12.03.2016, 22:00

Bekliyoruz...

Geçtiğimiz hafta bir 8 Mart’ı daha geride bıraktık...

O hafta Türkiye’de kadının siyasi temsili ele alındı...

Mesajlar bol bol yayınlandı...

Şiddete ilişkin politikalar tartışıldı...

Ve kadın istihdamına ilişkin çok derin vurgular yapıldı...

Daha da önemlisi tartışmalar yine karmaşa halinde yaşandı...

*

Kadın hayatın her alanında var olmalı diye bas bas bağırıyoruz.

Kadınlarımızın üretime katılması ülkemizi güçlü kılar diyoruz.

Ancak tavırlar farklı.

Bakıyorum da ülkeme, dünyaya, etrafıma, acaba sadece ‘hayalde’ mi kalıyoruz?

Acaba sadece istek olarak mı kalacak her şey?

*

Kadına verilen değer yasal düzenlemeler ile yapılacak deniyor.

Bekliyoruz.

Cumhuriyet tarihi boyunca bekledik.

Hala bekliyoruz.

Kadına şiddet bitsin diye çırpınıyoruz.

Hala bekliyoruz.

Kadın odaklı siyasi ve toplumsal politikalar üretelim diyoruz.

Bekliyoruz.

*

Evet, belki kadın milletvekili oranı arttı ülkemizde.

2011 seçimlerinde yüzde 14.1’e ulaştı.

2014 Yerel Seçimleri'nde 2.856 kadın, aday listelere girdi.

Ancak yine de ülkemizde kadının çilesi bitmedi, bitmek bilmiyor.

Zihinlerdeki hiçbir negatif düşünce silinmedi.

Öfkeler dinmedi.

Önyargı denen zehir yok olmadı.

*

 

Kadınların olmadığı oluşumlar başarılı olamaz bu idrak edilmeli önce.

Kadının iş hayatında yaşadığı sıkıntılar giderilmeli.

Tacizler bitmeli.

Şiddetin kökü kazınmalı.

Kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi çalışmaları lafta kalmamalı diyerek bekliyoruz.

“Töre Namus Cinayetlerini Araştırma Komisyonu’’ ve “Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerini Araştırma Komisyonu’’nun çalışmalarını daha da genişletmesi yönünde isteklerimiz var diyerek bekliyoruz.

Mağdurların korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacımız diyerek bekliyoruz.

*

Kadının çalışma hayatında güçlendirilmesi amacımız...

Eğitimden sağlığa ve her alanda kadınların önünün açılması amacımız...

Kadınların omuzlarda yükselmesi amacımız...

Siyasetten bürokrasiye, kültürel ve sanatsal hayattan sivil toplum faaliyetlerine kadar kadının rolünün güçlenmesi amacımız diyerek bekliyoruz.

Kadınların aydınlık gücünü artık görün diyerek bekliyoruz.

Kadınlara seçme seçilme hakkının tanındığı 1934’ten bu yana bekleme bitmiyor, hala bekliyoruz.

 

*

Kadınlara yönelik diretmeler bitsin diye bekliyoruz.

Neler mi bu diretmeler?

Birlikte dillendirelim;

 

Neden neşelisin veya değilsin?

Gülme, ağlama, üzülme, kızma, yüzünü asma.

Uzatma, fazla şikayet etme.

Her şeyi unut.

Gülümse, mutlu ol.

Bu kadar hassas olma.

Bu kadar şık olma.

Bu kadar kalitesiz görünme.

Bu kadar alınma.

Etrafına bu şekilde bakma.

Çok ciddisin.

Çok lakaytsın.

Çok kendine güveniyorsun.

Şunu giy, bunu giyme, şuna git, buna gitme, şunla konuş, bunla konuşma, vb., vb., uzayıp gider.

Hayatın tüm yükünü yüklenen kadınlarımız ise ezilir de ezilir.

*

Her şeyi üstüne alma diyen yok...

Bize dur diyen yok...

Ve son sözde bizden;

Diretmeler, yasaklarla dolu düzende kadın ezilip hırpalanıyorsa, kadın-erkek eşitliği hala tartışılıyorsa, kadına verilen değer sadece sözde kalıyorsa, somut adımlar hala atılamıyorsa, ben ‘medeniyetten’ söz edemem.

 

Dip notlar;

 

Dönüşüm...

 

Kadın ve toplumsal dönüşüm nasıl olacak?

