03.10.2021, 23:46

Ateş pahası...

“Temel tavukçuluk yapmaya karar verir. Gider 250 tane civciv alır ve getirip ayaklarından tarlaya eker. Sabah öldüklerini görür.
Herhalde ters taraftan ektim diye düşünerek ertesi gün de yine o kadar civciv alır ve bu sefer de kafalarından eker. Sonuç yine hüsrandır.
Bir mektup yazarak durumu İstanbul'da Veterinerlik Fakültesi’nde ki amcası Dursun'a bildirerek bilgi ister. 
Bir süre sonra cevap gelir: -Haçan sen oranın toprağından numune gönder de inceleteyum." 
 
Şimdi bir bakın hayatın en içine. Vatandaşın arasına girin. Pazarlara gidin. Sebze, meyve, hububat, tahıl, et, süt, yumurta aldı başını gitti. Yanlış tarım politikalarının faturası vatandaşa patladı. Ancak sıkıntıya katlanabilen, razı gelen halk, gıda fiyatlarının bu denli artmasına artık tepkili. Son bir yılda buğdayın fiyatı yaklaşık yüzde 31, nohutun 55, arpanın 59, domatesin 6,37, yumurtanın yüzde 36,11, kuru fasulyenin yüzde 4 artarken inek sütünün fiyatı yüzde 27,85 arttı. Diğer birçok ürüne yapılan zamlar yüzde yüz değil yüzde 160, 170 lerde. Milyon tane örnek gösterebiliriz inanın vatandaşın cebini yakan oluşumlar hakkında.
Ev kirası, elektrik, doğalgaz, su, telefon, mutfak masrafı derken gariban takla atarak ilerliyor. Elde yok, avuçta yok. Bu dar gelirli ne yapsın?
 
İlgililerde işte tamda bu fıkrada ki gibi ‘numune gönderin de inceleyelim’ havasında. Her ne oluyorsa olan hep garibana, fakire, muhtaca oluyor ülkemde. Yaşanan artış ve azalışlar yoksulların bütçesini zenginlere göre çok daha derinden etkiliyor.
Tüik’in araştırmalarına göre yoksulların gıda harcamalarının büyük bölümü ekmek, tahıl ve sebze. Zenginlerin ise et, balık ve deniz ürünleri.
Ve bu fırsatçılarda garibana yükleniyor.
Borçlandırılarak belleri bükülüyor. 
Toplumun yarısından çoğu asgari ücretli. Gıda fiyatlarının (fırsatçı kaynaklı) bu denli uçması, gıda enflasyonunun artması verilen asgari ücreti eritti, vatandaşların gıda karşısındaki satın alma gücü hızla azalıyor. Üstelik temel gıdaların kalitesi de tartışılır. 
 
Ayrıca işin komik bir yanı da dört mevsim tarımsal üretim yapabilecek bu verimli topraklar ithalat ile yurt dışına mahkûm ediliyor. Artık anlayın ‘ithal ederiz’ çözüm değildir.
Tarımsal üretim-hayvancılık yapan çiftçiye gereken önemi verin artık verin.
Kendi nüfusumuzu doyurabilen bağımsız bir ülke olalım. Sadece ekonomik krizle değil, gıda krizi ile mücadele etmek zorunda tüm dünya. Ülkemizin ve gelecek nesillerimizin gıda güvencesi yok. Bu nedenle acil, hem de çok acil milli bir tarım politikası belirlemeliyiz.
 
Tüm ülkelere diretilen ve ilerleyen bir gizli sistem var. Bu sistem maalesef ki önce tarımı bitiriyor.
Tohumları kısırlaştırılıyor, genetikler değişiyor. Bir ekilen üründen tohum alınamıyor ve akabinde çiftçi tohum şirketlerine muhtaç ediliyor. 
Sonra aracılar devreye giriyor. Ardından ürünler pahalılaşıyor. Sonrası kargaşa. Aç kalan insanların tepkisi büyük olur. Pahalı pirinç yüzünden sokaklara dökülenleri hatırlayın.
 
