Güler Kalay'ın 16 Mayıs 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Daha önceki “Soğuk Barış Bitti” başlıklı yazımda, Batı ile Rusya arasındaki çatışmanın sıcak noktası –şimdilik- Ukrayna ancak; 1990’ların başında Moldova’dan tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Transdinyester’in yeni çatışma bölgesi olarak gündeme gelebileceğini yazmıştım.

Geçtiğimiz Nisan ayının sonlarında Moldova Devlet Güvenlik Bakanlığı binasına düzenlenen bombalı saldırı, Rus radyosunun yayın merkezine ve bir askeri birliğe yapılan saldırılar, gizli bir elin Transdinyester’de fitili ateşlemeye çalıştığını göstermektedir.

Terör saldırılarına bağlı olarak, güvenlik gerekçesiyle 9 Mayıs Zafer Günü kutlamaları için düzenlenen törenler iptal edilirken, Güvenlik Konseyi ve Transdinyester Cumhurbaşkanı Vadim Krasnoselsky olayı, terörist bir saldırı olarak nitelendirmiştir. Krasnoselsky, Telegram hesabından, Ukrayna’da “savaş gruplarının” olaylara karıştığını bildirmiş ve Ukrayna makamlarından Transdinyester’de “bazı militan grupların yasadışı hareketinin ve terörist eylemlerinin” soruşturmaları istenmiştir.

Gelişen olaylara yönelik olarak ABD, Ukrayna senaryosunun Moldova’ya taşınmasını istemediklerini açıklarken, Pentagon Başkanı Lloyd Austin; Amerikan Savunma Bakanlığı, Almanya’daki bir basın toplantısında “Son şiddet olaylarına dair raporlar gördük ve nedenlerini araştırmaya devam ediyoruz. Bunu analiz ediyoruz ve tam olarak ne olduğu konusunda henüz net değiliz. Tabii ki herhangi bir genişleme istemiyoruz,” İfadelerini kullanmıştır.

Transdinyester Cumhurbaşkanı Krasnoselsky, Moldova makamlarını ülkeler arasında iki iletişim biçimi kullanmaya çağırmıştır. Buna göre önerilen formül; AGİT, Rusya, Ukrayna, ABD ve Avrupa Birliği'nin de katıldığı “1 + 1” ve “5 + 2”. Transdinyester yönetiminin açıklamalarına karşı Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu, 26 Nisan’da Cumhuriyet Güvenlik Konseyi’nde düzenlediği toplantının ardından Transdinyester’de, Kişinev’i tehdit eden ve bazı riskler yaratan durumu istikrarsızlaştırmak isteyen, cumhuriyet içindeki muhalif güçler arasında gerginlik olduğunu söylemiştir. Sandu ayrıca, Moldova’nın Transdinyester sorununun barışçıl bir şekilde çözülmesinden yana olduğunun altını çizmiştir.

Olaylara yönelik olarak Rusya Dışişleri Bakanlığı, soruşturmanın sona ermesini beklemeye çağırmış ancak Transdinyester’in Ukrayna çevresindeki duruma çekilmesini istemediklerini söylemiştir. Bölgedeki Rus Barış Gücü Komutanlığı, durumu izlediklerini ve güvenlik bölgesindeki durumun sakin olduğunu bildirmiştir. Bununla birlikte geçtiğimiz hafta -13 Mayıs 2022 günü- bölgede yine silah sesleri duyulurken, Transdinyester İçişleri Bakanlığı, 27 Nisan’daki Transdinyester’in Kolbasa köyüne yapılan saldırının Ukrayna yönünden geldiğini belirtmiştir. Belirtmekte fayda var; Kolbasa Köyü’nde Avrupa’nın en büyük silah depolarından biri bulunmaktadır. Silah deposu Sovyetler Birliği’nden kalma bir cephaneliktir. Önemli bir kısmı imha edilmiş olsa da halen büyük miktarda patlayıcı ve ateşli silah bulunmaktadır ve Rus Barış Güçleri tarafından korunmaktadır.

Hatırlanacağı üzere, NATO’nun geçmişte, Rusya’nın Transdinyester üzerinden Moldova’yı işgal edebileceği iddiaları olmuştu. Doğu Ukrayna üzerinden Ukrayna’yı işgal edebileceği üzerine yazılan senaryolarla yıllardır militarize edilen Ukrayna, Rusya’ya karşı kışkırtılmış, anti-Rusçuluk temelinde Ukrayna ordusu “Nazileştirilmiş” ve NATO’nun Doğu’ya doğru genişlemesi; özellikle ABD’nin çıkarları gereği, Rusya’nın askeri olarak zayıflatılması ve beraberinde ekonomi-politik temelde yükselen finans gücü Çin’in rekabet gücünü zayıflatmak hedeflenmiştir. 2020 yılında sıklaşan NATO askeri tatbikatlarıyla ABD ve müttefiki Batı’nın Karadeniz’de, özellikle 6.Filo ile Rusya’yı taciz ederek ve Kırım’ın rövanşını almak için Rusya ile rekabetini Ukrayna topraklarında çatışmaya dönüştürme amacına yönelik somut adımlarını, ABD Başkanı Biden’ın göreve başlarken “America came back – Amerika geri döndü” sözüyle başlatmıştır.

Görünen o ki Batı, Kiev üzerinden yürüttüğü etnogeopolitik stratejisini Kişinev’e kaydırabilir. Transdinyester’deki durumun kritikliğinin Güney Ukrayna’daki gelişmelere bağlı olduğunu söylemek mümkün. Batı medyası, Rus yanlısı olan Transdinyester’deki gelişmeleri Rusya’nın provakasyonu olarak değerlendirmekteyse de yaşanan gelişmelerin Batı’nın provakasyonu olma ihtimalini de göz ardı edemeyiz; kaldı ki sadece yakın tarihe bakarak bile bunun pek çok örneğini görmek mümkün.