Yoğun gündemli bir haftanın en önemlisi kuşkusuz asgari ücrete yapılacak zammın belirlenmesiydi. En azından üç saatliğine diğer tüm ekonomik sorunları bir kenara koyup yapılacak zammı dikkatlice takip ettik. Açıklanan fiyatlardan kimisi memnun oldu kimisi olmadı. Hafta boyunca en çok konuşulan diğer bir konu ise; artışa oransal olarak değil de alım gücü olarak bakmak gerektiğiydi. Bu durumdan yola çıkarak, avukat kimliğimle, asgari ücrete yapılan zam ve sonucunda oluşan genel kanaate göre bir çıkarım yapmak istiyorum. Mesleğimiz itibariyle en iyi yaptığımız iş olan dilekçe yazarak bu haftaki yazımı sizlere sunmak istedim. Yazımıza konu olacak olayda, asgari ücretli müvekkil, yapılan zamla mutlu olup olmaması gerektiği konusunda net bir karara varamıyor ve vekalet verip tarafıma başvuruyor. Yaşadığı kafa karışıklığı ile ilgili dava açmak istemesi üzerine bir dilekçe yazacağız. Ben bu yazıda vekilim. Asil olan ise asgari ücretli. Karar verici hakim ise siz okuyucularsınız. Dilekçemize başlıyoruz.

Mutluluk Tespit Mahkemesi Sayın Hakimliği’ne;

TESPİT İSTEYEN

DAVACI  : ASGARİ ÜCRETLİ

VEKİLİ   : AV. EKİN ARIK ÖZER

DAVALI  : ZAMMIN HAYIRLARA VESİLE OLMASINI DİLEYENLER

KONU     : 4.253 TL’lik zamlı asgari ücretle mutlu olunup olunmayacağının tespitine ilişkindir.

AÇIKLAMALAR :

1       Davacı müvekkilim asgari ücretle çalışan bir işçidir. Dolayısıyla yeni zamla belirlenen 4253 TL’lik asgari ücret ile geçimini sağlayacak bir kişidir. Bu sebeple asgari ücretin ‘asgari’ bir mutlu yaşamı karşılayıp karşılamadığı hususunun tespiti için işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olmuştur.

2        ‘Türk Tipi Başkanlık Sistemi’nin ilk yılı olan 2018 yılında asgari ücret karşılığı 427 dolar, 2019 yılında 382 dolar, 2020 yılında 393 dolar, 2021 yılında 383 dolar ve son yapılan zamla ve dilekçenin yazıldığı günkü dolar kuruyla 260 dolara tekabül etmektedir. Her ne kadar müvekkilim dolarla maaş almasa da ülkemizde alınan her ürünün, üretilen her meyve sebzenin dolar endeksli olmasından dolayı alım gücünde ciddi kayıplar yaşamıştır.

3       Müvekkilim kişisel tercih itibariyle doğalgaz, elektrik, internet, benzin, mazot yemeyi tercih etmemektedir. Bu yenilip içilmeyen kalemlerin tümünün, en asgari düzeyde 1.000 TL’yi geçmesi, fiyatlarının dolarla belirlenmesi, ciddi oranlarda fiyat artışı olması sebebiyle alım gücü de ciddi anlamda düşmüştür. Merkez Bankasının yıl sonu dolar tahmini 9.97 TL iken bugünkü kurun 16,42 TL olması da diğer ironik bir durumdur. Ülkemizde Merkez Bankası ve bol ünvanlı profesörlerimiz dolar kurunu tahmin edemezken, Bakan Kardeşi’nin ‘1 puan falan gibi bir indirim yapacaktır’ nokta atışı tahmini(!) Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107. Maddesi olan ‘Sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan ya da bunları yayan ve bu suretle menfaat sağlayanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar.’ hükmüne de aykırılık teşkil etmektedir. Bu açıklama; yatırımcıları ve piyasa dengelerini tedirgin ederek doların daha da artmasına sebep olarak asgari ücretlinin alım gücünü de doğrudan etkilemektedir.

4       Diğer değineceğimiz husus ise; müvekkilimin asgari yaşam düzeyinde temel ihtiyaçlarını karşılaması için gereken gider kalemlerinden oluşacaktır. Bakan Nebati Bey’in 1.200 TL dediği kiralık evi iki hafta gece-gündüz arayan müvekkilim böyle bir eve rastlayamamış, barınması zaruri olduğu için de 2.000 TL’ye kiraladığı bir evde oturmak durumunda kalmıştır. Kendisine yöneticiler tarafından 3 çocuk tavsiyesi verilmesine rağmen 2 çocuk sahibi olan müvekkilim, günde 3 adet ekmek almaktadır. Ayda sadece boş ekmek fiyatının maliyeti 360 TL’ye tekabül etmektedir. Diğer bir önemli gider ise bebek bezidir. Bebek bezinin market fiyatları ortalama 200 TL’dir. Bu hesapla, daha ekmeğin içine bir şey koyamadan cebinden toplam 3.560 TL çıkmıştır.

5       Ekmeğin içini doldurmak için haftada bir gün Pazar alışverişi ve ayda 2 kere markete gitmesi gerektiği açıktır. Markete girip sepeti eline aldığı anda cebinden 100 TL’nin sepet boşken uçtuğunu beyan eden müvekkil, ayda 2 kere market alışverişinin maliyetinin de 1.000 TL’yi bulduğunu belirtmiştir. Malum yağ, un, çay, şeker, deterjan fiyatları oldukça artmıştır. Marketten çıkıp pazara doğru gitme hayali kuran müvekkilim, toplamda 4.560 TL harcamıştır. Bu da asgari ücretten 307 TL daha fazladır.

6       Müvekkilin mutlu olup olmayacağı hususunda kafa karışıklığının giderilmesi ve bu sebeple acilen mutluluk tespiti için iş bu davanın açılması zorunlu hale gelmiştir

HUKUKİ NEDENLER: İlgili sair Yasalar

DELİLLER                     : Google’a dolar yazınca çıkan sayılar, halk ekmek kuyrukları, mazotu 50 kuruş ucuza almak için benzinliğe koşan vatandaş fotoğrafları, ağzına telefon sokulan amca videosu, Sayın Bakan’ın gülerek açıkladığı komik olmayan tespitleri, ülkeden gidecek kadar parası olmayan asgari ücretlilerin ülkede kalacak parasının da olmaması

NETİCE VE TALEP  : Yukarıda açıklanan sebeplerle bu kafa karışıklığının giderilmesi için gereken mutluluk tespitinin yapılmasını , yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, müvekkil adına saygılarımızla talep ederiz.

Av. Ekin Arık ÖZER

            e-imzalıdır

Vekil olarak dilekçemizi yazdık, davamızı açtık. Ben davanın vekili olarak; tüm vatandaşların asgari mutluluğu hak ettiğini, oransal yanılgıyla bu mutluluğa ulaşılacağını düşünmüyorum. Sizler de dilekçeyi bir hâkim gözüyle okuyup, kendinizin veya etrafınızdaki asgari ücretle çalışanların mutlu olup olmadığına karar verin. Karar verirken de benim müvekkilin giyim, kasap, sosyal faaliyet giderlerine de yer kalmadığını unutmayın.