Başkan Tunç Soyer, ‘Kerem Kırçuva ile 10’dan 12’ye’ programına konuk olarak bir çok önemli konu hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

YENİGÜN- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer TV100’de yayınlanan ‘Kerem Kırçuva ile 10’dan 12’ye’ programına konuk olarak bir çok önemli konu hakkında çarpıcı açıklamalarda ve eleştirilerde bulundu. Soyer ayrıca erken seçim sorusunu rakamlar ve anektodlarla yaptığı bir ‘yoksulluk’ çıkışıyla yanıtladı.

Başkan Soyer İzmir'in 100.yılı için, "Bu 100 yıllık zaman dilimi aynı zamanda barışın da 100.yılı... Hem kuruluşun, hem kurtuluşun hem de barışın yüzyılı... Gelecek bir yüzyıla başlıyor olmak bizi çok heyecanlandırıyor. Anıtsal işler bırakmak istiyoruz. 100.yılda bir yandan önümüzdeki yıllarda da hatırlayacak, hatırasını canlı tutacak çalışmalar yapıyoruz, bir yandan da çok görkemli şekilde kutlamak istiyoruz. Çok güzel sürprizler bekliyor İzmirlileri..." mesajını verdi.

Tunç Soyer, uluslararası kredilendirme kuruluşu Fitch Ratings'in döviz bazlı borçlanma üzerine yaptığı değerlendirme üzerinden İzmir'in bütçe güvenilirliğine yönelik olarak da, "Bu aslında bir dirençlilikten kaynaklanıyor. Uzun yıllar muhalefet belediyesi olmanın getirdiği bir dirençlilik var. Bu da gücünü büyütüyor. Daha sağlam bir yapı oluşmasını sağlıyor. Şuan itibariyla 'AAA' olarak en üst noktada İzmir... Çok daha titiz bir belediyecilik anlayışı, çok daha kurumsallaşmış bir yapı, daha güvenli bir bütçe ortaya çıkıyor. İzmir'in bütçe gerçekleşme oranları hep çok yüksektir. Bunun en büyük avantajı çok kolay fon ya da hibe fon kaynağı bulmak oluyor. Kurdaki dalgalanmadan biz de çok olumsuz etkilendik. Hatta 'Bir gecede bir metro hattı kaybettik' diye bir paylaşamım olmuştu. O dönemde bizim euro ve dolar üzerinden borçlanmamız bizi çok olumsuz etkiledi. Ama bu bizim engelleyebileceğimiz bir durum değil... O neden Fitch bir açılama yapıp bu durumla ilgili bir değerlendimede bulundu. Bu değerlendirme bazı basın kuruluşlarında 'Bazı belediyeler iflasın eşiğinde' şeklinde haberleştirildi. Raporu satır satır okudum böyle bir şey yok! Etkilenebileceğini söylüyor ama böyle bir ifade yok! Kentlerin kredibilitesi ülkelerin kredibilitesinden bağımsız değildir. Ama bizimkisi uzun yıllardır süren bir istikrar nedeniyle yüksek ve bu durum devam ediyor. İzmir'in güvenilirliği aynen devam ediyor.’’ İfadelerini kullandı.

Gözden kaçırmayın

Torbalılılar 19 Mayıs’ı Gripin ile kutlayacak Torbalılılar 19 Mayıs’ı Gripin ile kutlayacak

‘‘İZMİR'İN EN UZUN HATTI OLACAK’’
Raylı sistem yatırımları hakkında açıklamalarda bulunan Başkan Soyer, "Buca İzmir’in en kalabalık ilçesi... Bugüne kadar orada bir metro hattı kurulamadı. Şimdi bu metro trafiği ciddi şekile rahatlatacak. Ama sadece bir ulaşım değil bir medeniyet göstergesi metro... Temizlik, ucuzluk, kolaylık... Ne açıdan bakarsanız bakın çok cazip bir kent için ulaşım aracı... 14 Şubat’ta metromuzun temelini atacağız. Bir konsorsiyum oluşturduk. Hem Avrupa Yatırım Kalkınma Bankası hem de Fransa Kalkınma Ajansı ve iki ayrı banka daha... Sonuçta 490 milyon euroluk bir kaynağa ulaştık. Protokolü de imzalanadı. 14 Şubat’ta temel attığımızda parası hazır bir çalışma başlatmış olacağız. Bu büyük bir güven duygusuyla başlamak demek. İki istasyon arası hattı 2023’ün sonunda çalıştırmaya başlamak istiyoruz. Metro projeleri aslında çok zor projeler. Olağanüstü büyük engellerle karşılaşmazsak bunu başaracağımızı biliyorum. 3 raylı sistem çalışmamız daha var. Gaziemir-Karabağlar metro hattı bunlardan bir tanesi. İzmir'in en uzun hattı olacak. 28 kilometrelik... 6 ay içinde proje ihlesine çıkabilecek duruma geleceğiz. Diğeri Kemalpaşa metro hattı... İpek Yolu’nun güncellemesi anlamına geliyor. Çok heyecan verici bir proje... 5 kilometrelik Örnekköy-Yeni Girne tramvay hattımız da var. ‘İzmir’i demir ağlarla örüyoruz' diye bir mottomuz var. Buna çok önem veriyoruz. Hafif raylı sistemlerde 3’te 1’den fazla bir maliyet düşüşü var ve çok daha kalıcı yatırımlar. Ve kent içn de huzurlu ve konforlu alanlar yaratılmasıa imkan veriyor. Kent içindeki yaşam kalitesini de yükseltiyor. ‘‘dedi

