29.07.2018, 04:53

Asosyallik...

 

Günlük hayatımızda sıkça kullandığımız  asosyal ve antisosyal kelimeleri artık bir parçamız oldu.

Asosyal nedir?

Sosyal olmayan, insanlarla teması sevmeyen kişilerdir. Çekingen ve kendi hallerindedirler.

Antisosyal (Toplumdışı) ise, başkalarının haklarını umursamayan, sadece kendini umursayan davranışlar sergileyenlerdir. Arada ki fark çok önemlidir. Ailelerin bu konuda önlem almaması sebebiyle öyle bir genç kesim oluşuyor ki, asosyallik ve antisosyallik onların artık tam bir yaşam tarzı olacak gibi.

 

*

Asosyal, antisosyal olmak normalmiş de, artık ‘sosyallik’ aşırı bir davranış biçimi gibi lanse edilen bir ‘toplumun parçası’ olmak hiç de güzel bir duygu değil.

Hayat sadece klavye tuşlarından veya telefon ekranlarından ibaret değil diye ne kadar anlatmaya çalışsanızda nafile.

Çünkü toplum tarafından da çocuklar artık asosyalliğe itiliyor.

Sosyallikten rahatsız olanlar tarafından da, itilen bu yolda daha da derine gönderiliyorlar.

*

Benim görüşüm asosyal insanlar yargılanacaklarından korktuklarından bu yolu seçer oldu.

Kabul görmemek onları asosyal yaptı.

İstenmemek, reddedilmek ve kaygı onları bu duruma itti.

Ve itmekte.

Toplum olarak öyle bir duruma geldik ki, sosyal ortamlar sanki yargılanan yerler, sosyal ortamlarda bulunanlar da sanki çok kötü bir yerde bulunuyor imajı çizenler oldu.

İşte bu nedenle gençler  sosyal ortamlara çok fazla katılım gösteremez oldular. İletişimleri geliştirilmediği için iletişim becerisinden de mahrum bırakıldılar.

Yeni yetişen nesil maalesef bu.

*

İşin en derinine indiğinizde neden ‘asosyallik ve antisosyallik’ arttı sorusu sizin kafanızı kurcalayabilir.

Ve emin olun ki daha da artacak.

Sıkıştırılmış toplumlarda, baskıcı unsurlar içinde bu eğilimler azalmaz, bilakis hızla artar.

Başkalarının haklarını umursamaz yetişen bu gençler  maalesef ki kolay öfkelenen bireyler.

Toplum bu maskeleme ile devam ettiği müddetçe, aile içi şiddetle de yüzleşilir, bağımlılıklarla da yüzleşilir.

Kayıtsızlıklarla da yüzleşilir.

Çalışmak istemeyen, asosyal gençler ile de yüzleşilir.

Sorumluluk almak istemeyen yaşadıkları hayat problemleri ile başedemeyen gençler ile de yüzleşilir.

Yaşadıklarını haketmiş bireylerle de yüzleşilir.

Çünkü bu dayatılıyor.

Bu veriliyor...

*

'Hiç tanımadığımız birisiyle daha açık ve daha rahat konuşuruz her şeyi. Çünkü onlar bizi yadırgamazlar, hesap sormazlar, kırmazlar.
Oysa bizi tanıyanlardan saklarız kendimizi, birkaç kelimemizi.
Biliriz ki konuştukça söylediğimiz her şey, günü geldikçe aleyhimizde delil olarak kullanılacaktır...' der Ralph Waldo Emerson.

İşte şimdi her şey aleyhte kullanılabilecek bir durumda.

Bunun korkusu da maalesef ki asosyalliği tetiklemekte.

 

*

 

Kendi içinizde yaşanılanlar karakteri belirleyen faktörlerdir. Aşırı sosyal geçmişi olan kişiler bir zaman gelir bu duruma da itilebilir.

Sonucunda da sosyallikten yoksunluk agresifliği de beraberinde taşır.

Bilmelisiniz ki asosyallik ille de evde oturup, kimseyle etkileşime geçmemek de değildir. Bu durum yanlızlığı sevmek olarak da adlandırılabilir. O nedenle aileler bunun ayırımını daha dikkatli yapmalıdırlar.

Bunalımlı durumları teşhis edebilmek için iyi gözlemlemeler yapılmalıdır.

