Fersan Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Gürhan Güven başarının sırlarını verdi. Altı arkadaş 1978’de bir araya gelerek Türkiye’nin ilk sirke fabrikasını kurdu. Fersan 1978 yılında İzmir Kemalpaşa’da kuruldu.  O günlerden bugüne 40 yılı aşkın süredir “Önce İnsan” sloganı ile sirke sektöründe lider konuma gelen firma pandemi koşullarında bile zor zorluk yaşamayanlar arasında.

develey-yenigün 3

İlklerin öncüsü olarak inovatif bakış açıyla sektöre yön vermeye devam ediyor. Birçok ürün ile birlikte Jalapeno Biber Turşusunu da Türkiye’de ilk kez üretip pazara ilk sunan marka. 40 yılı aşkın süredir Kemalpaşa’da bulunan tek fabrikada üçü sirke ve sirke grupları, biri taze sebze, biri de turşu olmak üzere 5 üretim hattı var. Yaklaşık 40 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Üretimimizin %40’ını ihracata, %60’ını da iç piyasaya veriyor. İlklere imza atan Fersan firmasının başarılarını Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Gürhan Güven ile konuştuk. Güven hem başarının sırlarını verdi. Hem de hedeflerini bizlere anlattı.

P: Biraz kendinizden bahseder misiniz?

G: 1985 yılında Almanya’da doğdum. Profesyonel hayatıma da orada başladım. Alman bir aile şirketinde çekirdek kadro olarak satış ve pazarlama direktörü olarak işe başladım. Programın sonunda Türkiye’deki distribütöre daha fazla destek vermek için kendi kuruluşlarını Türkiye’ye getirdiler, Ben de büyük bir köprü görevini gerçekleştirdim. Fersan’ın Yönetim Kurulu Başkanı ile tanışmam kısmet tabii, şu anda Fersan da görevime devam ediyorum. Babam Almanya’ya giden ilk işçilerden. Annem ve babam 36 sene boyunca Almanya’da çalışıp sırt sırta veren bir aile oldu hep. Onların emekleri sayesinde buralara geldik. Onların kültürleri, emekleri ve arkamızdaki duruşları bizi her zaman güçlü yaptı. Gurbetten tekrar kendi ülkeme geldiğim için çok mutluyum. 

P: Birazcık eğitim hayatınızdan bahseder misiniz?

G: Eğitim hayatımın hepsi Almanya’da oldu. Endüstri mühendisliği okudum. Ağır makine sanayi bölümünü tercih etmemin en büyük sebeplerinden bir tanesi okuduğum bölümden kaynaklıydı. Yoğun tempoda spor da yapıyordum. Profesyonel kick boks yaptım. Milli takım sporcusu olarak Dünya Kupası’nda 2’nciliğim var. 

P: Şu anda spor devam ediyor mu?

G: Hayır maalesef. Profesyonel olmasa da hobi olarak devam ediyor.

P: Fersan’a girişi, bahseder misiniz?

G: Aileyle tanıştıktan sonra kendimi Fersan’da buldum. Burada satış ve pazarlama direktörü olarak başladım. Bu şekilde devam edeceğimi tahmin ediyordum ama üç ay sonrasında hem buranın genel müdürü hem de yönetim kurulu başkanı oldum. Aradan altı yıl geçti. Altı yıl içerisinde çok büyük çalışmalar yaptık burada. Gerek Fersan markasıyla yurt içinde, gerekse yurt dışında çok güzel işler yaptık. Özellikle Pandemi döneminde satışlarımız çok arttı ama onun öncesinde de satışlarımız çok iyiydi. 

P: Gürhan bey ne yaptınız da farklı başarılara imza attınız? Çok kısa süre içerisinde Fersan da çok büyük bir ivme kat ettiniz?

G: Benim en büyük avantajım zaten güçlü bir marka vardı arkamda. Burada doğru satış kanallarını tercih ederek Her yıl çift haneli adet bazında büyümeler elde ettik. Aynı şekilde aynı hızda da devam ediyor. Pandemi de bunun tuzu biberi oldu ve bu sürece daha da hızlandırdı. 

