Yunus Bekir Yurdakul'un 29 Nisan 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Kemeraltı’nın, o hepsinin birbirine benzediğini, kaybolmanın kolay olduğunu düşündüğüm daracık ama insan ve hayat yüklü sokaklarından birindeki o küçücük düğmeci/ terzi levazımatçısı dükkânının, yine sokağı gibi dar merdiveninden kendisine ayırdığı, birkaç kişinin zor, onlarca gönlün kolayca sığdığı odasına tırmandığımda kendimce epey yakından tanıdığımı biliyordum Avram Ventura’yı. Ne ki her karşılaşmamızda, her görüşmede sözcüklerin dünyasında benim için de yeni pencerelerin açılacağını, yeni yolculukların kapımı çalacağını yine de bilemezdim.

Sınırsız düşüncelerin ufkunda, ışığında, duldasında sözcükleriyle sakin bir derenin akışı gibi dolaşan bir söz/ deneme ustasıdır Avram Ventura. Şimdilerde düşün-yazın yolculuğunu denemeyle sürdürse de aslında yola çıkışında, çıkınında ağırlıklı olarak şiir vardır. 1968’den bu yana başta “Varlık”, “Yeditepe”, “Güney”, “Soyut” olmak üzere birçok dergide şiir ve denemeleriyle görünür kılar yazıyla baştan beri bu incelikli, gürültü patırtıdan hoşlanmayan, sakin yolculuğunu.

1969’da “Şalom” gazetesinin açtığı şiir yarışmasında birincilik ödülünü kazanır. İlk şiir kitabı “Sevgidir Yaşayan” 1985’te yayımlanır. Şiir kitabına verdiği ad aslında hayata yüklediği anlamın, insana ve doğaya bakışının da özetidir. Tutkuya dönüştürdüğü okumalarının, ince eleyip sık dokuduğu denemelerinin de söylediği, her şeyin başı olan “sevgi”dir aslında.

Sonra “Boşlukta Bir Ses” (1991) yankılanır. “Beş Yüz Dallı Akasya” (1993), “Yol Üçlemleri” (1995), “Gözleri Yüreğimin” (2002) şiirle yolculuğunun öteki verimleridir. Uzun bir aradan sonra çıkagelir son şiir kitabı “Bir Düş Sürgünü”. Yıl, salgın ortamında, dost sohbetlerinden uzak geçen 2020’dir.

*

Deneme yapıtlarının tarihi de geçen yüzyıla değin uzanır. “Bir Sözü Söylemek Gerek” (1993) dediği ilk deneme yapıtının ardından, söylenmesi gereken, okurdan önce kendisini düşündüren sözlerin/ sözcüklerin evreninde daha uzun ve yoğun zamanlar geçirecektir. Hayatın; aradıkça derinleşen, koştukça ırayan, kucakladıkça çoğalan gerçeğiyle renklenecektir sözcükleri.

Bile isteye çoğalttığı sorularının da doldurduğu dünyada/ dünyamızda sevgiyi başat kılma, anlamanın tükenmeyen çağrısını sözcüklerle kanatlandırma çabasında kanat çırpan “İçimde Bir Başka Ben” (2015) Yunus Emre’nin dünyasına varıp gelmelerin de izlerini taşır heybesinde.

Derken “Bilgelik Ağacının Gölgesinde”, rengârenk bir halk sofrasında bulur kendisini. Ve hepimizi oraya çağırır o büyük nezaketiyle...

Çaldığı onlarca, yüzlerce, binlerce kapıdan bir kucak sözcükle dönmenin sevinciyle ışır dünyası; sessizce soluk olur dünyamıza. Ömer Hayyam’ın kapısını tıklatmışsa bugün, yarın Montaigne’in konuğudur. Başka bir gün Diyojen’in, Erasmus’un... Tası tarağı toplar onlara koşar; yol boyu damıttıklarını soframıza hem de karşılıksız bırakır. Âşık Veysel’in iki kapılı hanında onca dostun eşliğinde yürürken aklının çengelinde, “Tüm arayışların sonunda kendimi bulabilecek miyim?” sorusu asılıdır.

ben düsündükce

Düşüncelerimizin ufkuna sınır koymanın olanaksızlığı”yla her an, her gün yeniden düşer yola. Dünyanın düşündükçe var ve anlamlı olduğu gerçeğiyle bu kez, “kendime notlar” da dediği, “Ben Düşündükçe”nin ışığını tutar hayatımıza. Kendinizden, tanıdığınız hayattan ne çok sıcaklık ne çok an bulacaksınız bu yapıtta bilemezsiniz!

Sözün şiir, yaşamın şiir, sevginin şiir olduğu an!”larla dolsun ister günlerimiz; düşünmeleri, denemeleri de hepimizi kendi şiir anlarımızı aramaya, bulmaya, yaşamaya kısacası kendi türkülerimizi kendi başımıza ve hep birlikte ağız dolusu söylemeye de çağrıdır aslında.

Ben Düşündükçe”nin satır aralarından dilimize takılan onun bir türküsüyle koyalım güne noktayı:

Nasıl yaşamalı? Tarih boyunca çoğu düşünür bu konudaki görüşlerini ortaya koymuş, bizleri aydınlatmaya çalışmış. Ne yazık ki söylenenler, yazılanlar, uygulandığında her hastayı iyileştirdiği hazır reçeteler değil ki… Herkesin hayattan mutlaka farklı beklentileri olacaktır; zenginlik, sağlık, iyilik, başarı, mutluluk gibi… Ya da aklımıza gelen her şey! İsteklerin sınırı yok, kuşkusuz. Oysaki biz gelecek hayalleri kurar, isteklerimizi belirlerken, hayatın bize neler hazırladığını hiç bilemiyoruz. Bu yüzden her an sahneden ayrılacakmış gibi, en güzel türkümüzü okuyalım.

Umalım ki hayat son sözünü söylemeden, bizim de onunla ilgili söyleyecek bir sözümüz olur!1

1 Ben Düşündükçe, Avram Ventura, deneme, Favori Yayınları, Nisan 2022, Ankara, s.9-10