27.09.2021, 14:37

Balıklarımıza ne oldu?

Balık ve balıkçılık üzerine donanımlı ve tutarlı bir politikamız olmadığı için “3 tarafı denizler ile kaplı olan ülkemiz insanlarının, en önemli gıda ürünü olan balık ve balık çeşitlerine ulaşamaz duruma geldik…”
Şimdi diyebilirsiniz ki; “Küresel ısınma sadece tarım ürünlerini vurmadı. Denizlerimizdeki balık türlerinin azalmasına, tezgâhlardaki fiyat etiketlerinin de zamlanmasına yol açtı. Bu nedenle eski yıllarda olduğu gibi, ucuz ve çeşitli balık türlerine ulaşmamız zorlaştı…”
Yaşlı dünyamızı ve çevremizi bu güne kadar “çok hor kullandığımız” bir gerçeğini yaşarken “küresel ısınmanın arkasına sığınmak” bence hiç mantıklı açıklama değil…
Denizlerimiz “silaj” denilen bir pislikten kurtuldu derken; en derin yerlerde yaşanan sıkıntıyı görmek işimize gelmedi…

ANCAK YİNE HÜSRANA UĞRADIK
Gıda ürünlerinin “genetiklerini değiştirirken” daha çok kazanacağımızı, denizlere kurulan “balık çiftlikleri” ile sorunu çözeceğimizi düşündük. Ancak yine hüsrana uğradık…
Aslında denizlerimiz ve balıklarımıza sahip çıkmak için; 1970’li yılların ilk günlerinde Yunanistan ile “kıta sahanlığı” yani kara parçalarının denizin altında kalan bölümü için “olumsuz gelişmeler” yaşadık. Olabilecek bir savaşın eşiğinden döndük…
Bunun üzerine; O dönemin liderinin, “70 cente muhtacız” sözlerine rağmen teknik donanımı hariç gövdesi için 12 milyon 500 bin Mark ödeyerek; Batı Almanya’ya “Koca Piri Reis Gemisi”nin siparişi verdik. Amacımız; Yunanistan’a “Ege Denizi’nde biz de söz sahibiyiz!” mesajını vermekti…

AVLANMA SİSTEMİ OLACAKTI
Daha sonraları “Koca Piri Reis’in” amacı ve görevleri değişmeye başladı. Her zaman “ilklerin şehri” olan İzmir’in, Dokuz Eylül Üniversitesi “Koca Piri Reis Gemisi” ile Türkiye’deki balık çeşitleri ve rezervlerini araştırmaya başladı. “Koca Piri Reis ve uzman kadrosunun çalışmaları 1990 yılında başlayıp 1992’de sona erdi…”
Hazırlanan raporlarda balık boyutlarının ölçülerinden tutun da avlanacak mevsimlere kadar” her türlü ayrıntı belirtildi…
Böylece “balık avlamak” belli bir sistem içinde yapılacaktı.

HAMSİ YOK OLMAK ÜZERE

İlk yıllarda denetimler disiplinli bir şekilde devam ederken, daha sonraları iş çığırından çıktı. Zaman tanımayan ve teknik donanımı olmayan balıkçı teknelerinin avlanmaları yüzünden önce “trança balığı” kuyumcu vitrinlerinin süsü oldu...
Daha sonra “kalkan balığı” fiyatı nedeniyle ulaşılamaz duruma geldi. Şimdi çok tehlikeli bir dönemden geçen “hamsi” yok olmak üzere…
Küresel ısınmayı kalkan yaparak; “Tabiat Ana” gibi denizleri de hor kullanırsanız “silaj da olur, içinden traktör lastiği de, pet şişeler de, geçen hafta İzmir’de yakalanan dev kalamarlar da çıkar” bunun da sonucuna hep birlikte katlanırız…
Yaaa…
Sahi bizim balıklarımıza ne oldu?
Haftaya buluşmak dileği ile…

 

Yorumlar