 

OTOGAR METROSU ÇIKIŞI! 
Büyükşehir Belediye Başkanı, hükümetin muhalif projelerini engellediği yönündeki iddialar hakkında da konuştu. Başkan Soyer, "'Bir işi yapmanın bir, yapmamanın bin yolu vardır' derler" diyen Soyer, "Biz ne olursa olsun devam edeceğiz. Biz o koşullar içinde en iyisini yapmak için geldik bu koltuğa!" dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı ayrıca, "Hiç içime sinmeyen iki örneği de söylemek isterim. İzmir'de bir elektrik fabrikası var, sembol binalardan biri... Olağanüstü güzel bir yapı... 2019 yılının Mart sonunda göreve geldikten sonra 14 Nisan'da yapılan ihaleye girdi ve 35 milyon bedelle kazandık. Ve fakat ihaleyi iptal ettiler. 3 senedir o asırlık bina çürümeye devam ediyor. Bize vermemek için yeniden ihale de yapmıyorlar. Bu anlaşılır birşey değil! Burada ticaret yapmayacağız, rant peşinde değiliz. Bir kültür sanat merkezi olarak kamuya açacağız. Bir örnek daha var... Halkapınar-Otogar metrosu... İzmir'de hükümetin bir metre metro tüneli yok! Anlaşılır bir şey değil... Bu neden böyledir? Türkiye'nin her yerinde yapılır, bir tek İzmir istisnadır. 4.5 kilometrelik bir metro hattı 2014’ten beri hükümetin yatırım planında durur, her sene bir izbedelle geçilir gider. Bu sene de 3 bin lirayla geçmişler yine! 2014’ten beri bir adım atılmış değil" dedi. 

 

‘‘BÖYLE BİR MODEL TÜRKİYE’DE YOK!’’
Soyer kentsel dönüşüm konusunda ise şu mesajları verdi: Bizim kentsel dönüşüm konusunda İzmir modeli adını verdiğimiz bir model var. Bu da yerinde dönüşüm. Bu vatandaşla müteaahit arasında belediyenin arabuluculuk rolü üstlenmesi demek. Belediye bu alışverişte bir pay almıyor ama hem vatandaşı hem de müteaahiti koruyor. Böyle bir model Türkiye’de yok! Zor bir model. Neden zor? Biz tek tek vatandaşların tapularını teslim alıyoruz. Vatandaş bize güveniyor, hakkını devrediyor. Sonra müteahhite oran veriyoruz. Kazancını makul seviyede tutuyoruz. Her ikisini de birlikte başarmak kolay değil. O nedenle zaman alıyor. Geçmiş dönemde müteaahitler paylarını artırmak için ihalelere girmeme yolunu seçtiler. Şimdi biz belediyenin şirketini sokuyoruz ihaleye. Böyle olunca elden gideceğini düşünen müteahhit de ihaleye giriyor. 6-7 bölgede dönüşüm olanca hızıyla devam ediyor. 

"ARTIK TOPRAKLAR TOHUMLARLA İŞGAL EDİLİYOR!"
İzmir'in tarımdaki yol haritasını hakkında da konuştu Soyer: İzmir aslında her daim bir tarım kenti olmuş bir yer. İzmir, Ege’yi de içine alan bir havzayı temsil eder ve bu büyük ölçüde tarıım toprağıdır. O nedenle tarımın ciddi bir öncelik taşıması gerekir. Bizim tarım politikalarımızın ana ilkesi küçük üreticiyi korumak onu doğduğu yerde doyurmak... Örneğin atalık tohuma dönmek. Artık topraklar postallarla değil ithal tohumlarla işgal ediliyor. Böyle olunca ithalat artıyor. Küçük üretici yok oluyor. Köyden kente göç ediyor. Bizim tarım poltikamız hem küçük üreticiyi koruyor hem de kentte daha kaliteli ürün gidiyor. Bir tane örnek vereyim. 'Karakılçık' diye bir uygulama yaptık, bugün Türkiye’nin her yerinde yetiştiriliyor. Çunkü bu yaklaşık 10 sene önce bir avuç tohumla başladı bu! Bunun bu kadar yaygınlaşmasından iftihar ediyoruz.Ama şimdi yeni bir şeye başladık. 945 köyde meracılık envanteri çıkardık. 4016 çobanla yüz yüze görüşüldü. İki hafta önce çobanlarla anlaşma yaptık. Onlar bize kuzu ve keçi sütü satacaklar. Neden? Çünkü merada beslenen hayvanın sütü sağlık ve lezzet açısından çok lezzetli. Bunu da Bayındır’da kurduğumuz süt tesisinde işleyeceğiz. Orada peynir yoğurt üreteceğiz. Çobanlar yok olursa Türk Tarımı da büyük kan kaybı yaşar. Biz çobanlarla anlaşma yaptık. Nisan ayında alacağız süt için de şimdiden avans verdik. Özetle tarımın geleceği küçük üreticiyi korumak yaşatmaktır. Onun için başka bir tarım mümkündür’’ dedi.

