22.06.2021, 04:05

'Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz'

12 Eylül 1980 öncesi ülkemizde kurulan ve adına Milliyetçi Cephe denilen hükümetler döneminde kışkırtmalarla günde 15-20 genç öldürülüyordu. Bazen etnik temelde kışkırtılanlar toplu cinayet işliyorlardı. Bunlardan en önemlileri Çorum ve Kahramanmaraş olaylarıdır. Dönemin başbakanına bu cinayetler önlensin diye adeta yalvarılırken o, başlıktaki cümleyi söylüyordu. Sağcı-solcu, Sünni-alevi, Kürt-Türk ayrımcılığı sebebiyle tüm ülke kimi koruma amaçlı kimi de saldırma amaçlı olarak silahlanıyorlardı. Silahları satanın daha sonraki itiraflarında hem sağın hem de solun militanlarına aynı anda satış yaptıklarını keyifle anlattığını öğrendik. Aralık 1977 tarihinde ülkede yerel seçimler yapılmıştı. Belediyelerin çoğunu CHP kazanmıştı. Ancak iktidar 4 partili Milliyetçi Cephe’deydi. Seçimin hemen ertesinde başta temel gıda maddeleri olmak üzere mazot, benzin, gübre yok edilmişti. Bunlar yetmediği gibi birçok kuruluş, gazetelere paralı ilanlar verip Ecevit’in istifasını istiyorlardı. Oysa o günkü koşullarda Ecevit belediyelerin çoğunu almış ancak genelde iktidar olamamıştı. Süleyman Demirel, “bulun 226’yı düşürün beni” yaklaşımıyla adeta bütün kapıları kapatıyordu. Nihayet halkın büyük baskısıyla Ecevit “kumar borcu olmayan 11 kişi arıyorum” dedi, bu cümle yankı buldu ve iktidar zor da olsa el değiştirdi. Ama yukarıda da belirttiğim gibi hükümetin iş yapması engelleniyordu.

Bu arada ben de yapılan yerel seçimlerde Salihli’de CHP’den belediye meclis üyeliğine seçilmiştim. Belediye meclis toplantıları akşamları yapılıyordu, biz muhalefetteydik. Bazen toplantılar geç saatlere kadar sürüyordu. Bir gece, gündemi oldukça kalabalık olan oturum 24’e doğru bitmişti. Evim kenar mahalledeydi, dolayısıyla eve yürüyerek ancak ortalama yarım saatte varırdım. Nitekim böylesi bir toplantıdan çıktıktan sonra evin yanına vardığımda birden bire silah sesleri ile tarafıma ateş edildi. En yakın komşumun kapısını zorlayarak ve kırarak kendimi komşumun evine attım. Oradan (aramızda sadece bir duvar vardı) duvardan kendi evimin avlusuna atladım. Birinci kattaki yatak odama çıktım, sessizce yatağa uzandım. Aradan on dakika kadar geçmişti ki ana giriş kapımız çalındı. Pencereden uzandım baktım, bir polis arabası idi. “Hayrola” dedim, “karakola kadar gideceğiz” dediler. “Niçin?” diye sordum, “silah patlatmışsın” dediler, oysa üzerimde bırakın silahı çakı bıçağım bile yoktu.”Peki, geliyorum” dedim ve indim. Silahımı nerede sakladığım soruluyordu. “Bana ateş edildi, benden silah istiyorsunuz” dedim. Karakola gittik, yazılı ifademi verdim ve karakolda bir odada sabaha kadar bekledim. Eşim, CHP ilçe başkanını aramış, durumu anlatmış. İlçe başkanı ve kardeşlerim karakola geldiler. Olayı onlara anlattım. Sabahleyin 9’da mahkemeye çıkarılmak üzere polis nezaretinde adliyeye gittim. Hâkim sordu ben cevapladım. Sonuçta “gidebilirsin” dedi, çıktım ve evime vardım.

Bunu niye anlattım biliyor musunuz? 4 gün önce İzmir’deki HDP binasına 26-27 yaşlarında bir genç giriyor ve orada çalışan 20 yaşlarındaki bir kıza silah doğrultuyor ve kahvaltı yapmakta olan bu kızcağızı öldürüyor. Eski bir sağlık çalışanı olduğu öğrenilen katil, silahı ile Türk bayrağı önünde bozkurt işareti yaparken poz veriyor. Buraya yapılan saldırı, muhalefet için bir demokrasi sınavıdır. Bundan sonra olayların nasıl gelişeceğini az çok tahmin ediyoruz. Denilecektir ki HDP’ye kızan birisi, bireysel olarak bir cinayet işlemiştir, iktidarın bununla bir ilgisi yoktur. Milliyetçi Cephe hükümetleri döneminde de her olaydan sonra buna benzer cümleler sarf edilirdi. HDP’ye yapılan bu saldırı ve Deniz Poyraz isimli bir genç kızın öldürülmesi elbette ki kınanılması gereken çok önemli bir olaydır. Tehlike çanıdır. HDP ile ilgili düşüncelerimiz ne olursa olsun, esas olan demokrasiye ilişkin düşüncelerimizdir. O nedenle demokrasiden yana olan STK’lar, siyasi partiler ortaklaşa tek bir ses yükseltebilmeliler. “Biz varız” diyebilmeliler. Anlattığım olaydan yola çıkarak geçmişte nasıl bir kargaşa yaratılmışsa, şimdi de yapılmak istenilen budur. Aman dikkat…

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@