06.08.2021, 04:00

Azim, hırs, başarı

2013 Dünya Gençlik Okçuluk Şampiyonası’nda yıldızlar kategorisinde klasik erkek yay takımı ile gümüş madalya kazandı.

Bakü’de düzenlenen 2015 Avrupa Oyunları’nda Türkiye’yi temsil etti.

2016 Nottingham Avrupa Şampiyonası’nda bireysel olarak gümüş madalya kazandı.

Arjantin’de gerçekleşen Dünya Gençler Okçuluk Şampiyonası’nda klasik yay kategorisinde Yasemin Ecem Anagöz ile birlikte dünya üçüncüsü oldu.

2016 Rio Olimpiyatları’nda katıldı, dünya çapında üne kavuştu.

2018 Akdeniz Oyunları’nda İspanya’nın Tarragona şehrinde altın madalya kazandı.

2018 yılında Berlin’de düzenlenen Dünya Kupası’nın 4. ayağında 4 altın madalya kazandı. Dünya Okçuluk Federasyonu (WA) tarafından düzenlenen oylamada erkekler klasik yayda 2018’in en iyi sporcusu seçildi, ayrıca federasyon jürisi tarafından “Yılın En İyi Çıkış Yapan Sporcusu” ilan edildi.

2019 yılında Romanya’da Avrupa Grand Prix yarışlarının sıralama turlarında 3 büyük rekor kırdı. Bu yarışlarda 698 puan aldı ve 1. olarak Gençler Avrupa Rekoru, Büyükler ve Gençler Türkiye rekorunun sahibi oldu.

Ve bugün...

2020 Tokyo Olimpiyatları’nda adını tarihe altın harflerle yazdırarak olimpiyat şampiyonu oldu.

Kimden bahsettiğimin farkındasınızdır. Azmi, hırsı ve başarısıyla tüm gençlere hatta tüm insanlığa örnek gösterilebilecek Mete Gazoz’dan bahsediyorum.

23 yaşında olup bu kadar başarıyı elde etmek herhalde her babayiğidin hakkı değildir.

Mete Gazoz İstanbul doğumlu, Olimpik Okçu, İstanbul Okçuluk Gençlik ve Spor Kulübü sporcusu...

Annesi ve babası da okçuluk yapan Mete’nin bu spora sevdası babasından geldi. Babası Metin Gazoz da gençliğinde milli okçuydu. Babası Metin Bey sayesinde 3 yaşında başladı bu spora gönül vermeye.

Tabiki genlerde de vardı bu spora gönül vermek ama genleri cebine koyup hedefe ulaşmak Mete’nin kafasına 3 yaşında yatmıştı.

Bu yolda ilerlemek için omuzlarını geliştirmek istedi ve 8 yaşına kadar yüzme kursuna gitti. Ardından vücut koordinasyonlarını bir araya getirmek için eş zamanlı basketbol oynadı. Görme ve dikkat yetisini artırmak için resim kursuna giderken göz ve el koordinasyonlarına katkı sağlamak için piyano eğitimi de aldı Mete. Bunların hepsini özverili bir çalışma içinde sürdürdü. Hedefe ulaşmak için çok çalıştı...

Hatta baba Metin Gazoz bir gün oğlu evdeyken yine olimpiyata gidemeyeceğini söylediğinde, Mete “Ben nasıl gideceğini buldum baba” dedi. Bunun üzerine Metin Bey nasıl gideceğini sordu ve Mete’den kendinden çok emin bir cevap geldi: “Ben gideceğim, takıma gireceğim, Rio 2016’da olacağım. Sen de beni izlemeye geleceksin. İkimiz de olimpiyat göreceğiz” dedi. Mete bunu da başardı.

Mete bu hayattan ne istediğini kafasına sokmuştu bir kere. Önüne ne gelirse ezip geçmeye hazırdı. Dosta güven veren düşmana korku salan o gülüşü ise hala hafızamda.

Mete Gazoz gibi önce kendine inanan, inanmakla kalmayıp durmadan usanmadan hedefe ilerlemenin çalışmaktan geçtiğini kafasına sokan ve asla pes etmeyen gençlere, insanlara ihtiyacımız var toplum olarak. Kendine has sevinç hareketiyle selamlarken Mete’yi başarılarının hayatı boyunca sürmesini temenni ediyorum... Sevgiler saygılar...

Yorumlar