07.01.2018, 13:38

Başınızı 'kum'a gömmek niye?

Başınızı ‘kum’a gömmek niye?

 

Eşitsizlik...

Sosyal ve siyasal açılar...

Ekonomik düzen, her geçen gün daha da kritikleşmekte iken diyebiliriz ki sevgili ülkemiz de hiç iç açıcı durumlar yaşanmıyor.

Son tartışma, durumun farkında olmayanların çoğunlukta  olduğu ‘çocuk gelin’açıklamaları.

*

 

Ülke, devlet, millet diyerek felaket tellalığı yapmak yerine doğruları konuşmak ve tükenmemek en doğru olanı.

Bir bakıyorum gazetenin 3. sayfa haberlerine.

14- 15 yaşındaki çocuklar katil.Tecavüzler sanki normal bir hal almış durumda. Yurtlar için söylenenleri, olan olayları duymak artık tüylerimizi diken diken eder oldu.

Tüm bunlar unutuluyor ve gündeme ‘çocuk gelin’ konusu getiriliyor.

Şaka gibi.

*

‘Bencillik aldı başını gitti, saygı kalmadı, sevgi de çok çabuk tüketilir oldu’ diye dert yanarken zaten büyük bir yara olan ‘çocuk gelin’lerin dramı daha da arttırılmak isteniyor ülkemde.

Acaba neden?

Ve ne yazık ki yozlaştık da işte bu yüzden.

Görünen en gerçek, en yalın haliyle yozlaştık.

Peki neden yozlaştık?

Neden duygusuzlaştık ve canavarlaştık?

Sebepsiz yere mi?

*

Gördüğüm şu ki, giderek acımasızlaşan bir toplum olma yolunda ilerliyoruz.

Gizli mesajlar etkili, dayatılanlar etkili iken, eğitim yapısı, öğretmen etkisiz.

Genel ahlak kuralları etkisiz.

Doğruları konuşun diyoruz, konuşan yok.

Herşeyi duru, doğru gözle görün diyoruz, gören yok.

Avantacı, düzenbaz olmaktan vazgeçmek yerine, şehvet düşkünü, kolaycı, tüketici, sevgisiz, acımasız toplum olma yolunda ilerleniyor.

*

Deve kuşu gibi kafamızı kuma gömmek o kadar kolay ki şimdilerde.

‘Biz nasıl toplum olarak bu duruma düştük?’ Diye sorgulamaktan yoksunuz.

Uyduruk düzenlemeler, hayatdan kopuk öğretimler, yarış atı çocuklara, çocuk kadınları eklemek tacizlere, tecavüzlere zemindir. Ancak aldıran az.

*

Ve biz öğrenmiştik ki, çocuklarımız geleceğimiz, hele ki kız çocuklarımız iyi yetiştirildiğinde erkekleri yetiştirecek analar iken bu başı kuma gömmek niye?

En yoğun acılarla mağdur edilmiş çocuklar hayata küser iken başınızı kuma gömmek niye?

Seslerini çıkaramayan acılı kadınlarımız, çocuklarımız, gelinlerimiz ve susmak zorunda kalanlar var iken başınızı kuma gömmek niye?

İnsanlık tarihi boyunca yok sayılan, dışlanan kız çocukları, şiddet mağdurları, minnacık bedenleri ile çalıştırılanlar, kandırılanlar var iken başınızı kuma gömmek niye?

*

Ön sezileri ve güçlü zekasıyla bir yaraya, kadın sorununa parmak basan Ata’mız haklıydı. ‘Bizim toplumumuzun başarı gösterememesinin sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlik ve kusurdan doğmaktadır’ demişti.

Kadınlarımın hak ettiği yeri belli değil iken kız çocuklarımızın yeri de gizliden belirlenir oldu artık.

Büyük sancı bu...

*

Nerede bizim çağdaşlığımız, nerede kadının, kız çocuklarının yeri?

Nerede özgürlüğü, hakları?

Biz hala ülkemizde kadının, kız çocuklarının yerini sorguluyorsak, hala bunları kazanmaya gayret ediyorsak bir yerde büyük sancı var demektir.

*

İşte bu büyük sancı bizi uygarlaştırmıyor.

Unutulan kadınlarımız, kızlarımız halen başlık parası,çocuk gelin sorunu,şiddet, anne-çocuk ölümleri ile yüzleşiyor. Göz göre göre işlenen cinayetler ile yüzleşiyor.

Ne acı...

Perde arkasından oynatılan kadınların kaderi çocuk yaşta mı belirlenecek?

*

Okul sıralarında bıçakla tanışan erkekleri, uyuçturucu yaşının lise, ortaokul sıralarına kadar düşmesini, makkajlı küçük bedenleri, 13 yaşındaki çocukların hayallerini yıkanları, satanları, kadın yapanları unutmak istiyorum.

Ben pozitifliği daim öneriyor olsam da, bazı konularda ne yazık ki pozitiflik arkasına sığınamıyorum.

Nedenler?

Sorgular.

Yargılar, çözümler birbirine giriyor.

