Başarıya yelken açan kadın: Banu Işıl Koç

Bu hafta köşemize Yourbag marka kurucusu Banu Işıl Koç’u taşıdık. Banu Hanım, tam bir Ege aşığı ve yelken tutkunu bir kadın girişimci olarak başarısının sırrını bizlerle paylaştı

Güncel 28.06.2021 - 09:07 28.06.2021 - 09:07

Yourbag marka kurucusu Banu Işıl Koç, bir kadın girişimci olarak kadınların iş dünyasında daha fazla yer alması gerektiğini düşünüyor. Başarılı bir iş kadını olarak çok güzel işlere imza atan Banu Hanım, aynı zamanda bir Ege aşığı ve yelken tutkunu. Banu Hanım ile Yorbag markasının kuruluşu hikayesini ve yelken tutkusunu konuştuk.

Kadın girişimcilere verdiği desteğin dışında ilk önce Banu Işıl Koç kimdir, nerelidir? Aile kültürü ve kökleri nereden geliyor?
Tam bir Egeliyim. Girit kökenliyiz. Annem ve babam da Girit kökenli. Türkiye’nin her yerini gezip dolaşan biri olarak, bir kız ve bir erkek çocuğum var. Okul hayatım İzmir’de geçti. Çalışmaya başladıktan sonra İzmir’den biraz koptum. Sonra kendi işimi kurmaya karar verdiğimde ve evlendiğimde tekrar İzmir’e dönmeye karar verdim.

Evli ve 2 çocuk annesi bir iş insanı olarak nasıl yetişiyorsun bunların hepsine?

İlk önce çok disiplinli ve kararlı olmak gerekiyor. Çok disiplinli olunca ve işini gerçekten çok sevince gerisi geliyor zaten.

Markanın kuruluş hikayesini biraz anlatır mısın? Yourbag markası nasıl kuruldu? Nereden nereye geldi?
İlk markamız kurduğumuzda bir STK’nın başkan yardımcısı idim. Otizimli çocuklar ile ilgili bir projemiz vardı. Bir İspanya seyahatine çıkmıştım. Orada bu örgünün her yerde kullanıldığını gördüm. Oradaki kadınlara ne yaptırıp da bir işi başarıya ulaştırma konusunda neler yapabileceğimizi düşündüm. Kadınlara nasıl para kazandırabileceğimi düşündüm. Ve bunu Türkiye’ye uyarladığımızda Türk kadının zaten en iyi yaptığı şey örgüydü. Döndüğümüzde 10 kadına bizimle var mısınız dediğimizde artık beraber bir ekip olmuştuk. Sonra bir arkadaşımın atölyesini kullanarak bu işi daha şık bir hale evirdik. O tarihlerde bir de restoranımız vardı. Restoranın üst katında tamamen imece usülü bir atölye yapmıştık. Çantalarımızı orada satmaya başladık. O gün aşağıda Doğuş Holding yemek yiyordu ve biz İstanbul’da bir evente davet etti. Orada bir cesaret örneği gösterdik, oradan sonra üç arkadaşımla İtalya’daki Micam Fuarı’na gittik. Fuarda bize öyle bir liste geldi ki, biz o listenin hiçbirisini yapamadık. Sonra oradan döndüğümde kendime dedim ki, ben bir atölye kuracağım. 20 tane kadınla çalışacağım dedim. Gerçekten oradan döndüğümüzde 20 tane kadınla çalışarak bir atölye kurmuştum. Sonra arkasından yurt dışı fuarları başladı. Ve sonra Türkiye’deki 3 büyük firma ile çalışmaya başladık. Ve sadece örgü yapıyorduk. Bütün kış çalışırken yazın oturuyorduk. Sonra yurt dışındaki birkaç fuara daha katıldık. Sonra ürünlerimiz insanların yavaş yavaş ilgisini çekmeye başladık. Sonra biz bünyemizi büyütüp üretimde 160 kadına çıktık. Şu an 160 kadın ile yurt dışında çok güçlü olduğumuz bir ayağımız var. Burada Ege İhracatçılar Birliği'nin bize sonsuz destekleri var. Sağ olsunlar, çok arkamızda oldular. Şimdi fabrikamızı daha profesyonel olabileceğimiz bir yere taşıdık. Zaten Ege kadını çok çalışkan ve başarılıdır. Çalıştığımız kadınların da taşınmasından kaynaklı çalıştığımız yerler. Şu an Ödemiş, Hakkari, Manisa ve Aydın’da çok büyük gruplarımız var. Hepsinin başında usta başları var. Biz modeli gönderiyoruz. Onlar örüp gönderiyorlar. Ve atölyede bunlar işleme giriyor.

VEGAN ÜRÜNLERE İLGİ ARTTI

Katıldığın fuarları nasıl buluyorsun? Bununla ilgili bir önerin var mı?
Bize bu sene Dubai’den fon tarafından çok güzel bir sipariş geldi. Türkiye’deki çok güçlü bir firma ile bir kadın girişimci Şeyma Başterzi ile birlikte bir proje ürettik. Burada çantanın dışında home kısmında kadın istihdamını nasıl sağlayabiliriz diye bir iş geliştirdik. Aydınlatma, hali, koltuk işleri yapıyoruz. Şu an otel ve restorantlara yetişemiyoruz. İzmir’deki fuarlara gelmiyorlar. Uzak ve uçak aktarımı çok olduğu için daha masraflı oluyor. O yüzden buradaki fuarlarda çok büyük bir ivme yakalayamıyoruz. Bizim için sürdürülebilirlik çok önemli. Pandemiden de kaynaklı doğaya dönme çok sık oldu. Vegan ürünlere dönme çok sık oldu. Deriden uzaklaşıldı.

