Atığı katık yapan kadınlar

İzmir'de kadın atık toplayıcılarının sayısı gün geçtikçe artıyor. Pandemiden bu yana çok daha zor günler yaşayan İzmir’in “Atığı katık yapan kadınları” insan onuruna yakışır bir hayat istiyorlar

Güncel 02.08.2021 - 07:01 02.08.2021 - 07:02

Nihat AK / YENİGÜN - Geçen yıl ülke genelinde toplanan ambalaj atığı miktarı toplam 1 milyon 836 bin 279 tonu buldu. Bu atıklarla 1 yılda toplam 7 milyar 288 milyon kilovatsaat enerji tasarrufu sağlandı, 323 milyon ton sera gazı salınımı engellendi. Ekonomiye katkısı toplam 2 milyar 625 milyon 773 bin lira olarak hesaplandı. 50 bini İzmir’de Türkiye genelinde 500 bin atık toplayıcısı olduğu tahmin ediliyor. Ege’nin incisi ülkenin batıya açılan kapısı kentte kadın atık toplayıcıların sayısı gün geçtikçe artıyor. Ülkeye geri dönüşüm anlamında önemli katkı sağlayan kadınlar işlerini daha insani şartlar altında yapmak istiyor.

ÇOCUKLAR DA ÇİLE ÇEKİYOR
Pandemi döneminde aç susuz günler geçirdiğini yaşlı gözlerle dile getiren 26 yaşındaki Gül Saltık Özen, “Evliyim üç çocuğum var. 3 aylık, 6 ve 8 yaşlarında bakmakla yükümlü olduğum 3 evladım var. Salgın hastalık döneminde aç susuz günler geçirdik. Bir gıda paketini sadece mahalle muhtarımız getirdi. Onun dışında halimizi hatrımızı soran olmadı. Korona çıktı çıkalı eşim iş bulamıyor. Kapı kapı dolaşıyor ekonomik sıkıntılardan kaynaklı eşime iş verilmiyor. 3 aylık çocuğuma annem bakıyor. Diğer çocuklarımı bırakacak yerim olmadığı için onlarda benimle atık toplamaya çıkıyor. Akranları el bebek gül bebek evlerinde kreşlerinde oynarken onlar benimle beraber 40-50 derece sıcakta güneş altında çile çekiyor. Devletimiz sıkıntılarımızı görsün bize bir çare bir çözüm yolu göstersin” dedi.

EKMEĞİMİZİN PEŞİNDEYİZ

Atık toplanmasının önemini kavrayan toplumun atık toplayıcılarının önemini kavrayamadığına dikkat çeken 27 yaşındaki Dilara Yiğen, “Dört yıldır atık topluyorum. Bazı çevreci insanlar övgüler yağdırıyor. ‘Sen aslansın kaplansın’, ‘Kağıdı, naylonu, alüminyumu, tenekeyi ekonomiye kazandırıyorsunuz’, ‘Siz çöpten ülkeye kazanç sağlıyorsunuz’ diyor. Eşim tek başına çıktığı zaman atık toplamaya başına gelmeyen kalmıyor. Polis, 'Hırsız mısın, uğursuz musun?' diye tutup tutup sorguluyor. O nedenle eşim ve iki çocuğumla birlikte atık toplamaya çıkıyorum. İki de bir tutup siz necisiniz diye soracaklarına eşime sigortalı bir iş bulsunlar büyüklüklerini göstersinler bende diğer ev hanımları gibi evimde oturayım çocuklarıma bakayım. Çocuklarımla bu pisliklerin üzerine çıkıp çöpü eşelemeyeyim. Koronadan daha kötü hastalıkları taşıyan mikropla cebelleşmeyeyim. Biri 4 diğeri 5 yaşındaki evlatlarıma gerektiği gibi analık yapayım” şeklinde konuştu.

