güzel şekilde bakmaya çalışıyorum) der.

Hz. Musa, konuyu anlar ve o duygulu haliyle, komşusu olacak kasaba sorar, “Peki, sen yemeğini yedirip üstünü başını temizleyerek pencere kenarına oturttuğunda annen, senin kulağına eğilip bir şey söyledi. Merak ettim ne dedi sana?” der.

Kasap,Annem de, ben kendisine bu hizmetleri yapınca, her halde çok memnun oluyor ki,  20 senedir sabah akşam sesi de çıkmadığı için kulağıma eğilir ve “Oğlum, Allah senden razı olsun. Yüce Mevlam seni, cennette Hz. Musa’ya komşu etsin inşallah diye dua eder. 20 senedir de bu duasını devam ettirip gelir” der.

Hz. Musa öğreneceğini tabi ki öğrenmiştir. Bizler de çok net bir şekilde şunu öğreniyoruz.Allah anne ve babaların dualarını kabul etmektedir.Hem de en büyük mükâfatı kazandıracak şekilde kabul etmektedir..

Hayır dualarının kabul edildiğini bir peygamberle ilgili olan dini kıssa üzerinden öğrendik.Acaba anne ve babanın yapacağı beddua da Allah katında kabul olur mu? şimdi de ona bakalım.

 

ANNE-BABANIN BEDDUALARI,HAYIR DUALARI GİBİ KABUL OLUR 

Peygamberimizin bazı Hadislerinden esinlenen İslam Uleması,  Anne ve babanın bedduasının geçebi-

leceği kanaatindeler. O bakımdan İnsanların anne ve babalarının beddualarını almaktan kaçması şarttır derler.

Ve şu  iki tavsiyede bulunurlar

1).Bu sebeple Anne ve babanın bazen kızgınlık ile çocuklarına kötü bir dilek ve temenni de bile bulunmamasını isterler. Çünkü diyorlar, duaların kabul olacağı bir zamana denk gelir ve Allah korusun kabul olur. Sonra da bunun üzüntüsünü ömür boyu çeker..Bu konuda dikkatli olmaya davet ederler

2).İslam âlimleri, özellikle annenin değil de babanın bedduasından kaçınılmalıdır derler.Bunun sebebine gelince,Annenin çocuğuna karşı sevgisi daha fazla olur.Öyle yürekten bir ilenme yani beddua yapamaz.Baba anneye göre biraz daha katıdır. Onun için Yürekten beddua edebilir. Bu bakımdan babanın bedduasından  kaçmak lazım denilir.Ve bu sebeple babalar da dikkatli olmaya çağrılır.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@