07.06.2020, 21:03

Bakın aynanıza...

İnsan kaçar.

Geceleri uyku tutmaz kaçar.

Yavaş ritimler ile hayata sarılır kaçar.

Adımları yavaşlar, yavaşlatır kaçar.

Adeta hayatı ağır çekim halini alır.

Sessizce oturur.

Sessizleşir.

Hep kaçar.

*

Depresyona iter kendini insanlık kaçışlarından dolayı.

Konuşamazsın.

İsteklerin biter.

Hatta kime ne anlatacaksın ki?

Hiç olmadığın kadar kaçaksın çünkü.

Kendinden, çevrenden.

Boşsun. Bomboş.

Hiç olmadığın kadar boşsun.

*

Neden bu haldesin?

Sorgu zamanı değil mi?

Bu bir dönüşüm müdür sence?

Duygularınla, düşüncelerinle dönüşür müsün?

Kendinle yüzleşebilir misin?

*

Hadi yaralarınla yüzleş.

Hadi kendini de ez geç.

Geçebilir misin kendine rağmen her şeyi?

Maskeni atabilir misin?

Rollerine son verebilir misin?

*

Gizlediğin maskeni fark edersin gün gelir.

Hep kendini ezen geçen başkalarına göre davranan, kendini sevemeyen olursun.

Uzaklaşırsın, uzaklaştırırsın.

Fark edersin.

Bağımlılıklarını, sevemediklerini.

İhtiyaçsızlıklarını fark edersin.

*

Aynanın sırrı...’ diye bir kıssamız bize neler anlatır neler.

Adamın biri, ilk defa gittiği şehrin, tarihi çarşısına uğradığında, bir dükkâna girerek;

-Hatıra eşya almak istiyorum. Ne tavsiye edersiniz?

Dükkân sahibi yaşlı zat, adamı tepeden tırnağa süzüp:
-Buran
ın en meşhur malı, aynalardır evladım, ama onları almak güç ister.

Adam, hiç düşünmeden:

-Ben, yaşadığım şehrin en zengin insanıyım, benim için para önemli değil. diye atılır.

İhtiyar, dudak büküp:

-İnşallah gücün yeter, çünkü padişahlar bile alamadı onları.

*

Adam, ses tonunu iyice yükselterek:

-Benim elde edemeyeceğim şey yoktur!’ diye direnmiş. Fiyatları ne kadar?

İhtiyar adam:

-Seçeceğin aynaya bağlı, diye gülümsemiş. Günümüze ait aynalar ucuz, fakat eski aynalar pahalıdır, hele hele antikalara gücün yetmez. Geleceğin aynası ise bedavadır, fakat onu görsen pek beğenmezsin.

Adam, bu sözleri pek anlamamış. Ama merakından çatlayacak gibiymiş. Aynaları bir an önce görmek istediğinden, yaşlı adamın koluna girip, dükkânın arka bölümüne geçmiş.

Yaşlı adam, elindeki baston ile işaret ederek: -Sana ilk önce günümüze ait aynayı göstereyim, çerçevesi gümüştendir. Fiyatıysa sadece üç altındır.

Adam, duvarda asılı duran kristal aynayı kısa bir süre incelemiş. Ve ona bakarak saçlarını düzelttikten sonra: -Bunun bir özelliğini görmedim. Evimde de bundan üç dört tane var.

*

Yaşlı adam, seke seke ilerleyerek:

-O halde bu aynaya bak! Çeyrek asır öncesine aittir. Çerçevesi bakırdandır. Fiyatı ise yüz kese altındır.

Adam: -Herhalde şaka yapıyorsunuz, diye gülümsemiş. Böyle basit bir ayna, on altın bile etmez. İhtiyar adam: -Ben sana söylemiştim! İsterseniz vazgeçin.

Adam, iş olsun diye aynaya baktığında, bağırmamak için kendini zor zapt etmiş. Gözlerini ovuşturarak baktığı aynadaki görüntü, onun yirmi beş yıl önceki haline aitmiş. Ne başının büyük bölümünü saran beyaz saçlar varmış bu görüntüde, ne de yüzünü kırış kırış eden derin çizgiler. Adamın aynaya takılan gözleri, biraz sonra fal taşı gibi açılmış. Çünkü aynadaki gençlik görüntüsünün hemen arkasından, sevdikleri geçiyormuş birer birer.

