25.09.2020, 06:40

Basın özgürlüğü, "hakaret özgürlüğü" değildir

Basın özgürlüğü, değişik ülkelerde küçük farklılıklarla algılanmasına rağmen, esasta sınırsız değildir. Hele hakaret özgürlüğü hiç değildir. Normal sınırları dışında. Bir devlet başkanı hedef alınarak (hakaret içeren metinler) asla kullanılamaz. Aynı zamanda inançları rencide edici bir ifade şekline de basın özgürlüğü denilemez.

Tekrar gündeme gelen ve Fransa’nın Devlet Başkanı tarafından da "Basın Özgürlüğü" olarak nitelendirilen, peygamberimize hakaret içeren karikatürlerden sonra; Yunanistan’da bir gazetenin hadsizliği yine "Basın ve ifade özgürlüğü" kılıfına sokulmaya çalışılmaktadır.

Basın özgürlüğü, medyanın olmazsa olmazıdır. Eğer bir ülkede basın özgürlüğü yoksa, o ülkede basından da söz edilemez. Ancak tüm özgürlüklerde olduğu gibi basın özgürlüğü de sınırsız değildir. Elbette özgürlüğün sınırları konusunda ülkeden ülkeye küçük farklılıklar olabilir; fakat hiçbir zaman hiçbir ülkede hakaret, basın özgürlüğü olarak nitelendirilemez. Hele, bir devlet-hükümet başkanına ithaf edilen sözler içinde suç teşkil eden sıfatların imâsı dahi söz konusu olamaz.

Yunanistan’da yayın yapan "Dimokratia Gazetesi" manşetten Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a hakaretler yağdırmış, Yunan adalet makamları ve hükümet yetkilileri de sessiz kalmıştır. Eğer bu, basın özgürlüğüyse, sizin özgürlüğünüz batsın. Bizim bir gazetemiz böyle bir şey yapmış olsaydı, dünyada yer yerinden oynardı. Pekiyi, bu normal mi ?

Asla! Böyle bir edepsizliği normal karşılayanların, bu hakaretlere kendileri muhatap olduğunda da hiçbir şey söylemeye hakları olmaz.

Merak ediyorum. Onların basın kanunlarında "Medya, devlet başkanlarına hakaret edebilir" mi yazıyor (!) Hiç zannetmiyorum. Böyle bir şey olamaz. Aklımızdan, onlar için sarfedilecek birçok söz geçmesine rağmen, hem ahlakımız buna mani oluyor, hem de bunu basın özgürlüğü olarak tanımlıyamıyoruz.

Gerçi Yunan Hükümet Sözcüsü, daha önce bu gazetenin yayınlarını kınadıklarını açıklamasına rağmen, bu konuda hareketsiz kalması da ayrı bir değerlendirme konusu olabilir.

Bu değerlendirmede sözcü ne derdi acaba ?

"1- Bu gazetenin yöneticileri ve haberi yazan gazetecide ahlak mefhumu yoktur. Zaten onlardan da bu beklenirdi. Ayıp ediyorlar.

2- Şeref ve haysiyetten yoksun kişiler, başkalarının şeref ve haysiyetlerini de umursamazlar. Onlar öyledir. Hoşgörün.

3- Bizde basın özgürlüğü kavramı çok geniştir. Bunları bizim için de söyleseler normaldir.’’

Acaba hangisi ? Yoksa hiçbiri mi? Eğer "Hiçbiri" diyorlarsa, o zaman gereğini yapsınlar. Biz de anlayalım.

Ey basın özgürlüğü! Biz, sınırları aşmayalım diye kılı kırk yarıyoruz. El alem lastik gibi çekip uzattıkça uzatıyor. Ahlaksız söylem ve eylemleri de içine sokmaya çalışıyorlar.

Bizim Adalet Bakanlığımız, gerekli girişimlerde bulunmuş. İnşallah sonuç alınır da, dünya basını için kötü örnekler oluşmaz…

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@