Küresel gıda şirketlerine neden bağımlıyız? Küresel gübre, tarım ilacı şirketlerine neden bağımlıyız?
Uyanın! Küçümsediklerimiz ülkeyi kalkındıracak olanlardır.
Köklü çözüm; yerli tohum, dışa bağımlı kimyasallardan kurtulma, hibritten yakamızı sıyırma, kendimize yetebilme ve küresel dev gıda şirketlerinin esiri olmaktan kurtulmadır.
Çiftçinin kolaya kaçan çiftçilik yapmayı bırakması ve ticari kurnazlıklar devrini bitirmesi şart. Devletinde çiftçinin sırtını dayadığı sağlam devlet olma yolunda hızla ilerlemesi şart. Özetle; gıda fiyatlarının artmasında tek bir neden yok anlayacağınız. Yanlış tarım politikaları da var. Ülkemizin geçtiği bu dar geçit elbette bir gün gelecek bitecek, ancak ‘ekmek bulamıyorsan pasta ye’ mantığı ile değil...

Dip notlar; 
Gıda fiyatları neden artışta?

Girdiler yüzünden. Tarımsal ürünlerin üretiminde girdi fiyatları yüksek... İlaç girdisi, tohum girdisi, gübresi, enerjisi, mazotu, kirası, suyu derken büyük maliyetler oluşuyor ve fiyatlarda pazara yansıyor. Tarım alanları az. 
Marketlerin işgüzarlığı fazla... Aracılar çok. Dolar artışta. Mazotun litresi pahalı.
Tarlalardaki kira artışı ortalama yüzde 60-70. elektrik faturaları son 1 yılda yüzde 80-90 oranında zam aldı. Gübre fiyatlarındaki son bir yıllık artış, yüzde 142 ile yüzde 91 ve tohumlukların ise yüzde 20-25 arttı. Süt yeminde yüzde 54,78 ve besi yeminde de yüzde 52,62 oranında artış yaşandı ve çiftçinin toplam borcu 180 milyar lirayı aştı derken gıda fiyatları nasıl artmaz?
Son 8 yılda toplam tarım alanı 39 bin hektardan 38 bin hektara, ekilebilir alan 24 bin hektardan 23 bin hektara düştü ise sorumlu kim? Hayvancılık bitirildi ise sorumlu kim?
Bugün zincir marketler fahiş fiyat uygulamakla suçlanıyor ve denetimleri yapılıyor. Ancak kafamda ki soru şu. 1 Ocak 2012’de yürürlüğe giren yeni hal yasasına göre marketlere üreticiden doğrudan ürün alma imtiyazını kim tanıdı? Bu marketlere gıda piyasasını kim ve neden zamanında teslim etti? Bugün markette fırsatçılık ile bir sebze dışarıdan daha fazla paraya satılıyorsa, bu kuyu kazan sistemdir. Ucuz alım, fahiş fiyat vatandaşımızın ipini çekmektir. 

Kaya...
Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydururmuş.  ‘Bakalım neler olacak?’ Diyerek kendisi de pencere kenarına oturur ve izlermiş.
Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer gelirler, sabahtan öğlene kadar, hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girerlermiş.
Pek çoğu kralı yüksek sesle ‘halkından vergi alıyor da yolları temiz tutamıyor’ diye eleştirmeye başlarlarmış. Sonunda saraya meyve ve sebze getiren bir köylü çıka gelir. Sırtındaki küfeyi yere indirir, iki eli ile kayaya sarılır ve ıkına ıkına itmeye başlar, kayayı yolun kenarına çeker Tam küfesini sırtına almak üzereyken, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu görür... Açar keseyi bir bakar kese altınla dolu. Bir de kralın notu vardır içinde.  "Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir."
Ehhh ne varsa çiftçimde var. 
Mutlu kalın...

Fıkra;
Doksanlı yaşlara yaklaşmış iki yaşlı kadın sohbet ediyorlarmış.
- "Benim bey bu sıralarda kötü bir alışkanlık edindi. Tırnaklarını yemeye başladı. Ne yaptıysam vazgeçiremedim. Sinirlerimi bozuyor."
Diğer kadın ise cevaben: - "Haklısın benimki de bir ara başladı ama uyguladığım tedbirlerle tırnak yemesini engelledim." der.
- "Çok iyi! Ne yaptıysan bana da öğret lütfen."
- "Çok basit dişlerini sakladım."

Günün sözü; İşinizi kendiniz yönlendirmezseniz, sizi dışarı doğru yönlendirirler. C. Forbes
 

Yorumlar