*

Büyük bir dehşet içinde:

-Aman Allah’ım! diye bağırmış. Bu geçen, kız kardeşim değil miydi? Hem de henüz kanser olmadan önce. Daha sonra, en sevdiği teyzesi ve dayısı da geçmişler, adamın görüntüsü ardından. Her ikisi de, çeyrek asır önceki halleriyle. Adam, dayanamayıp başını çevirmiş aynadan.
İhtiyar, ona sokulup:

-Bu işten vazgeç! Zaten birçok insan da öyle yaptı.

-‘Hayır’ diye itiraz etmiş adam. Kardeşimi özlemiştim, dayımla teyzemi de.

-‘Peki’ demiş ihtiyar. Şu gördüğün bir antika aynadır. Çerçevesi ahşaptır. Değeriyse bin kese altın eder.

*

Adam, oraya doğru ilerlerken, korkusundan vazgeçmiş. Ama merakını yenemeyip aynaya baktığında, küçük bir çocuk gibi çığlık atmış. Yedi sekiz yaşlarında bir çocuk duruyormuş karşısında. Soluk yüzlü, incecik, dişleri dökük ve saçları dağınık bir çocuk.

-Aman Allah’ım! Bu benim çocukluğum. Cebimdeki sapan bile duruyor. diye bağırmış sendeleyerek duvara tutunmak zorunda kalmış. Bu sefer, 30-35 yaşlarındaki halleriyle annesi ve babası geçiyormuş geriden. Daha sonra da, nur yüzlü dedesi. Annesi, her gün defalarca yaptığı gibi, öpüvermiş onu yanağından. Babası ise, her zamanki şakacılığıyla, ensesine bir şaplak atmış yavrusunun.

*

Adam, kaçarcasına uzaklaşmış oradan. İhtiyarın yanına yığılmış ağlayarak.
Yaşlı adam: -Gerçek aynalar böyledir evladım. Bu yüzden de ulaşılmaz onlara.

Adam, biraz olsun kendine geldiğinde, dükkândan atmak istemiş kendini.

Fakat tam çıkacakken: -Bedava aynalardan söz etmiştiniz. Onu da merak ettim.

İhtiyar adam: -Ona hiç bakma evlat,’ diye atılmış. Bu gün çok fazla yoruldun, kalbin dayanmaz.

-‘Mutlaka bakmalıyım!’ diye ısrar etmiş adam. Gördüğüm şeylere artık alıştım. Yaşlı adam, çaresiz kabul etmiş ve duvarlara asılanlardan farklı olarak, dükkânın döşemesi üzerine indirilen bir aynayı gösterip:

-İşte bu da geleceğin aynası. Çerçevesi altından olup bedavadır. Ama onu hiç kimse almadı.

Adam: -Geleceğin aynası ha! Üstelik de altından ve bedava.

*

İhtiyar, hiç sesini çıkartmamış.
Adam ise, emin adımlarla aynaya doğru ilerlemiş ve bakmak için yere eğildiğinde oracığa yığılıp kalıvermiş.

Yaşlı adam: -Geleceğin aynasında ne göreceğini tahmin etmen ve ona göre hazırlıklı olman gerekirdi evladım. Senin de gücün yetmedi demek ki. İhtiyar adam, müşterisinin cansız vücudunu kucaklarken, onun aynadaki görüntüsüne bakmış. Kuru bir iskelet görünüyormuş…”

*

Korkmayın. Bakın aynanıza. Kaçmayın. Sizin gücünüz de yetmeyecek elbet.

Hiç durmadan geçmişinizde kaldığınızı göreceksiniz.

Ve aynaya bir daha bakın.

Ne göreceksiniz?

Yaptıklarınızı.

Üzdüklerinizi.

Hayatınıza aldıklarınızı, attıklarınızı.

Kimleri kırdığınızı.

Hemen aynaya bakın ne görüyorsunuz?

Ölçün kendinizi.

Erdem mi var orada, pişmanlıklar mı?

