Rekabetin kaçınılmaz bir şekilde kendini gösterdiği piyasa ortamında tüm işletmeler gibi basın işletmeleri de fark yaratabilmek amacıyla efor sarf etmektedir. Teknolojinin giderek akıl almaz boyutta ilerleyişini sürdürmesi ve de buna paralel olarak da kitle iletişim araçlarında görülen gelişme ve değişimler, dünyanın artık tek bir pazar olma yolunda geldiği nokta basın işletmelerinde de ayakta kalabilmek adına değişimlere hoşgörü ile bakma anlayışını zorunlu kılmıştır. Bunun sonucunda da; eskiden daha ziyade ürün ve kar odaklı düşünmeyle yetinen basın işletmeleri artık günümüzde müşteri odaklı düşünme sürecinin içerisine girmiş bulunmaktadır. Çünkü müşteri/okuyucu odaklılık işletmelere müşteri ilişkileri açısından rekabet avantajı sağlamakla kalmayıp aynı zamanda güven oluşumuna da etki eden bir yaklaşım olarak günümüzde yerini almıştır.

Müşteri odaklılık, müşteri tercihleri arasında yer alma ve işletme sürdürülebilirliği elde edebilmek için müşteri sadakati oluşumuna neden olmaktadır ve bu da müşteri nezdinde algılanan kalite aracılığıyla yaratılmaktadır.

Basın işletmeleri faaliyetleri gereği hizmet üretmektedir. Bu üretim sürecini de ürüne bağlı olarak gerçekleştirmektedir ve yine basın ürünlerinin yapısı gereği dayanıksız ürün olması gerek algılanan kalite anlayışının yaratılmasında gerekse de sürdürülmesinde işletmeleri daha ivedi çalışmaya zorlamaktadır. Bu ivedilik; işletmeleri üretim planlamasından pazarlamaya dek her adımda vakit kaybetmeden zamanlı olarak çalışmaya sevk etmektedir.

Bu sistemli çalışma sürecini olağan bir şekilde basın işletmeleri ile entegre kılmak için; müşteri açısından algılanan kalitenin yaratılmasına yönelik olarak hassasiyet arz eden bazı kritik noktalar söz konusudur. Bunlardan biri liderliktir. Çünkü süreklilik olgusunun öneminin daha fazla derinlik kazandığı basın işletmelerinde uzak geleceği görme yetisine ve aynı zamanda vizyon oluşturma becerisine sahip yani; gerçek ile tasarlanan arasında ki dengeyi kurabilen liderlere gereksinim bulunmaktadır. Diğer taraftan önemli bir diğer kritik noktayı da; sürekli eğitim ve sürekli geliştirme oluşturmaktadır. Bu anlamda da, basın sektörü bir yandan okuyucuyu eğitme misyonunu yüklenirken diğer taraftan da bunu rasyonel olarak gerçekleştirebilmenin kendisini de sürekli geliştirme olgusundan alıkoymayarak mümkün olabileceğini idrak etmek zorundadır.

Müşteri/okuyucu odaklılık hususu daimi kılmak; aslında basın sektörüne bir yandan karlılık, süreklilik ve de topluma hizmet amaçlarına ulaşmaya çalışırken diğer yandan da okuyucunun yaşarken farkına varmadığı gizil ihtiyaçları keşfederek buna yönelik tasarımlar oluşturmak gerekliliğini beraberinde getirmektedir.

Tüm belirtilen hususların olabilirliği ise katılımcılık ve yetki devri sayesinde mümkündür. Çünkü bir ya da birkaç kişinin sıralanan noktaların üstesinden gelebilmesi mümkün değildir. Bunun bir grup veya takım dinamiği sayesinde aşılabilmesi imkan dahilindedir. Bu sebeple de takım kurabilme ve onları doğru yönlendirme becerisine sahip liderler geleceğin liderleri olmaya hak kazanacaktır. Antony Robbins’in dediği gibi “Rüzgarları kontrol edemezsiniz ama yelken takımını kontrol edebilirsiniz”.