Toplum olarak mı sorunlara artık kulak tıkadık, nedir çözümsüzlüğümüz?

Sevgi eksikliği mi?

Düzeninimizi sorgulamamız, tekar yapılandırmamız yıllar alacak gibi görünüyor.

*

Bilin ki, kadın bir duvar değil...

Kadın bir öfke kusulan merkez değil...

Kız çocukları evliliği bekleyen üreme araçları değil...

Değerlendirme,algılama,sevme, sevmeme hakkını, anlayış hakkını düşünün.

Empati kurun.

Doğarız yaşarız ve ölürüz.

Ancak nasıl yaşandığı önemli değil midir?

 

*

Sorumluluklarımızın mecburiyetimizdir. Onları yok sayma gibi bir lüksümüz yok.

 ‘Anladım ki insanlar; Susanı korkak,görmezden geleni aptal,affetmeyi bileni çantada keklik sanıyorlar...
Oysa ki ben istediğim kadar hayatımdalar.
Göz yumduğum kadar dürüst ve sustuğum kadar insanlar.’ diyen Palahniuk sözlerine

‘Sizin bizi yok sayma lüksünüz yok’ diyerek katılıyorum.

*

‘Nasıl bir dünya da yaşıyoruz?’

‘Durmadan acı çekiyoruz, biri bitmeden biri başlıyor’ diyen bir sürü sesi bir anda duyuyorum.

9 yaşında ki, 13 yaşındaki kadınlardan değil, eli bebekli çocuklardan söz ediyoruz farkında mısınız?

Söz ettiğimiz bir genç kız değil, bir kadın  değil, bir çocuk.

*

Eline bir oyuncak verildiğinde hala oynayacak olan çocuklardan söz ediyoruz...

Kararını veremeyen, reşit olmayan, hayatı bilmeyen çocuklardan söz ediyoruz…

Ergenliği bilemeyen, regl olduğunda bunun şaşkınlığı ve değişimini yaşayacak olan çocuklardan bahsediyoruz...

Cinsel kimliğini keşfe çıkmış birinden değil.
 

*

Lütfen bu konunun altını kalın bir çizgi ile geçelim.

Hakkında hüküm verdiğimiz minik bir beden, eli bebekli çocuklar.

İşte o nedenle empati kurarak konuşun. Peki sizin 9 veya 13 yaşında ki yavrunuz söz konusu olsaydı ne yapardınız?

Ona kıyar mıydınız?

*

Sözlerin bittiği an, bu an.

Sanırım işimiz vicdana kaldı.

 

 

Dip notlar;

 

Durum iç açıcı değil...

Diyarbakır Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde 1286 çocuk anne oldu. Ne zaman? 2010 yılından sonraki dönem... Ve sadece bu rakam bir hastaneye ait...

Yaş ise18 yaş altı...

Yani bu kadar çocuk bebek dünyaya getirebiliyorsa bu ülkemde, bu çocuk annelerin varlığı tartışılıyorsa, 9 yaşına herşey indirilebiliyorsa hazin yaşamlar gizli gizli devam edecek demektir.

Gerçek çözüm öncelikle anne ve babada, sonra devletimizin sağduyusunda, eğitim düzeninde.

Gelin yaşam tarzımızı sorgulayalım...

Kendimizi bir süzelim...

 

Beklentiler...

 

Sevgi ve saygı ile oluşan dayanışma, kadına verdiğiniz önem ile oluşur.

Bize, kız çocuklarına sırtınızı dönmeyin, onların sesine kulak verin...

‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ni arttırın...

Kadının iş gücüne katılımı ve sosyal hayatta yer almasını sağlayın...

Aile içinde ki kız çocuklarını koruyun...

Daha fazla eşitlik, daha fazla özgürlük sağlayın...

*

Kadını güçlendirmediğiniz takdirde çağdaşlık beklemeyin...

Çocuk gelinleri bitirmediğiniz taktirde çağdaşlık beklemeyin...

İkinci sınıf gördüğünüz müddetçe yaşama katılım beklemeyin...

Sevgi vermediğiniz takdirde sevgi istemeyin...

Saygısız davranırsanız saygı görmeyi beklemeyin...

İlgisiz kalırsanız ilgi ummayın...

 

 

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

Uluslararası ölçekte bir kadın araştırması yapan sosyolog, dünyanın çeşitli ülkelerinde kadınlara bir soru sormuş.
Kocanızı başka bir kadınla yakalarsanız ne yaparsınız? 
Soruya ülkelere göre verilen yanıtlar ise şöyle olmuş:
Isveçli : Neyimi beğenmediğini sorarım.
Rus : Evi terk ederim.
Fransız : Sesimi çıkarmam, sevgilime gider beni teselli etmesini isterim.
Italyan : Kadını vururum.
Ispanyol: Kocamı vururum.
Yunanlı : Her ikisini de vururum.
Türk : Benim kocam yapmaz!

 

Günün sözü;

“Sende ben imkansızlığı seviyorum; ama asla umutsuzluğu değil.”  Nazım Hikmet Ran…

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@