16.08.2021, 07:00

BAŞUCUMDAKİ KİTAPLAR - 2

Bir önceki yazımda başucumdaki rafta bulunan NUTUK ve sevgili yoldaşım Harun Karadeniz konu olmuştu. 46 yıl önce 15 Ağustos 1975 tarihinde sonsuzluğa uğurladığımız sevgili yoldaşımı özlemle anıyorum. Anıları, yapıtları ve hedefleri ile aramızdadır.

 

İkinci ve bu başlık altındaki son yazımda George Politzer, Karl Marx veFrederich Engels tarafından yazılan kitapları ele alacağım.

Öncelikle 1968 dönemine ait bir anımı, sevgili kızım Ayşegül ile yaptığım söyleşiden 1 alıntı yaparak paylaşmak istiyorum.

  • İstanbul Teknik Üniversitesi beşinci sınıf öğrencisiyken yayınlanan faşizm kokulu

12 Mart 1970 muhtırasından sonra olaylar bir süre devam etti. Ben Rumeli Hisarı’nda oturuyordum arkadaşlarımla. O sırada İsrail Büyükelçisi kaçırıldı. Onun üzerine arama yapmak üzere bir günlük sokağa çıkma yasağı kondu. Biz semtin mimlileriydik. Her gün eve çıkarken karakolun önünden geçerdik. Polislerin bizi birbirlerine gösterdiklerini hissederdik. O yüzden ilk aranacak evlerden biri olduğumuzu biliyorduk. Evimiz sol yayınlarla doluydu. Çünkü o dönem çok okurduk. Okuyarak bilinçlenmek önemli bir niteliğimiz ve ortak bir çabamızdı. İçini doldurmaya çalışırdık görüşlerimizin.

 

Dört kişi kalıyoruz evde. Evdeki karar süreçleri çok demokratikti. Geleceğimiz için bu kitapları yakmamızın doğru olacağına hep birlikte karar verdik. Evde bunları yakabileceğimiz tek yer, banyodaki termosifonun sobasıydı. Soba çok küçüktü, sabaha kadar uğraşarak yaktık. Bir taraftan da hepimiz ağladık.

 

Bizim semtte ilk bize geldiler. Üç kişi salonu paylaşıyoruz. Arkadaki küçük odada da bir arkadaşımız kalıyor. Salonu bölmek için paravanlar yaptırmıştık. Aydın isimli ev arkadaşım, kimliğini ararken paravanlardan biri düşme noktasına geldi. Bir anda bütün askerler silahlarını Aydın’a doğrulttular. Aydın ellerini kaldırıp “Yok yok, kimliğimi arıyorum” dedi. O an hiç gözümün önünden gitmez. Aydın, silahlar ona doğrultulmuşken kimliğini buldu. Evi aradılar. Bir şey bulamayıp gittiler.

 

O gün yaktığımız o kitapları hiç unutmadım. Bu kitapları sonradan yine aldım. Şimdi hepsi yeniden kütüphanemde”.

Bu kitaplardan ikisi George Politzer tarafından yazılan “Felsefenin Başlangıç İlkeleri” ve “Felsefenin Temel İlkeleri”. Felsefenin önemini kavramamı sağlayan bu iki kitap benim için çok değerlidir ve Dünya’ya bakışımı şekillendirmiştir.

 

Yaşam biçimim, diyalektik materyalist anlayış üzerine kurulmuştur. Tüm bilimsel ve felsefi irdelemelerimi, Marksizm’in kökenini oluşturan diyalektik materyalizm üzerinden yaparım ve koşullar oluştuğunda, aşağıdaki açıklamalarım doğrultusunda, komünist topluma ulaşılacağını öngörürüm.

İnsanlar: toplumsal yaşama adil bir düzenle başladı. İlkel komünal toplum koşullarında avcılık yaparak yaşamlarını sürdürürlerdi ve ele geçirdikleri avları birlikte tüketirlerdi.

Üretimin gücü ile birlikte birey, gereksinimlerinin ötesinde değer yaratma potansiyeli kazandı ve artı değer oluşturdu. Yaratılan artı değerlere el koyan egemenlerle birlikte sömürü ortaya çıktı ve sınıflar oluşmaya başladı. Üretimin, bireylerin tüketim istemlerini sorunsuz ve koşulsuz olarak sınırsız ölçüde karşılayabildiği andan itibaren, başlangıca doğru bir geri dönüş olacak; hakça paylaşım düzeni yeniden oluşacaktır.

Üretim giderek dönüşüyor ve güçleniyor. Geçmişte yanına yaklaşamadığımız çok şey, bugün kolayca erişilen meta haline gelmeye başladı. Bu noktada, bireysel farklılıklarımızı irdeleyen ve bir bakıma toplum içindeki konumumuzu belirleyen ölçütler değişecek; Erich Fromm’un “To Have or To Be” isimli eserinde ortaya koyduğu görüşler bağlamında neye sahip olduğumuz değil, ne olduğumuz önem kazanacaktır. Böylece, “Maslow’un Gereksinimler Piramidi”nin üst basamaklarına doğru yöneleceğiz ve değer gereksinimlerimizi önemseyerekkendimizi gerçekleştirmeye çalışacağız.

Maslow’un Gereksinimler Piramidi

Bu duygu ve düşünce ortamı içinde Marx’ın ve Engels’in yapıtlarını da başucu kitaplarım arasına ekledim ve yaşamımı, - onların da hayali olan - tüm insanların barış ve mutluluk içinde; özgür, eşit ve kardeşçe yaşayacağı bir gelecek vizyonu ile taçlandırarak ve erdemlerle süsleyerek anlamlı kılmayı hedefledim.

Marx’ın öngörüsünün gerçekleşeceğine inanıyorum. Kapitalist sömürü sona erecek; uzak olmayan bir gelecekte insanlar, yetenekleri kadar verdikleri ve gereksinimleri kadar aldıkları ideal bir toplumsal düzene kavuşacaktır.

1 https://aysegulakyarli.wordpress.com/2015/01/12/o-gunu-hic-unutmadim/#more-786

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@