02.08.2021, 04:03

Başucumdaki kitaplar - (1)

Yatağımın başucunda duvara asılı bir raf var. Özelliği yaşamıma yön verirken yararlandığım kitaplara ait olması.

Bu yapıtlar arasında ilk sırada gelen Nutuk, İzmir’in aydın ve demokrat Başkanı Tunç Soyer’in deyişi ile, “Bilge Önder’imiz Mustafa Kemal Atatürk’ün geleceği şekillendirecek olan gençlere bıraktığı en değerli miraslardan biridir”.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin Kurucusu örnek insan Prof. Dr. Türkan Saylan da bu konuda şunları söylüyor: “Atatürk’ün Nutuk adlı anlatımını içeren kitapların gençlerce bilinmesi, okunması ve değerlendirilmesi, ülkemizin geleceği için son derece önemlidir”.

Nutuk, umudu yeşertme sürecinin en etkili paydaşıdır. Onu okurken, tutsak bırakılan bir halkın bağımsızlığını nasıl kazandığını görmekte; eğitim, hukuk, hak ve özgürlükler, kültür, sanat gibi yaşamın her alanında gerçekleştirdiği köklü değişimlere tanık olmakta ve BİZ DE YAPARIZ duygusu ile çağdaş ve aydınlık yarınların yürekli ve kararlı yoldaşları arasına katılmaktayız.

Başucu kitaplarım arasında ikinci grup, Harun Karadeniz’e aittir.  “Eğitim Üretim İçindir”, “Olaylı Yıllar ve Gençlik”, “Yaşamımdan Acı Dilimler” ile “Kapitalsiz Kapitalistler” ve “Devrimcinin Sözlüğü” bölümlerini içeren “Emekçinin Kitaplığı” başyapıtlarımdır.

Harun Karadeniz’i farklı konumlandırmamın nedenini, sevgili kızım Ayşegül’ün benimle yaptığı bir söyleşideki sözlerimle açıklamak istiyorum :

“O, gençliğin ezilen kitleleri bilinçlendirmesi ve o kitleler bu hareketi içselleştirdikten sonra, devrimin başlayabileceği yönünde bir felsefe ortaya koydu. Ben de, bunun çok doğru olduğuna inanıyordum.  

Harun, hep bu tür eylemlerin öncüsü oldu. O dönemler üretim yine İzmit, İstanbul arasında yaygındı. Montaj sanayi ön plandaydı. O gün montaj sanayi gerçek bir sömürü anlamındaydı. Çünkü sadece insan emeği katma değer olarak kullanılabiliyordu. Her şey dışarıdan gelirdi, emek katma değerdi, emek ucuzsa sizi tercih ederlerdi. Harun ise işçi sınıfının egemen olduğu gerçek bir sanayi devriminden yanaydı.

Ama bugün baktığımda görüyorum ki, o da bence aceleci bir düşünceydi. Ben şu anda, montaj sanayiinden gidilerek sanayinin gelişmesine ciddi katkılar yapıldığına inanıyorum. O zamanlar bunu protesto etmek, işçilerle bir araya gelmek ve fabrikaları ziyaret etmek için İzmit’ten İstanbul’a yürümüş olmama rağmen, bugün böyle düşünüyorum.

Yollarda, fabrikalarda işçilerle diyalog kurardık. Slogan atıp geçmezdik biz. Çoğunda boş gözlerle bakarlardı ama bizim umudumuz kırılmazdı [1]”.

Başucumdaki kitaplara ilişkin duygularımı ve düşüncelerimi paylaşacağım serideki ilk yazımı, üyesi olmaktan onur duyduğum İnşaat Mühendisleri Odası tarafından sevgili yoldaşım Harun Karadeniz’in anısına yayınlanan “Bilim, Teknoloji, Mesleğimiz ve Demokrasi Mücadelesinde Harun Karadeniz[2]” isimli eserdeki sözlerimle sürdüreceğim:

“68 öncesi dönemde devrimci gençliğin önemli bir eylem alanı, petrollerimizin ulusallaştırılması hedefine yöneliktir. Bu demokratik tepki, egemen sınıfları rahatsız etmiş;  yandaşlarını, devrimcilere saldırtma sürecini başlatmıştır.

Bu ba ğlamda iz bırakan bir olay, iktidardaki Adalet Partisi (AP) ile yandaşı olan Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) tarafından desteklenen Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) üyelerinin İTÜ Öğrenci Birliği’ne yaptığı baskındır.

Ellerinde taş ve sopalarla gelen bir grup, önce birliğe girerek her şeyi kırıp döktüler ve ardından kantine gelerek bizlere saldırdılar. Panik içinde kaçışmaya başladığımız bir anda, başından akan kanlara aldırmadan Harun Karadeniz kapıda göründü ve bu piyonlara karşı direnmemizi haykırdı.

Çağrı etkisini göstermiş ve ellerimize geçirdiğimiz eşyaları kullanarak başladığımız savunma, saldırganların çil yavrusu gibi kaçmalarını sağlamıştı.

Ardından, bizler de MTTB’ye doğru yürüyüşe geçtik ve polis tarafından engellendik”.

Başucumdaki Kitaplar - 1 başlıklı yazıma, o günlerden bu günlere uzanan bir değerlendirme ile son vereceğim:

Ülke yönetimi, - 1971 ve 1980 darbelerinin de desteği ile - 1968 dönemi MTTB üyesi karşı devrimcilerinin eline geçmiştir. İktidarı ele geçirene değin demokrasiyi bir araç olan kullanan bu cephe, sandıktaki desteğini arttırdığı ölçüde demokratlığı bırakmış ve faşizan baskılarla, önce demokrat aydınları ve sonrasında da halkı ezmeye başlamıştır.

Demokrasiyi yeniden yaşama geçirmenin olmazsa olmaz koşulu: Bilge Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün değerlerinin, ilkelerinin ve devrimlerinin yol göstericiliğinde güç birlikleri oluşturmaktır.

Bu bağlamda en önemli görev,  erdemli demokratlara düşmektedir ve MTTB kalıntılarını sandıkta zafer sağlayarak tarihin çöplüğüne göndermek, tüm yurtseverlerin ortak hedefi olmalıdır.

Harun Karadeniz başta olmak üzere, yaşamlarını halk için ortaya koymuş olan devrimci yoldaşlarımızın anıları ve yapıtları, yolumuzu aydınlatacaktır.

Sevgiyle ve dostlukla kalın.

 

[1]https://aysegulakyarli.wordpress.com/tag/adnan-akyarli/

 

[2]https://www.imo.org.tr/resimler/ekutuphane/pdf/18472_06_56.pdf

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@