Salim Çetin'in 13 Mayıs 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Geçen Mart'ın yedisinde Yenigün Gazetesi, köşe yazarlarını ve çalışanlarını bir yemekte buluşturdu.

Çağrı metninde, buluşmanın amacı; gazetenin on yedinci yılını/yaşını kutlamak, bunun yanında tanışmak ve kaynaşmayı sağlamak olarak belirtiliyordu.

Ancak böyle toplantılar aynı zamanda gazetenin takınacağı yayın çizgisini de yeniden konuşmaya vesile oluyor.

Nitekim öyle de oldu; katılanlar fikirlerini söyleyerek içeriğin belirlenmesinde izlenecek ‘hat’ta da katkıda bulundular kanımca.

Elbette bu kısımda gazetenin yayın çizgisine yön veren başta Mesut Şimşek ve diğer arkadaşların tutumları belirleyici konumdadır ama bize düşen de gazetenin yazarlarından biri olarak düşüncemizi söylemek.

Elbette yerel basın liginde olan bir gazete, farkını, yereldeki haberleri objektif ve anlamlı biçimde sayfalarına taşıyarak koyacaktır. Bölgesinde ve kentindeki her gelişme ve olay, haber ağı içinde yer alacak, gazeteci kamu adına bunu gazeteye taşıyacak, yazarlar yorumlarıyla bunu zenginleştirecek, varsa önerisini ortaya koyacaktır.

Başka bir deyişle, benim de İletişim’den hocam Korkmaz Alemdar’ın, “…Yerel basın, mahalli yönetimlerde, kamu yönetimiyle halk arasında bir köprü görevi üstlenmektedir.” cümlesi hayat bulacaktır.

Yenigün Gazetesi de kanımca bu süreci bütün halkalarıyla daha iyi biçimde yerine getirmenin heyecanını yaşıyor, daha iyiye varmanın çabalarını deniyor.

Mesela, yazar kadrosunu geniş tutarak, farklı konularda düşüncelerin gazeteye zenginlik katacağı uygulamasında olduğu gibi.

Sizce de öyle değil midir, farklı fikirlerin her gün gazetede dillendirilmesi yeni bir içerik zenginliğine işaret etmez mi?

Elbette bunun yanına haberleri, yeni ve farklı olan hikâyeleri de eklemek gerekiyor.

Yalnız burada bir nüans var; o da bu yapılanları yerel ama içinde dinamik bir yaratıcılığı barındıran bir süreç olarak algılamak, konuya bu açıdan bakmak.

O toplantıda da kanımca yazarlar, haberciler, idari kısımdaki arkadaşlar gazete için yapacaklarını sıralarken varmak istedikleri konu bu olsa gerekti.

Yerel bir gazete ama etkili bir mecra olunması temennisiydi bu…

Ancak temenniler sıralanırken, yerel basını bekleyen maddi olanaksızlıklar, iktidarların yerel basına yanlış destek politikaları, gazeteci istihdamında yetersizlik yanında başka handikapları da unutmamak gerek.

Bunlardan biri yerel olmanın güzelliğini; taşra sıkıcılığı, statik, durgun, dünyadan kopuk, yaratıcılıktan uzak bir ‘pazar öğleden sonrası sıkıntısı’ olarak görme anlayışıdır.

Böyle bakıldığında diğer bütün ‘eksiklikler’ giderilmiş olsa bile, başarının yakalanmayacağı muhakkaktır.

Çünkü ufkunuzu taşrada olmakla sınırlamış, yaptığınız işi kenarda kıyıda kalmış, önemsiz, işe yaramaz görmeye başlamışsınızdır...

Taşranın tuhaf halleri böyle bir şey…

Bu durumda haberler hayatın gelişen yanına denk düşmez, başarıya ve kalkınmaya ivme kazandırmakta yetersiz kalabilir.

Köşe yazıları, yerelin ritmini tutmaktan uzak, genel konularda ‘fikir teatisi’ne dönüşebilir.

Böylesi bir içeriğin de elbette fark yaratacak, bir iddia taşıyacak yanının olmayacağı baştan söylenebilir.

Oysa ulusal ve evrensel olana, yerelin dinamizmi içinden geçilerek gidildiği epeydir dillendirilen bir gerçek.

Hayatın birçok alanında olduğu gibi siyasi alanda da ‘yerel’in başarısı görülebiliyor.

Nitekim pek çok ülkede yerelde başarı kazananlar ulusal çapta iktidara geliyor. Şu anda bizim ülkemizde iktidarda olanlar gibi.

Kanımca, yerelin bu güzelliğini ve dinamik gücünü fark edip bunu kitlelere yansıtanlar kazançlı çıkacaktır.

Yenigün Gazetesi'nin bu çabalarını, bu nedenle önemsiyorum.

Umarım başarılı olunur…