03.10.2014, 21:00

Antibiyotikle yaşam

Bir çağ başlayacak ve bir gün ilaçlara bağımlılıktan kurtulduğumuz gibi şirketlerin de esiri olmayacağız...

Umut...

Havalar iyiden iyiye sonbaharın büyüsünde artık...

Ve bu değişim bedenimizde de değişim yaratıyor...

Bu nedenle de hastalandığımızda hemen sarıldığımız ilaçlara dikkat çekmek istiyorum...

*

 

Olur olmaz rahatsızlıklarda hemen antibiyotiklere sarılma devrini kapatmıştık kısa süre önce.

Ancak halkımız ve doktorlar henüz daha alışamadı yeni döneme...

Hala istek var hala diretmece...

Bir diretme de onlardan geliyor.

Mikroorganizmalardan..Onlar da artık

antibiyotiklere direnmeyi öğrendi...

Kendilerine koruma altına aldı...Geliştirdiler...

Yıllardır alıştık antibiyotik alarak hemen iyileşmek için çabaya...

En basit ve sıradan enfeksiyonları hemen antibiyotikle geçiştirme çabasına...

Oldukça alışkınız bu davranışa...

*

Her şeyde öyle değil mi insanoğlu?

Her derdin gelmesiyle bir kaçışı seçmez mi?

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) raporuna göre 114 ülke incelendi, durum tehlikeli...

Bakteri , virüs, mantar ya da parazit, bedenimize girip yerleşen bütün mikroorganizmalar antibiyotik ile önceden kontrol altına alınabiliyordu. 

Şimdi ise direnç var...

Aynı ilaçlar direnç geliştirdi ve hızla da bu direnç gelişiyor...

 

*

Antibiyotiklerin etkisi çok zayıflamış durumda. 

Veremden tutun da bel soğukluğuna kadar durum vahim...

Sonuç; antibiyotiklerin sorumsuzca kullanılmış olması

Doktorlar uzunca bir zaman dayadılar bize antibiyotiği...

Hastalar ısrarcı, hatta hala daha ısrarcılar...

Eczaneler isteyene veriyor...

*

Antibiyotikler hatta grip, nezle de bile kullanılır oldu...

İlaç firmaları doktorları yönlendirir oldu...

Hayvancılıkta bile kullanılır ve dolaylı bize yedirilir oldu...(Tam da Kurban Bayramı’ndayız...Acaba antibiyotikli etler kursağımıza ne kadar girecek düşünmedem edemiyorum?)

Tarımda ilaç olarak dolaylı alıyoruz...

Zenginler iyi de fakirler ne yapsın organik beslenemezler ki...

Lütfen ciddi boyutlara ulaşan bu direnç olayını önemseyin...

Etlerimizden elinizi çekin...

Tarımımızdan uzaklaşın...

Bir antibiyotik nerelere ulaşmış ya rab!...

 

Dip notlar;

 

 

Bayramda yemek krizi...

Ah o geleneklerimiz...

Adetlerimiz…

Ah o ikramlarımız…

Çıktık valla bu bayramda yine normal düzenden...

 

Türk adetlerinin en güzellerinden biri. Bayram davetleri...

Ooo... Masalar donatılır. Envai çeşit yemeklerle, tatlılarla misafirlere hem göz hem de mide ziyafeti çekilir...

Bayram süresince yapılan lezzetli ikramlara karşı koymak mümkün mü?

Birbirinden güzel tatlılara hayır demek mümkün mü?

Aman! Bu bayramı da en az yemek krizi ve şokuyla atlatalım… Lütfen sağlıkları risk altında olanlar dikkat etsinler.

Sakın yemek şokuna girmeyin!

Hele ki kollestrol yüksekliği yaşayanlar. Aman dikkat!

Israrcılarada sesleniyorum. Isrardan kaçının lütfen... Bu bayram dayanamıyoruz ısrarlara, şoka sokmayınız kimsecikleri...

Unutmayalım!

Bu bayram da geçici...

Bu modda geçici...

Güzel anlarımız, hoş sohbetlerimiz ve sevdiklerimizle birlikteliklerimiz kalıcı...

 

Bu girişim örnek olsun...

 

Belediyenin düşüncesini küçük işletmelere ve bireylere de yayalım...

Büyükşehir Belediyesi’nin bir güzel düşüncesi var...

Ve bunu yılbaşından bu yana uyguluyor...

Kordon’daki işletmelerin yemek atıklarını ambalaj atıklarından ayrı topluyor...

Süper bir uygulama...

Cumhuriyet Meydanı ile Liman arasındaki güzergâh boyunca yer alan 94 işletmenin evsel atıkları ayrı ayrı toplanırken, ambalaj atıkları ise anlaşmalı firma tarafından toplanarak geri dönüşüme gönderiliyor.

Dahası da var...

Kordon İşadamları Derneği, Özmüşler Atık Yönetimi ve Çevre Danışmanlık Hizmetleri A.Ş., Çevko Vakfı’yla birlikte yürüttüğü proje kapsamında bu yemek atıklarını da hayvan barınaklarına ulaştırıyor...

Çevreci projeleriyle bir çok kente örnek olan İzmir Büyükşehir Belediyesi, yılbaşından bu yana 1 Kordon’daki işyerlerinden topladığı tonla yemek artığını barınaklara verdi...

Çöpe giden yemekler değerlenmiş olduğu gibi, çevre sorunu halledildi ve misafir edilen hayvanlar besin değeri yüksek gıdalarla beslenmiş oldu...

Bu kapsamda lütfen kürdanlarınızı tabaklara atmayın...

Barınaklara giden bu yiyecekler tek tek açılıp temizlenemiyor ne yazık ki...

Şimdi bu uygulamayı küçük işletmelere ve bireylere yayma zamanı geldi...

Lütfen yemek atıkları çöpe gitmesin... Sokaktaki hayvanlarımızı ve barınaktaki hayvanlarımızı düşünelim...

Yerel belediyeler bölgelerinde ki yemek atıklarını toplasın...

Bu ikili toplama sistemi inanın çok büyük bir fayda...

Hem güzel hayvanlarımızın karnı doyacak, hem de çevre adına çok büyük örnek bir girişim yapılmış olacak...

 

İşte ‘sevginizi saçın’ isteği sadece insana yönelik değil, hayvanlarımıza, çevremize ve doğamıza da olmalı...

 

Sağlıklı ve mutlu bayramlar sizin olsun...

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

Temel Afrika'ya safariye gitmiş. İlk günün sonunda gece otelin lobisinde avcılar konuşuyormuş.
İngiliz "ben bugün 1 gergedan vurdum" demiş. Fransız "ben de 1 aslan vurdum" demiş. Temel de "ben de 1 noşut vurdum" demiş.
İngilizle Fransız anlamamış ama cehaletleri belli olmasın diye de sormamışlar.
Ertesi gün yine ava gidilmiş gece yine toplanmışlar. İngiliz "ben 2 kaplan vurdum" demiş. Fransız "ben de 1 fil vurdum" demiş. Temel "ben 4 noşut vurdum" demiş.
İngiliz dayanamamış sormuş:
"Kusura bakma ama noşut nasıl birşeydir? Bunca yıllık avcıyım hiç duymadım."
Temel de:
"Ben de ilk defa burda gördüm. Kara kara birşeyler insana benziyorlar. Ellerini kaldırıp "noşut noşut" diye bağırıyorlar demiş.

 

Günün sözü;

Senin sessizliğini anlamayan, muhtemelen senin sözlerini de anlamaz. ” EIbert Hubbard

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@