“Ayaklarım tutmuyor takatim kalmıyor”
Kimi kimsesi olmadığı için ihtiyaçlarını karşılamak için mecburen atık toplamaya çıktığını dile getiren 65 yaşındaki Neslihan Erbağ, “Hasta anneme babama yıllarca baktım. Onlar vefat etti. Hiç evlenmediğim için çoluk çocuğum da yok. Kardeşlerim kendi çoluğuna çocuğuna zor yetiyor. Sosyal güvencem yok. 700 lira yaşlı aylığı alıyorum. 300 lirasını eski bir evin kirasına veriyorum. Geri kalanıyla elektriğine suyuna yetiremiyorum. Mecburen atık toplamaya çıkıyorum. Bazen yataktan kalkamıyorum, bazen ayaklarım tutmuyor, takatim kalmıyor. Bunun birkaç yıl sonrasını düşünmek dahi istemiyorum. Bu sıcakta atık yüklü arabayı yokuş yukarı çekmek çok zor oluyor” dedi.

Eğitim aldırmadılar meslek vermediler diploma soruyorlar
Atık kağıt toplayıcılığında kadın sayısının yükseldiğine dikkat çeken Adem Yıldıray, “Beni okutmadılar. Eğitim aldırmadılar. Bir meslek vermediler. Bir meslek kazandırmadılar. Hangi kapıyı çalsam diploma soruyorlar. Hangi mesleği yaptığımı soruyorlar. Vermediklerini istiyorlar. Ben kimseden vermediğim bir şeyi istemiyorum. Onlarda istemesinler. Bu sıcağın altında beynim kaynadı. Sıcak bir taraftan, pislik mikrop diğer taraftan beni bunalttı. Zaten topladıklarımız para etmiyor. Erkeğin çalışmakta zorlandığı atık toplayıcılığında kadın sayısı her geçen gün artıyor. Kadınları da bizi de hayattan kurtarsınlar” şeklinde konuştu.

Bir bardak suya muhtaç kalıyoruz
Dört senedir atık topladığını belirten Semih Şenyüz, “Sigortamız hayat güvencemiz, cebimizde paramız yok. Bazen bir bardak suya muhtaç kalıyoruz. Herkes koronadan korkuyor. Ama biz tüm mikroplara maruz kalıyoruz. Koronadan daha tehlikeli mikroplarla yüz yüzeyiz. Öleceğiz diye korkuyorum arkamda iki çocuğum bir eşim var benim. Onları okutmaya çalışıyorum bizim gibi olmasınlar diye. 45 derece sıcak altında çöp konteynerlerini karıştıra karıştıra çoluğumuzla çocuğumuzla 50-60 lira akşama kadar kazanmaya çalışıyoruz. Çalıştığımıza değmiyor”dedi.

Çekçekçinin emeği adeta sömürülüyor
Günübirlik çalışan atık toplayıcılarının ciddi sıkıntılar yaşadığını vurgulayan Emir Sultan Mahallesi Muhtarı Hüseyin Heptepe, “Benim mahallemde çok sayıda kişi atık toplamaya çıkıyor. Geçinmek için hayatta kalabilmek için gece gündüz demiyorlar. Onlar hasta da olsa öleceklerini de bilse çalışmak zorunda. Bu zorunluluğu bilen kişi ve kurumlar maalesef atık toplayıcılarını kölelikten bile daha alt seviyeye düşürüyor. Çekçekçilerden düşük fiyata küçük depolar alıyor. İki katına ana toplayıcılara satıyor. Atık toplayıcısı çekçekçinin emeği adeta sömürülüyor. Pandemiydi ekonomik daralmaydı deniyor tüketiciye kağıt zamlar yapılarak satılıyor. Çöpe düşmüş kağıdı ülke ekonomisine kazandıran toplayıcıya değersizleştiriliyor. Atık toplayıcılarımız bir kayıt altına alınsın, sosyal güvenceleri olsun, çekçek arabaları elektrikli olsun. Onları mikroba karşı koruyacak kıyafetleri olsun. Belli aralıklarla sağlık kontrolünden geçirilsinler. İzmir Büyükşehir Belediyemiz bu konularla ilgili geniş çaplı bir çalışma başlattı ama gerisi gelmedi. İnsanca yaşamak atığı katık yapan kadınlarımızın da hakkı” şeklinde konuştu.

Yorumlar