Meslek fabrikalarında, halk eğitimlerle bir iş birliğiniz var mı?
Meslek liselerinin atölyeleri var, atölyelere ürün veriyoruz. Nakış bölümümüz olmadığı için onların nakış atölyelerine iş veriyoruz. Boyama işlerini meslek liselerine gönderiyoruz. Her şeyi kendi bünyemizde yapmayarak, gençleri de işe katarak yol alıyoruz. Meslek liselerinde Saraciye Derneği’ni artırmaya çalışıyorlar. Şu an şöyle bir sorun var ki çırak yetişmiyor günümüzde. Bir ustayı elde etmek istiyorsanız ilk önce çıraklıktan getiriyor olmalısınız. O yüzden bu tür kurumlar bizim için çok önemli. Halk eğitimdeki kadınlara kilim dokutturup, bizim çantalarımız ile buluşturmaya çalışıyoruz. Dubai’den aldığım sipariş ile kadınların yaptığı kilim dokumalarını çanta ve lambaya dönüştürüyoruz. İtalya Garda Fuarı’na katılacağız. Şu an 2022 yaz kreasyonu üzerine çalışıyoruz.

Pandemi dönemini nasıl geçirdiniz?
Bu mücbir bir sebep de olduğu için yapılan süreçlerde Allah’tan hukuki süreçlere başvurulmadı. Şükür ki biz bu pandemiyi çalışarak geçirdik. Krizi fırsata çevirdik. Ev ürünlerine yönelmemiz o dönemde çıktı, çünkü insanlar eve sardı. Herkesin içinden bir minik aşçı çıktığı için mutfaklarına çok güzel runnerlar yaptık. Sonra birçok firma bizden runner ürünlerimizi aldı.

'YELKEN BENİM DÜNYAM'

Bir de Kadın Yelkenciler Spor Kulübü Derneği üyesisin, yelken aşığısın, bu yoğunluğunda yelkene vakit ayırabiliyor musun?
Orası benim özelim, benim dünyam. Yalnız kalmak istediğim yer. Orası benim özgürlük alanım, işten kaçabildiğim gizli dünyam. Oradaki geçirdiğim 4-5 saat her şeye bedel ve herkesin kendisi için ayırması gerekli olan bir alan. Rüzgar, siz ve efsanevi 4-5 kadın ile birlikte orada her türlü çılgınlığı yapabileceğimiz bir zaman dilimi yaşıyoruz. Sıkıştığımı hissettiğimde rahatladığım ve insan olduğumu hatırladığım tek alan. Kadın Yelkenciler Spor Kulübü Derneği üyeleri ile olmak benim için çok özel bir duygu. Egolarımızdan ve iş hırsından arındığımız orası doğal bir dünya. Peyvend’cim sana özel bir teşekkür etmek istiyorum, bize bu alanı yarattığın için. Bir şeyi başlatmak ve sürüklemek çok önemli olduğu için bunu gerçekten sen başarıyorsun. Tek başıma gidip de bir yelken eğitimi almak aklımın ucundan geçmezdi. Mümkün değil bu yelkene başlamazdım. Ama şimdi her hafta sonu yelkene gidip eğitim alayım diye kendim için planlar yapıyorum.

İş hayatında kadın olmanın avantaj ve dezavantajları nelerdir?
Ayakkabı ve çanta dünyasında çok fazla kadın girişimci yok. Üretim anlamında da yok. Toplasanız 4 tane kadın üretici vardır. Genellikle erkeklerin hakim olduğu bir iş alanı. İlk başlarda çok zorlandım. Kadın olduğum için üzerimde baskı kurmak isteyenler de oldu. Ama beni tanıdıkça ilişikler normale dönmeye başladı. Avantajlarını tabii ki çok yaşadım. Şimdi herkes bir şeyin farkında, kadının olduğu her yer daha naif ve güzel oluyor. Ve bu yüzden bize daha çok alan açmaya başladılar. Keşke daha çok kadın olsa iş dünyasında.

'KADIN İSTİHDAMINI ARTIRACAĞIZ'

Önümüzdeki hedeflerin neler?

Kadın istihdamını 320 kişiye çıkarmak. O yüzden çok yatırım yapıyoruz. Zor ve emek isteyen bir işimiz var. Aylık en az 1000 çanta yapmak. O pazarı yaratmak da çok önemli. Fuarlara daha çok ağırlık vermek istiyorum. Ekibimdeki kadınların hayal etmesi işimizi geliştirmemize sebep oluyor. İyi ki varlar. En büyük projem Şakran Cezaevi ile çalışmaktı. Pandemiden dolayı proje yarım kaldı. Ama inşallah ilerleyen dönemlerde çalışmaya devam etmek istiyorum.

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@