İZMİR’DEKİ SEL FELAKETİ 
Kentte sıkça yaşanan su baskınlarına değinen Başkan Soyer, "Bunlarla ilgili çok ders çıkardık. Geçen sene Şubat ayında büyük bir sel felaketi yaşadık. 1 gün içinde İzmir’e 3-4 ay boyunca yağacak yağış indi. Çok ağır tahribat oldu. Çok şükür tek can kaybı dışında mal kayıplarıyla geçti. Yerinde tespitlerle önlemleri belirledk. Ama şunu söyleyeyim çok daha ağırlarıyla karşılaşacağız! İklim krizi gerçeği artık bizim de bir gerçeğimiz. Deprem sırasında Tsunami yaşadık bir izmir’de... Sığacık’ta yaşadık. Kısacası bunlarla daha çok karşılaşacağız. Bunu mazaret için söylemiyorum ama ne kadar hazırlık yaparsanı yapın bu çapta doğa olayıyla başa çıkmak mümkün olmayabilir. Ama bizim vazifemiz kenti dirençli hale getirmek. Önce insanların yaşamını güvence altına almamız. Yaklaşık 128 kilometrelik bir yağmur suyu-pis su ayrıştırma kanalı çalışması başlattık.’’ Şeklinde konuştu 

ERKEN SEÇİM TAHMİNİ 
Büyükşehir Başkanı olası erken seçim hakkında düşüncelerini dile getirdi. Soyer, "Erken seçim olacağını tahmin ediyorum ama ben isim konuşmaktan özellikle kaçınıyorum. Çünkü mesele isimlerde değil mesele sistemde... Vatandaş sistem ne olacak bunu öğrenmek istiyor. Neden başka türlü sistem gelsin biliyor musunuz? Size bir kaç rakam vereyeyim. Öylesine derinleşen bir yoksulluk var ki... 3 Kasım-16 Ocak arasında 29 bin 318 gıda paketi, bin 66 hijyen paketi... 5 bin 821 haneye 8 milyon 497 bin lira nakdi yardım vermişisiz. Sobadan, elektrikli ısıtıcıdan, battaniyeden yorgana 2 milyon 34 bin liralık yardım yapmışız. Yine aynı tarihler arasında 57 bin 835 parça giysi, kurduğumuz aş evleriyle 705 bin 803 kişilik sıcak yemek, 25 bin 409 kişilik kumanya, 213 bin 560 kişilik pide, 50 bin 10 çorba dağıtmışız. Yine aynı tarihler arasında 20 bin 704 bot, 4 bin 20 çölayak hastasında gıda paketi, bin 192 vatandaşa hamam hizmeti vermişiz. Bakın biz dayanışma noktaları kuruyoruz. Geçenlerde bir tanesine gittim. Nasıl bir yoksulluk biliyor musunuz? İzmir'in merkezi, Kadifekale'nin altında bir mahalle... Çocuklar yine neşeyle oynuyorlar ama annelerinin gözlerini görüyorsunuz. O çocukların karınını doyuramamış olmanının hüznünü... Dedi ki 'Ya sabahtan beri bir şey verememiştim. Buradan bir lokma bir şey alıp karnını doyuracağım" diyor. O kadınlar arasında yarım saat kaldık, boğazım düğümlendi. 4 tane tekerlekli sandalye istediler benden. O yoksulluk sefaleti de beraberinde getiriyor. Bu yoksulluk öyle bir hale geldi ki sistemin değişmesi lazım. Bu bir kader değil... Asıl kafa yormamız gereken hikaye bu, sistemi konuşmaya başlamamız lazım. Biz buna gayrete devam edeceğiz. İzmir'deki yoksulların hayatlarına dokunmaya devam edeceğiz. Dinimiz bunu diyor, 'Komşusu açken tok yatan bizden değildir' diye. O açken biz tok yatmayacağız!’’ diye konuştu.