30.09.2020, 06:35

"Bana son bir şans ver"

İnsanların doğasından gelen bir yanılgıdır ilişkiye yüklenen “emek” kavramı. Ne yazık ki insanlar (doğası gereği) bir ilişkiyi yaşarken yaptıkları tüm eylemler “emek” olarak can bulur ve bu emeğin hep bir karşılığı vardır, karşılığı olmuyorsa da hesabı sorulmalı ve görülmelidir.

İnsan ilişkisi için bir şans verecekse, önce kendi kalbine şans veriyor olmalıdır. Çünkü kalbinde duygu kalmadığı hiçbir konuda “şans vermek” diye bir gereksinim olmayacaktır zaten.

***

Kalbinizdeki duyguya ve hissettiklerinize odaklanmak yerine çoğu zaman, karşınızdakinin eksikliklerine, duruşuna, yapması gerekenlere ve verdiği karşılıklara o denli takılıyorsunuz ki o güzel gönlünüzün sizden bu konuda ne istediğini görmeyi unutuyorsunuz. Karşınızdaki insanın asla tam olarak bilemeyeceğiniz beynini okumaya, ne düşündüğünü bilmeye o kadar takılıyorsunuz ki zihninizin bu konuda gerçekten en saf haliyle ne düşündüğünü duymanızın imkanı yok.

***

Diyelim ki ilişkiniz bir an bir yerinde tökezlemiş. Genelde ne yaparsınız? Duruyorsunuz ve masaya bir şans koyup sandalyenize kollarınızı bağlayarak oturuyorsunuz. Yani öylece bekliyorsunuz, karşınızdaki gelsin de şansı alıp kullansın diye... Fakat kollarınız bağlı otururken auranız da ilişkiye ve iletişime kapalı kalır. Bu negatif enerjinizin o sunduğunuz şans ile aynı masada hangi gerçeğe yürüdüğünü tahmin edebiliyor musunuz? O şans belki işe yarayacak ama bu durumda şansın değeri azdır. Neden mi? Çünkü kolları bağlı beklemede enerjinizin negatif bozuculuğu daha güçlüdür.

Çoğu nedenlerinizde haklı olabilirsiniz, itirazımız yok fakat tüm haklılıklarınızı da göze alarak tabloyu çiziyorum: Şansı verdiğiniz kişinin haberi yok, ilişkinin bile bu şansı hissedecek enerjisi yok ve siz çoktan bu şansın değerlendirilmemesi halindeki bitiş çizgisinde hangi mağrur duruşta duracağınıza içten içe hazırlanmışsınız bile...

***

Peki ne yapmalı bu durumda?

Kendinizi, ilişkinizi, barışmayı veyahut ayrılığı, kısacası her ne varsa beklemeye alıyorsunuz. Etmeyin... Yürüyün, kopsun fırtına! Siz yaşayın, yaşamaya ve yaşatmaya devam edin. Yol nereye gidecekse gider lakin gidene kadar yol sürer, yaşam sürer. Ya güzel yolunu bulur ya doğru sonunu bulur..

Kendinizi yaşam hikayelerinizde beklemeye almayın, onun eline tümüyle bırakmayın ilişkiyi. Emek demeyin her yaptığınıza ve karşılığı da şans olmamalı, performans değerlendirir gibi... Sözleşmeyle taahhütle değil, sevgiyle saygıyla yürüsün zaman...

***

En çok kalplerinizi sevin ki, ona bu dayatmaları, beklemeleri, şartları, emekleri ve şansları yaşatmayın. Neticede bir ilişkinin şansı, sevginin kapısı kapanana kadar vardır. Şayet ilişkiyi yaşamaya devam eder, duygunun gereğini yapar, beklemez, konuşur, anlatır ve ne istediğinizi belirtirseniz, sadece karşınızdakine değil "ilişkiye" şans vermiş olursunuz. Ancak kalbinizde tükenirse bu ilişki, olağan haliyle vazgeçilir zaten ilişkiden. Bu noktaya gelinmemişse eğer, ilişki değil gönlünüzdeki "duygu” şans istiyordur sizden. Önemli olan burada karşınızdaki kişiyi hedef tahtasına koymak yerine, şansı isteyen yüreğinizin sesini duymaktır...

Dolayısıyla şimdi ve bundan sonra lütfen kalbimize şans verelim ve onu duyalım, yol her nereye gidecekse…

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@