*

İnsanların asosyallik yaftasını yememek için çok fazla sosyal olmak için şekilden şekile girmesi de komik bir durum oluyor ne yazık ki. Asosyalliğin tersi aşırı sosyal görünmenin de bir de bu kötü yönü var.

Bir çok kişi gördüm ki gitmediği mekanın önünde ki fotoğraflarını  sosyal medya da paylaşarak sanki o mekana gitmiş gibi kendini başka bir insan olarak lanse etmesi gibi.

Bu çaba neden?

Sıkışmışlıktan mı?

Bulunduğun kabın şeklini beğenmediğinde mi?

*

Zira durum bizim doğa kurallarımıza aykırı.

Ancak form değiştirdiğimizden aykırılık artık kalmadı. Asosyal yapı ve aşırı sosyal yapı iç içe geçerek toplumumuzda maalesef ki katlanarak büyüdü.

Bu sahte dünyalar asosyalliği depresyona dönüştürmesin yeter.

İsteğimiz o garip saçma sosyallikler, sahte dünyalar değil, ama aynı zaman da da aşırıya kaçmış asosyallik de değil.

İsteğimiz aklı hür, fikri hür, özgür, sevgi dolu, topluma ve kendine yararlı bireylerin yetişmesi.

İnsanlardan sıkılarak kendini resetleyen çocuklar değil isteğimiz.

Çevresindeki kişileri yok kabul edip, olaylara gözünü kapatan, sınırlanan gençler değil isteğimiz.

Yaşamayı deneyen, değere sahip olan, en güzel aktiviteyi, kitap okumayı, öğrenmeği yeğleyen bireylerdir isteğimiz.

Boş boş monitöre bakanlar değil, sıkıntıdan başı önünde oyundan kalkmayanlar değil isteğimiz.

Çağın hastalığı depresyon ve asosyalliği yenip hayata karışanlardır isteğimiz.

*

Dikkat kesintilerinden muzdarip çocuklar yetiştirmek istemiyoruz. Koyun gibi güdülen çocuklar istemiyoruz.

İçe kapanık, hiç bir amacı olmayan, davranışlarına anlam veremeyen ve gittikçe daha da izole olan çocuklar istemiyoruz.

İnsanlarla iletişim kurabilen, özgüvenli, başarılı çocuklar istiyoruz.

Aslında insanlardan korkmayan, korku üzerine kendi kabuğuna saklanmayan, dışlanmayan, dışlamayan, kıyıdan köşeden hayatı izleyen, herhangi bir ortamda kendine yer bulamayan, paylaşmayan sürüklenen kitleler istemiyoruz.

İnsani duyguları, olayları, diyalogları artık kendi kafasında oluşturan, yaratan kitleler istiyoruz.

Kişiliğini kaybetmeden yaşamalı çocuklarımız, budur gerçek isteğimiz...

 

 

Dip not;

 

Çocuk kabulü...

 

Asosyallikte ebeveynler çocuklarını koşulsuz sevebilirse bu sorun çözülebilir. Yapılması gereken  sadece çocuğunuzun sahip olduğu özellikleri kabul etmek ve onları olduğu gibi sevmeği öğrenmek.

Bu kabulle sevebilirseniz çocuklarınızı, kendi hayallerinizi çocuklarınız  üzerinden gerçekleştirmeye de çalışmazsınız.

Onların mutluluğu önemlidir.

Onları asosyallikten kurtarmak ve topluma kazandırmak sizin elinizde.

Çocuğunuzun kim olduğunu bilin.

Nasıl mutlu olacağını hissedin.

Özgüven verin ve değer gösterin.

Ebeveynler!

Sadece "neden çocuğum asosyal?" Sorusuna çözüm şart.

Fiziksel, zihinsel, sosyal veya entelektüel uyumsuzlukları çözmek artık şart.

 

Fıkra;

 Öğretmen Mahmuda sorar :
-Dünya yuvarlak mıdır?
-Hayır öğretmenim .
-Peki düz müdür?
-Hayır öğretmenim .
-O zaman nasıldır ?
-Babam karmakarışık diyor öğretmenim .

 

Günün sözü;

Kargalar gülistanı işgal ettiklerinde bülbüller siner ve susar. Mevlana...

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@