Merhaba sevgili kitap dostları;
 

Sizin için seçtiğim kitaplara küçük bir ön bakış yapmaya hazır mısınız? Bu hafta ki ilk kitabım Douglos Adams tarafından yazılmış, “Otostopçunun Galaksi Rehberi” kitabı. Bu kitap ile evrende plansızca, macera dolu bir yolcuğa ilk adımımızı atıp, kendimizi alışık olmadığımız bir serüvende bulacağız.

İkinci okuduğum kitap olan Atatürk’ün tavsiye ettiği “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” kitabı ile, yine Atatürk’ün vasiyeti olan Millî kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkarak için bakış açıları kazanmaya çalışacağız.

Otostopçunun Galaksi Rehberi - Douglos Adams

Bu hafta değerlendirmemde, İngiliz Yazar Douglos Adams tarafından mizahi bilim kurgu tarzında yazılmış, altı kitaplık serisinin ilk kitabı olan “Otostopçunun galaksi rehberi” kitabı var.

Otostopçunun galaksi rehberi kitabı; hayatından vasat derecede mutlu olan ana kahraman Arthur Dent’in, uzayda kestirme bir yol yapılması için dünyanın patlatılmasından hemen önce, en yakın arkadaşı olarak tanıdığı ama aslında bir uzaylı olan Ford Prefect’in onu kurtarmak için bir uzay gemisine kaçırması ve birlikte otostop çekerek galaksiyi gezme planı kurmalarıyla başlar.

Aslında bu eser BBC radyosunda yayınlanmak üzere 5 perdelik bir oyun olarak tasarlanmıştır. Daha sonra 5 ciltlik kitap haline getirilen bu eser; beyaz perdeye, çizgi romana, televizyon dizisine uyarlanarak sanatın birçok dalına konu olmuştur. Kitabın sanatın birçok dalına konu olması sizi şaşırtabilir. Fakat bunun sebebinin, birçok kişinin de benim gibi kitabı tam olarak nereye koyacağını bilememiş olmasından kaynaklanabileceğini düşünüyorum.

Öyle ki bilim kurgu ve fantastik macera sevgime bağladığım olağan dışı rüyalar konusunda ihtisas yapmış, rüyamda market poşetini paraşüt yapıp, ulaşım aracı olarak kullandıktan sonra hiçbir şey beni şaşırtmaz diyen bana bile olağan dışı geldi. Fakat kitabın en ilginç tarafı, kitaptaki olaylara fazlasıyla şaşırıp anlamlandıramadığım halde kitabı yine de çok sevip, devam kitaplarını merak etmemdi.

Şehir efsanesi midir bilinmez ama kitap ile ilgili okuduğum bir anekdotta, Otostopçunun galaksi rehberi kitabının Ekşi sözlüğün kurulmasında Sedat Kapanoğlu’na ilham olduğu yazılmıştı. Böyle güzel bir olaya vesile olup olmadığı benim için net değil ama hikayesi gerçekten çarpıcı, dili akıcı, anlatımı sade absürt komedi ve bilim kurgu türünün en güzel örneklerinden bu kitap;

kitap sever herkese naçizane tavsiyemdir.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde- Grigori Petrov

Merhaba sevgili kitap dostları;

Bu hafta değerlendirmemde, ilk kez Mustafa Kemal Atatürk zamanında Türkçeye çevrilen, Mustafa Kemal Atatürk’ün özellikle okunmasını tavsiye ettiği, askeri okulların müfredatına okunup; hayata geçirilmesi için eklettiği, döneminde en çok okunan kitaplar listesine girerek ikinci en çok okunan kitap olmuş, çok özel bir kitap olan “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” var.

Kitap, Rus bir papaz olan Grigori Petrov’un kiliseden kovulduktan sonra kendini tamamen yazarlığa adayıp, aralıklarla çıktığı Finlandiya seyahatlerindeki notlarından oluşmaktadır. Rus papaz bu notları 1923 yılında, derleyip toplayarak kitap haline getirir. Kitap, Rusya himayesinden zorla çıkmış, ekonomik ve toplumsal yönden yetersiz tabiri caizse bataklık konumunda olan Finlandiya’nın beyaz zambaklar ülkesine dönüşümünü anlatmaktadır.

Özellikle uzun yıllar ulusal bir kimliğe sahip olmayan, toplumsal eşitsizlikler ve yoksulluğun her türlü haliyle yüzleşmiş küçük bir ülkenin, günümüz refah seviyense ulaşması kolay olmamıştır. Ama küçük bir aydın kitlesinin başlattığı bu aydınlanma hareketi kısa sürede ülkenin tüm alt kimliklerine ulaşmış ve halkta ki her kesimden insanın, aydınların, işçilerin, köylülerin, sanatçıların, zanaatkarların ve öğretmenlerin katılımıyla, bir milli birlik ve seferberlik seviyesine ulaşmıştır.

Bu dönüşüm hareketinin bir çok kolu olsa da en temel ve önemli konusu eğitim ve eğitim sistemindeki değişmedir. Bu değişim sadece okul, öğrenci, öğretmen ve aydınlar arasında kalmamış, halkın her katmanına işlemiştir. 7’den 70’e herkes okuma yazma öğrenerek, öğreterek, kitap, gazete vs. okuyarak, eğitimdeki bu değişime ayak uydurmuş ve bu değişimi benimsemiştir. Hatta “Bizi bitirmek istiyorsunuz, okullarımızı elimizden alın” diyerek, eğitime ne kadar önem verdiklerini açıkça dile getirmişlerdir.

Her başarılı toplumsal dönüşümün yapısı incelendiğinde ortaya çıkacağı gibi, Fin’ler bu aydınlanma ve dönüşüm hareketini başlatırken genel geçer akımlar ve ihtiyaçlar yerine geçmiş ve kültürlerinin ihtiyaçları doğrultusunda hareket ederek, topyekün bu aydınlama ve kalkınma hareketine uyum sağlamışlardır. Bu birlikteki kilit noktanın toplumsal bilince sahip olmak kadar Fin halkının eğitim ve öğretim arasında ki farkı iyi benimsemiş olmasından kaynaklı olduğunu biliyorum. Okullarda birey olmak, toplumsal bilinci kavrayabilmek, idealistlik ve dürüstlük gibi kavramların zihinlere yerleştirilmesinin, trigonometri, karmaşık sayılar ya da karbon bağları gibi konulardan daha önemli olduğunu düşünüyorum. Finlandiya’nın günümüzde okur yazarlık oranın yüzde yüzü bulması, eğitim sistemlerinin ve mutluluk yüzde oranlarının diğer ülkelerce örnek gösterilmesinin sebebini de buna bağlıyorum.

Asıl bilincin herkesin en iyisi olması değil olabileceğinin en iyisi olması; İşçi, usta, müdür veya genel müdür olmaktan ziyade bütününü oluşturduğumuz zincirin hangi parçası isek, o parçayı layığıyla tamamlamamız gerektiğine, bunun da öğretimden ziyade eğitim ile olabileceğine inanıyorum.

Bir toplumun diriliş hikayesini masalsı bir anlatım ile bize yaşatan. Okuması kolay, içeriği ve kazanımları çok fazla olan, Grigori Petrov tarafından yazılmış bu kitap, kitap sever herkese naçizane tavsiyemdir.