Güler Kalay'ın 25 Nisan 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Çok kutuplu dünya siyasal sistemine doğru evrilen uluslararası ilişkilerdeki önemli bir aşama olan ve halen devam etmekte olan Rusya-Ukrayna Savaşı ekseninde oluşan devletlerarası bloklaşmalarda, Batı cephesinin bir diğer hedefi de Çin’e karşı işbirliğinin güçlendirilmesidir. Bu çerçevede Hint-Pasifik bölgesindeki muhalif demokrasilerin birleşik bir blok oluşturması desteklenmektedir. Bunun en önemli göstergesi Japonya, Güney Kore, Avustralya, Yeni Zelanda dışişleri bakanlarının, 6-7 Nisan 2022 tarihlerinde Brüksel’de düzenlenen NATO Dışişleri Bakanları toplantısına katılmalarıdır. Söz konusu ülkelerin dışişleri bakanlıklarınca siyasi işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Siyasi işbirliğinin yanı sıra teknolojik ve siber güvenlik konularında da işbirliği kararı alınmıştır. Çin’e karşı Asya-Pasifik’te oluşmakta olan işbirliğinin küresel gerilimi arttıracağı şüphesizdir. 

Diğer yandan, Brüksel’deki NATO toplantısının öncesinde açıklanan AUKUS Paktı, Avustralya, İngiltere ve ABD’nin savunma konulu işbirliğini ifade etmektedir. Tarafların nükleer denizaltılar inşa edebilmesi ve hipersonik silahların geliştirilmesi ve üretimi, bilgi teknolojileri (know how) konularını da kapsayacak olan savunma teknolojileri alanındaki işbirliğinin güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Başlangıçta, Avustralya ile İngiltere arasındaki işbirliğine sonradan ABD’nin de katılması, Asya-Pasifik'te yeni sıcak gelişmelerin habercisidir. AUKUS Paktı’nın ardından Japonya, Güney Kore, Avustralya, Yeni Zelenda’nın teknolojik ve siber güvenlik işbirliği adı altında ABD ve İngiltere liderliğindeki bloğun askeri bileşenini güçlendirmek ve genişletmek amaçlanmaktadır. Burada Avustralya’nın Asya-Pasifik'te uluslararası aktör olarak etkisinin artacağı kuşkusuzdur.

Avustralya’nın AUKUS ve Quad çerçevesindeki son kararları, ülkenin Amerika’nın Çin stratejisinin Asya-Pasifik’teki destekçisi olarak rolünün artacağını göstermektedir. Bu bağlamda Avustralya, Çin’e karşı birleşik bir cephe oluşturmada etkin bir aktör olarak ortaya çıkmaktadır.

Rusya-Ukrayna arasındaki savaş, dünya siyasal gündemindeki önceliğini korumakla birlikte, konuyu küresel ölçekte değerlendirdiğimizde bölgesel gelişmeleri tek başlarına ele almak, olayları eksik okumamıza neden olacaktır. Bu nedenle Rusya-Ukrayna çatışmasına Batı'nın artan desteğini, Asya-Pasifik'teki gelişmelerle birlikte ve Amerika’nın Çin stratejisinin arkasındaki ekonomi-politik nedenlerini de göz önüne olarak değerlendirmek gerekmektedir.