Öncelikle el ele olacak.

Gönül gönüle ve kalp kalbe olacak.

Sonra da erkeklerin de kadınlara tüm içten destekleriyle birleşecek.

Ardında da devletin büyük katkısıyla dönüşülecek...

İyi insana dönüşülecek.

İyi kalpliliğe, güzelliğe dönüşülecek.

Sevgiye, ışığa ve benliğin insanı hapseden oyunlarından, öfkesinden kurtulup merhamete dönüşülecek...

Lütfen artık dönüşelim...

 

Sorumluluk projesi...

 

‘Kadınlar söylüyor’...

Yalnızca iTunes’de dinleyicilerle buluşan bir sorumluluk projesi.

Ve bu proje geçtiğimiz hafta dinleyicisiyle buluştu.

Kadına yönelik şiddete karşı farkındalık yaratmak ve şiddete karşı kadın dayanışma ağını güçlendirmek amacıyla hazırlanan ve 15 şarkının bulunduğu “Kadınlar Söylüyor” albümünün gelirinin bir kısmı, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı‘na aktarılacak.

Mor Çatı, kadına yönelik ev içi şiddete dikkat çeken, ev içi şiddete uğrayan kadınların ve çocuklarının şiddetten uzak yaşamlar kurmaları için oluşturululan bir dayanışma vakfı.

Gelelim bu projeye destek veren sanatçılarımıza.

Projede;

Sertab Erener, Atiye, Sıla, Ayşe Hatun Önal, Gülşen,  Ayla Çelik, Göksel, Nil Karaibrahimgil ,Esin İris, Ceyl’an Ertem, Çiğdem Erken, Şenay Lambaoğlu, Dilek Türkan  ve Güliz Ayla yer aldı.

Destekler sizden…

 

 

 

Tiyatro aşısı...

 

‘AVM’ye değil tiyatroya’ sloganıyla çok güzel bir etkinlik ile çocuklarımız alışveriş merkezleri yerine tiyatro ile buluşuyor. Bu etkinlik beni çok çok mutlu etti ki, bu bir aşıdır.

Çocukları erken yaşta tiyatroyla tanıştırmak adına Konak Belediyesi tarafından 'Çocuklara Cumartesi Oyunları' adında Ekim ayından bu yana hayata geçirildi bu etkinlik.

Ayrı bir keyiftir tiyatro.

Ve bugüne kadar da bu keyfi 2 bin 500 çocuk yaşamış, az mı?

Ayrıca biliniz ki, tiyatronun çocukların zihinsel ve duygusal gelişiminde etkin bir rolü var, ancak AVM’lerin tam tersi zararı var, katkısı yok. Bu nedenle ebeveynler çocuklarınızı AVM’lere hapsetmeyin.

Onları alışveriş delisi yapmayın.

Anne babalar çocuklarını tiyatro sevgisi ile ne kadar erken tanıştırırlarsa o kadar iyi.

Ve bu etkinliğin biletleri de ücretsiz.

Anne-babalar ücretsiz davetiyelerini Konak Belediyesi’nin Güzelyalı, Eşrefpaşa Selahattin Akçiçek ve Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezleri'nden temin edebilirler.

Haydi tiyatroya.

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

Temel günlerden bir gün kahvede okey oynarken biri onun kulağına fısıldamış:
– Ula Temel. Güzel karıcığın Fadime seni aldatıyor. Temel bunun üzerine koşarak eve gelmiş. Her yeri arar tarar kimseyi bulamaz. Karısının onu aldatmadığı kanısına varır ve sevinçten ölür. Ahirette Dursun’la karşılaşır ve çok şaşırır.
Temel : – Ula Dursun ben seni daha dün sokakta cördüm. Ne çabuk öldin da?
Dursun : – Temel hiç sorma uşağum donarak öldüm ben. Sen nası öldin de geldin buralara Temelüm?
Temel : – Dün kahvedeydim biri geldi kulağıma karım Fadime’nin beni aldattığını söyledi. Ben de koştum eve geldim her yeri aradım taradım bulamadım kimseyi. Orada sevinçten yığılıp öldim.
Dursun : – Ula Temel buzdolabına baksaydın şimdi ikimiz de yaşıyor olacaktık.

 

Günün sözü;

“Erkeğin yaradılışında sevmek yoktu. Ona aşkı öğreten kadındır" Madame De Scudery 

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@