KUTU

Fersan olarak sirkeli içecek de ürettik

P: Fersan hep şöyle akıllarda kalıyordu sirke ve turşusuyla ve belki de nar ekşisiyle. Fersan‘ın tam olarak bütün ürünleri nelerdir biraz bahseder misiniz? Çünkü artık üretim kısmında bir çok alanda ürün yelpazemiz çok genişledi. 

G: Fersan Türkiye’nin ilk sirke markası. Altı arkadaş 1978’de bir araya gelerek sirke amaçlı kurdukları bir marka. Hayatta kalanlarla hala daha görüşüyorum. Hatta iki hafta önce geldiler ve birlikte keyifli bir sohbet etme şansına eriştim. O kadar vizyona sahiplermiş ki çok doğru hamlelerle çok doğru bir marka kurmuşlar. Fersan‘ın açılışı da fermantasyon sanayi demek. Sirkede pazar lideri ve güvenilir olmamızın en büyük sebeplerinden birisi her zaman istikrarla ilerlememizden kaynaklanıyor. Kalite her zaman bizim için çok önemli. Sirkenin yanı sıra bizim en güçlü olduğumuz yer ise turşu. Ama turşularda bizim birebir tüketici temasımız yok. Biz hızlı tüketim restoranlarına hizmet veriyoruz. Hızlı tüketim restoranlarında yaklaşık 40’ı aşkın ülkede mallarımızı görebilirsiniz. Sirke ile turşu birbirini tamamlıyor. Katma değerli ürünler tüketicilerin sağlıkla kullanabileceği ürünler. Elma sirkesinin dışına çıkarak filtresiz sirke analı elma sirkesini pazara sunduk. Bir başka dalda da yeni rakip keşfettik. O da ev hanımları.  Ev hanımlarına sonsuz saygımız var. Ama orda da açık bir pazarı görüp doğru hamle yaptığımızı düşünüyoruz. Bizim kültürümüzde de dinimizde de sirkenin inanılmaz bir yeri var. Sirkenin temizliklerde de kullanabileceğini gördük o yüzden temizlik spreyi ürünlerimizi çıkardık. Bulaşık ve çamaşır ürünü olarak pazara sunduk. Uzakdoğu seyahatimde benim çok farklı bir gözlemim oldu, içilebilir sirkeyi tüketiyor onlar. Bildiğimiz küçük kartonlarda pipeti sokarak içiyorlar, Uzakdoğu’da herkes yerin altında yaşıyor, Metrolar çok kalabalık. O ürünü buraya getirip araştırdığımızda içinde sirke, farklı vitaminler olduğunu gördük. Biz de bu yapıyı Türkiye’ye adapte ettik. İnsanların daha rahat kullanımı için sirke, ve farklı vitaminler koyduk. İçerisinde koruyucu, renklendirici, tatlandırıcı yok. %100 doğal bir ürün. 

P: Aslında bu ürünle hem vitamin kısım hem de detox kısım ağır basıyor sanki değil mi? Burada vitamin olmanın yanı sıra vücudu temizleme yöntemi ile bu ürünleri çıkarıyor olmak daha doğru olmuş sanki. 

G: Bu yüzden işte düşündüğümüz şeyin çok doğru olduğu da ortaya çıkıyor işte. Sirke metabolizmayı da hızlandırır. Vücudunuzun %25’i kadar B3, B6, B9, B12 vitaminlerini çeşitlerine göre de konumlandırdık yaptığımız bu üründe. 

P: Başka Ar-Ge çalışmalarınız var mı Gürhan Bey?

G: O kadar fazla ki. Sirke nedir? Meyvenin fermente edilmiş halini kullanabileceğimiz ekşi, tatlı bir gıda. Şimdi artık farklı bitkileri de değerlendiriyoruz. Şimdi artık Lavanta Sirkesi üzerine de çalışıyoruz. Şimdiki temizlik ürünlerine de baktığımızda o ürünün 15 bileşeni var, ben bile o bileşenlerin ne olduğunu bilmiyorum. 

