Aşı ve PCR test uygulaması özelde başka devlette başka

Okulların açılması ile çalışma hayatı ve sosyal alanlara giriş için uygulanan aşı yok ise PCR testi gerekliliğinin özel sektör ve kamuda uygulanış biçimi toplumda soru işaretleri yarattı.

Güncel 11.09.2021 - 07:38 11.09.2021 - 07:46

6 Eylülde yürürlüğe giren genelge ile artık aşı olmayan vatandaşlara  PCR testi uygulaması ile vatandaşlara yönelik şehirler arası yolculuk, konser, tiyatroya girişlerde hakkında yeni bir düzenleme getirilmişti. Genelgenin kamu ve özel sektör çalışanlarının iş akitlerini de kapsaması ve bunun üzerinde iş hayatına yaratabileceği olası etkiler ise kafa karışıklığı ile birlikte yeni tartışmaları beraberinde getirdi.  


Genelgenin çalışma hayatına yönelik olası etkilerini değerlendiren Avukat Tacettin Çolak, “Pandemi toplum sağlığını ilgilendirdiği için aşı olmayan işçinin, çalışma ortamındaki arkadaşlarını da tehlikeye açık bırakma ihtimalinden dolayı işverenin işten çıkarma hakkı doğabilir. İşveren, iş yeri güvenliği ve işçilerin sağlığını korumakla mükelleftir. İşveren ve işçi arasında düzenlenmiş kanunlar bellidir. Diyelim ki, işçi aşı olmayı reddetti ve PCR testini de olmadı. İşverenin bu durumda iki yolu vardır. İlki haklı fesih ikincisi ise geçerli fesihtir. İşçi eğer haklı fesih yoluyla işinden çıkarılıyorsa burada çalışanın kazanılmış hakları elinden alınmış oluyor. Kıdem tazminatından tutun da diğer yan haklara kadar. Ben bu şekilde işten işçi çıkarılmalarına karşıyım. İşçinin yıllardır emek verdiği ve kazandığı hakları bu şekilde elinden almaya çalışmak ne doğrudur ne de vicdanidir. Diğer fesih türü ise geçerli fesihtir. Eğer işçinin bu şekilde işine son verildiyse haklı feshin tam aksi bir durum söz konusu ortaya çıkıyor. İşveren çalışanının kazandığı tüm hakların ödemesini yapar ve o şekilde işine son verir” dedi.

pcr tacettin


“İŞİNE GERİ DÖNEMEZ”
Aşı olmayan ve PCR testi yaptırmayı reddeden bir İşçinin, iş yeri sağlığını tehlikeye atması nedeniyle işten çıkarıldığında işe iade davası açsa bile açsa kazanamayacağının altını çizen Çolak, “Bu konuyla alakalı ilerleyen zamanlarda İş Mahkemelerinde de çok büyük uyuşmazlıklar olacağını da öngörüyorum. Fakat burada birkaç husus var. Bazı işverenler bunu suistimal edip haksız yere çalışanı işten çıkarıp tazminat ödemek istemiyorum. Burada da devreye iyi niyet dediğimiz kavram giriyor. Aşılı olsun ya da olmasın çalışanın kazandığı hak ediş kesinlikle çalışana verilmelidir. Bununla beraber işverende iş yeri sağlığını sağlamak ve korumakla yükümlüdür. İşe devam veya ayrılış konusunda son söz işçi de olmalı ve kararını kendi vermelidir” diye devam etti.


“TUTARSIZLIK SÖZ KONUSU”
Çolak, “Şu anda aşı olmayan öğretmenler ile ilgili hafta iki kez PCR testi yaptırma kararı var. Açıkçası bu çok uygulanabilir bir karar olduğunu düşünmüyorum. Belki büyük şehir ve ilçelerde çok sorun teşkil etmeyebilir ama taşra dediğimiz yerlerde bunun çok da uygulanabilirliği olmayacaktır. Test kitlerin lojistikliğinden tutunda bu testi yapacak ekibe kadar hala cevaplanmamış sorular var. Pandemide özellikle sağlık çalışanların yükü bu kadar artmış iken siz bir de her öğretmen için iki kez bu testi yaptıracağım derseniz, olmaz. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer bu kararı kamuoyuna açıkladıklarında aşı ve testi kabul etmeyen öğretmenler ile ilgili yaptırım ne olacak sorusuna cevap veremeyerek aslında kabul etmiş oldu. Sorun hükümetin kendi aldığı kararları uygulayamayıp, özel sektöre uygulatmasıdır. İşçi, aşı veya PCR testi yaptırmazsa işinden olabilecekken aynı durum memurda geçerli değil. İşte burada bir tutarsız bir durum söz konusudur” ifadelerini kullandı.


YOL GÖSTERİCİMİZDİR, BİLİMDİR
Eğitim Sen İzmir 1 Nolu Şube Başkanı Necip Vardal,” Biz geçtiğimiz dönemlerde uzun süre öğretmenlerin aşılanması konusunda kampanyalar yürüttük. Konuyla alakalı İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İl Sağlık Müdürlüğüne dilekçeler verdik. Öğretmenlerimizin aşı konusunda öncelikli gruplardan biri olması gerektiğini savunduk. Bilim bize salgınla mücadelede aşı olmamız gerektiğini söylüyor. Bu konuda da bir tereddüt yok ve bütün arkadaşlarımızın da aşı olmaları gerektiğini savunuyorum. Alerjik, bağışıklık sistemi ve diğer mecburi sebepler ile aşı olamayanlar, olduklarında risk altında olan öğretmenlerimizi saymazsak bugün aşılamada yeterli seviye de değiliz” dedi.

pcr necip


RİSK ARTACAKTIR
Vardal sözlerine, “Aşı olmayan öğretmenlerin PCR testi olmak için haftada iki kere sağlık kuruluşlarına gitmesi demek, virüse daha açık ve yakalanma şansını arttırması demektir. Gerekli mercilerin bu riskin önüne geçmesi için planlama yapıp bu riski en aza indirgemesi gerekiyor. Bizim burada düşüncemiz Sağlık Bakanlığının gezici mobil ekipler ile işyerleri ve okulları ziyaret edip bu kişilere o şekilde testi uygulamasıdır. Şu anda da bununla ilgili yürüttüğümüz bir kampanya var. PCR testlerinin bu şekilde yapılıp riski en aza indirilmesi gerekiyor” diye devam etti.

pcr ogretmen


“SÖZDE TEST VAR, UYGULAMADA YOK”
Eğitim Sen İzmir 1 Nolu Şube Başkanı Necip Vardal, “PCR testi zorunlu deniliyor fakat yaptırmayanlar için ne gibi bir yaptırım uygulanacağı konusunda bir cevap yok. Şu anda görülüyor ki bu biraz da gönüllülük esasına dayanıyor. Milli Eğitim Bakanlığı çıkıp aşı yaptırmayan öğretmenler haftada 2 kez bu testi yaptıracak diyor. Ama yaptırmazsan da karşılığında şunu yaparım veya şunu uygularım demiyor. Aşı olmayan öğretmenlerimizin ikna edilmeleri gerekiyor. Bu bir kampanya şeklinde olmalı ve bu sürecinde hızlıca hayata geçirip bir an önce neticelerinin alınması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Yorumlar