Deniz Berktay'ın 29 Temmuz 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Rusya–Ukrayna Savaşı, beş ayı da geride bırakıp altıncı ayına girdi. Savaş bütün şiddetiyle sürerken, acil sorunların da bir an önce çözüme kavuşması gerekliliği, kendisini hissettiriyor. Tahıl krizi, bu acil konuların başında geliyordu. Sonunda, İstanbul’da BM ve Türkiye’nin öncülüğünde taraflar, Ukrayna limanlarından tahıl ihracına ilişkin anlaşmayı imzaladılar (Rusya ve Ukrayna, aynı metni imzalamadılar. Rusya, BM ve Türkiye ile ayrı, Ukrayna, BM ve Türkiye’yle ayrı anlaşma imzaladı). Böylelikle, Ukrayna’nın Rus saldırısı ihtimaline karşı mayınlamış olduğu limanlardan üç tanesinden (Odesa, Pivdenniy, Çernomorsk), koridorlarla, Ukrayna gemilerinin kılavuzluğunda,  tahılın tahliyesi gerçekleştirilecek. 

Ukrayna’da, Rusya’nın bu durumdan yararlanarak Ukrayna limanlarına çıkarma harekatı düzenleyebileceği iddia edilmişti. Fakat Ukraynalı yetkililer, mayınların temizlenmediği bu şartlarda, Rus gemilerinin bu limanlara tahıl koridorundan yararlanarak çıkarma yapmasının gerçekçi olmadığını söylüyor.

Limanlardan çıkacak gemilerin tahıldan başka bir şey taşıyıp taşımadığı da, Türkiye, BM, Rusya ve Ukrayna’dan yetkililerin oluşturduğu koordinasyon merkezinde takip edilecek.

Rusya, tahıl ihracı için Ukrayna limanlarına giriş çıkış yapacak gemilere müdahalede bulunmayacağını taahhüt etti. Rusya, attığı bu adımın da karşılığını aldı. Böylelikle, Ukrayna’dan Ukrayna tahılının ihracının yanı sıra, Rusya’dan da Rus tahılının ihracının önü açılıyor.

Ancak bu anlaşmanın işleyip işlemeyeceği, henüz belli değil. Rusya’yla Ukrayna arasında hiçbir konuda anlaşmanın olmasını istemeyen çevreler var. Bunların başında da, ABD–İngiltere ikilisi geliyor. Bunlar, Ukrayna üzerinde de etkilerini arttırıyor.

Anlaşmanın imzalanmasından hemen sonra, Rusya, Ukrayna’nın Odesa Limanı’na füze saldırıları gerçekleştirdi. İngiliz ajansları bunu, Rusya’nın doğrudan limanı, sivil hedefleri bombaladığı şeklinde verdiler. Rusya’ysa, Odesa’da sivil limanı değil, sivil tesislerden epey uzaktaki askeri tesisleri vurduğunu söyledi (Ukrayna’nın donanması, 2014 yılına kadar Kırım Yarımadası’nda kalırken, Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı ele geçirmesi üzerine, Ruslar’ın elinden kurtulmayı başaran Ukrayna savaş gemileri, Odesa’ya gelmişti. Halen Odesa limanının bir bölümünde, askeri tesisler bulunuyor). Ukrayna’da da bazı yetkililer, “Rusya’nın bu girişimi, BM ve Türkiye’yle de alay etmektir” şeklinde açıklamalarda bulundular.

Ukrayna’da son dönemlerde, yeniden, Batı’dan gelen silahlarla birlikte Rusya’nın mağlup edilebileceği, işgal altındaki bütün bölgelerden Rusların çıkartılabileceği konuşuluyor. İngiltere’nin Ukrayna’da bu şekilde beklentileri yükseltmesi, Türkiye’nin arabuluculuk girişimlerini de zorlaştırıyor. Savaşın başlarında Ukrayna’da çok geniş kesimler, Türkiye’nin arabuluculuk girişimlerini olumlu karşılarken, savaşa yönelik beklentiler çok yükseltilince, bu sefer,  Türkiye gibi, bölgede acil barışın sağlanmasını isteyen ülkeler, Rus yanlısıymış gibi gösteriliyor. Oysa ki, Rusya, Kiev’i ele geçirememiş olsa da, Ukrayna’nın yere serebileceği bir ülke değil. Ele geçirdiği her yerden silah kullanarak Rusya’yı çıkarmak, gerçekçi bir beklenti değil. Fazla yüksek bir beklentiyle savaşı sürdürmek, Ukrayna’nın daha fazla insan kaybına uğramasına ve Batılı ülkelere çok daha fazla borçlanmasına neden olacak.  Umarız ki sağduyu, savaşın her iki tarafında da en kısa sürede galip gelir.