P: Pandemi sonrasında içilebilir sirke dışında ne gibi değişiklik oldu Fersan şirketlerinde, hem personeliyle hem ihracat kısmında?

G: Biz ödevlerimizi iyi yaptığımız için olumlu etkiledi. Pandemi öncesi biz bütün stoklarımızı tamamladık. Her zaman sanayici olarak yıllık alışverişlerimizi yapıyoruz. En iyi ürünü en kaliteli şekilde nasıl satarız kısmında ve bunu en iyi şekilde uyguladığımız için stoklarımız en üst seviyedeydi. Bunun sayesinde yüksek talebe de en hızlı cevap verebilen bir şirket olduk. Satışlarımız %66 arttı. Bunu deneyimli ekibime borçluyum. Tüm dünyada 1.3 ihracat pazarlık payımız var. Bunun 650 milyon dolarını İtalyanlar elde tutuyor. Türkiye sadece 30 milyon dolarlık payı kapsıyor. 

KUTU

 

Önümüzdeki yıl üretim hatlarımızı yenileyeceğiz

P: Burda tüketicilere ürünlerinizin tüketimi kısmında ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

G: Yıllandırılmış balzamik sirkesi nasıl geliştiririz kısmında çalışıyoruz, hem de ihracatta daha çok pay alabilmek için. Bizim bazı diğer ülkelerden aldığımız ürün portakal ekşili sos, onu salatalarda değil de beyaz ette kullanılması harika oluyor. Vişne ekşili sos da kırmız ette. Ünlü bir etçi de et tarafında da üzüm sirkeli eti keşfettim. Bunu yediğimde sirke tarafında çalışan biri olarak beni çok mutlu etti. 

P: Gıda şirketinde çalışan biri olarak gastronomiye ilginiz var mı? 

G: Çok fazla meraklıyım. Ürünlerimizi de yemeklerimizle çok deneriz. Salatasında etine, makarnasından tavuğuna kadar birçok ürünümüzle eşleştiriyoruz.

P: Biraz da yurt dışındaki markalarınızdan bahsetmek isterim. Her ülkede ayrı marka yaratmışsınız ve talebe göre şekilleniyorsunuz, ülkeye lokal bir marka yaratmak çok doğru bir hareket olmuş sanki, mesela kaç marka var şu anda yurtdışında?

G: Çok fazla var. Fersan da yurt dışındaki şirketin Türkiye’deki lokal bir markası. Nasıl bize bu yerele dönüşüyorsa Fransa’da da aynı şekilde. Global bir şirket lokal bir ekiple lokal bir markaya dönüşüyor. Ana merkezimizin stratejisi benim belirlediğimi sen uygulayacaksın değil, sen kendi ülkende neyi daha iyi yapabilirsin benden daha iyi biliyorsun, onları bana sun sen beni besle diyor. Bu şekilde bizim farklı markalarımız da genişledi ve gelişti. 

P: Fersan’da şu an kaç kişi çalışıyor?

G: 160 kişi çalışıyor şu anda. Sezonda bu +30 oluyor. Sezondan kastım bu hasat döneminde ve yaz ayında salatalıklar ve jalapeno biberleri şirketimize girdiğinde tanka basıp turşusunu kurabilmemiz için çok önemli. Ne kadar hızlı turşusunu kurarsak o kadar kaliteli olur. 

P: Endüstri 4.0’ı üretimde ne kadar sıklıkla kullanıyorsunuz?

G: Önümüzdeki yıl tüm üretim hatlarımızı yenileyeceğiz. Yenilememizin nedeni Endüstri 4.0’a bir adım atmak. Üretim hatlarının tam otomatik insansız çalışması önemli, bir diğeri Human Machine Interface (HMI). Bir kullanıcı operatörü elma sirkesi düğmesine bastığı zaman tüm şişeler karışımla hepsi hazır bir şekilde etiketiyle üretim bandına gelip kendi kendisine üretir. 

P: Çok teşekkür ederim Gürhan Bey bu keyifli röportaj için. 

G: Ben teşekkür ederim.