*

Tatlı sancılar kuşatsın seni boş ver.

Yığılacaksın sende ama o sancı yeni bir sen doğuracak.

Kaçma, korkma o yeni senden.

Gerçek sen olmaya başla.

Dip not;

Yüksek titreşimli insan olmak...

Titreşim hayatımızın temel taşıdır.

Her şey titreşir. Ve ne kadar yüksek bir titreşime sahipseniz o kadar güzel enerjileri kendinize çağırırsınız.

Ve yüksek titreşimli bir insan olmak istiyorsanız hayatınızı bu yönde değiştirmelisiniz. İşte size muhteşem bir dokuz yol. Ama siz dokuzda kalmayın. Kendi güzel frekanslarınızı da ekleyin. Çoğaltın. Çoğalın.

1- Kendini sevmen ve harika bir insan olduğunu kabul etmen gerekir.
Bunu kabul etmek zor mu? Kendini sevmek… Önemsemen gereken ilk şey sensin ve sen harika bir insansın. Bunu düşünmeye başladığında titreşimin yükselecektir.

2- Kendini eşsiz olarak kabul etmen ve kendini yüceltmen gerekir.
Eşsizsin. Çünkü hepimiz tamamen birbirinden farklı yönleri olan insanlarız. Buna inanmak için parmak izine veya göz retinasına dikkatlice bak. 7 milyar insan yaşıyor ve senin parmak izin hepsinden farklı…

3- Şansına ve kaderine güvenmen gerekir.
Titreşimini yükseltmek için her gün şu olumlamayı yapmalısın. Şans yıldızım her gün yükseliyor. Kaderime güveniyorum.

4- Gülümsemen ve insanlara içindeki güzelliği hissettirmen gerekir.
Gülümsemek harikadır. Sen gülümsediğinde iç dünyan dâhil tüm evren gülümser. Titreşimini artıracak harika bir güçtür.

5- Kendine inanman ve hayallerini takip etmen gerekir.
Kendine inan ve güven… Hayallerinin peşinden koş… Çünkü o hayalleri boşuna kurmadın onlar sana verilmiş harika yol haritalarıdır.

6- Hayata âşık olman gerekir.
Hayat bir şiir ise sen onun şairisin. Onu sev ve ona tutkuyla sarıl. Hayatı sevdiğinde onu güzelleştirmek için tüm bilincin ve bilinçaltın çalışmaya başlayacaktır.

7- Evrenin enerjisine uyum sağlaman gerekir.
Evren bir rezonans ile titreşim yayar. Evrenin enerjisine odaklanmak için onu dinlemen gerekir. O tüm çevrendeki titreşimi değiştirecek harika bir güçtür. Onu dinlemek için sessizleşmeli ve 10 dakikanı kendine ayırmalısın.

8- Güzelliklere ve pozitife odaklanman gerekir.
Yüksek enerji ve titreşim pozitif enerjiden oluşur. Negatif enerji düşük bir titreşim yayar ve seni enerjisiz bırakır. Depresyondayken titreşimin çok düşüktür. Pozitif iken ise tüm dünya ile dans edersin.

9- Muhteşem bir geleceğin olduğuna inanman gerekir.
Hayat
ının harika olacağına dair inancını kaybettiğin gün negatif enerjiye kapılırsın. Enerjin düşer. Bunu yaptığında ise titreşimini en alt seviyeye indirirsin. Geleceğine ve güzel şeylerin geleceğine dair olan inancını yükselt. Enerjin ve titreşimin yükselsin. (Alıntı)

Mutlu kalın...

Fıkra;

Temel çevresini saran gençlere cesaret aşılıyordu.

Siz istersenuz her işte başarili olursinuz.

– ‘Mesela, pen Ay’a çiktuğum zaman…’

Gençlerden biri kendini tutamayıp kıs kıs gülünce,

-‘Ama haşimdik ayıp edeysunuz. İnanmaysanuz, çikun Ay’a bakun. Eğer kırk beş numara ayakkabim izi yoksa gelin habu yüzüme tükürun.’

Günün sözü;

" İnsan en çok severken insandır ." Dostoyevsky...

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@