13.02.2016, 22:00

Bereketli ‘Şubat’...

14 Şubat Sevgililer Günü...

Yani bugün...

Kırmızı renk, gül, kalp, gırla...

Sevgilisi olana heyecan verir, sevgilisi olmayana burukluk, evliye fırsat, evleneceklere de beklenti getiren gün…

İşte o gün bugün.

*

Birçok ülkede kutlanan bu özel günün kökeni Roma’ya, ‘Valentine’ ismindeki bir din adamının adına dayanırken sonunda evrildi, çevrildi ‘tüketim günü’ yapıldı.

Ve biz de tüketimin içine daldık yine hep beraber.

Her yıl Şubat ayı gelir gelmez dergilerin başlıklarını süslemeye başlar Sevgililer Günü ve vitrinleri donatır, reklamlar alıp başını gider.

Peki ama bu Sevgililer Günü nereden çıktı?

İlk çıkış yeri neresi?

*

‘Sevgililer Günü'ne hapsolmayın, romantizmi hapsetmeyin’ diyerek Şubat ayı ortasının aşk ile ilişkisine değinmek istiyorum azıcık.

Önce antik çağlara gidelim.

Antik Yunan takvimlerinde, Ocak ayı ortası ile Şubat ayı ortasının arasında kalan zaman ‘Gamelyon ayı’ olarak adlandırılır...

Yan, Zeus ile Hera'nın kutsal evliliğine adanmıştır.

*

Ve 14 şubat...

Lupercalia bayramının arifesidir. Bu günde genç erkekler genç kızların isimleri yazılı kağıtları ‘kura’da çekerler ve bayram boyunca da o genç kızla çift olurlardı.

Antik Roma'da arife ertesi 15 Şubat, bereket tanrısı Lupercus'un onuruna adanmıştır. Lupercalia Bayramı halkın genç nüfusu için büyük önem taşırdı.

Bu günde, Lupercus'un din adamları tanrıya keçi kurban ederlerdi. Daha sonra kafalarının üstüne koydukları bir parça keçi derisi ile Lupercus'u simgelerler, Roma sokaklarında koşturarak herkese dokunurlardı. Genç kızlar inanırdı ki kendilerine dokunulduğunda bereket tanrısı onlara dokunmuş olacak ve doğurganlıkları kolaylaşacaktı.

Roma tanrı ve tanrıçalarının kraliçesi olan Juno’ya (kadınlık ve evlilik tanrıçası) duyulan saygıdan ötürü de tatil yapılırdı.

Ve Papa bu antik çağlardan gelen bu bayramı 469 yılında yasakladı.

Sadece  kura çekilişine izin verdi.

Tek şartla ...

Kurada kızların değil azizlerin isimlerini yazılı olacaktı... Yani 14 Şubat kura günü idi.

*

Sevgililer Günü'nün tarihçesine baktığımızda ise bir sürü rivayet yer alır.

3. yüzyılda Aziz Valentine’nin gizlice kıydığı nikahlara kadar gideriz. M.S. 3. yüzyılda Roma İmparatoru Claudius II, ordusunu güçlendirmek için genç erkeklerin evlenmesini yasaklamıştır. Rivayete göre bu yasağa karşı gelen Aziz Valentine, gizli nikahlar düzenleyerek gençleri evlendirmeye devam etmiştir. Papaz Valentin,birbirini seven gençleri gizlice buluşturduğu içinde öldürülür. O günden sonra Hristiyanlar 14 Şubat’ı ‘Sevgililer Günü’ olarak kutlamaya başlar.

*

Bir başka rivayete göre;

Sevgililer Günü ”İsa’dan önce 4. yüzyıl Roma’sında kutlanan çobanların tanrısı Faurus Lupercus şenliği arifesidir. Bir adı da kurt bayramı olan her 15 Şubat'ta genç Romalılar içinde tanrı kurdun yaşadığına inandıkları bir mağaranın önünde toplanırlar. İçinde genç kızların adlarının yazılı olduğu küçük levhaları çeken genç erkekler bu yolla buluşturulurlar. Ve ertesi yılki 15 Şubat'a kadar birlikte olurlar.

Bu gelenek İsa’dan sonra 500’lü yıllara kadar sürer gider. Sonrasında Roma imparatoru 2.Claudius, hristiyan aleminin tepkisi üzerine papaz Valentin’i öldürür.

Valentin’in ölüm gününü tarihe kaydeder: 14 Şubat 273. Ve o gün bugündür...

 

*

Bir başka rivayete göre “çok tanrılı” dönemin bahar festivalidir...

Hristiyan dünyası, haksız yere birbirinden ayrılan sevgilileri birleştirmek uğruna kendi canını veren papaz Valentin’in hatırasını yad eder...

Bir başka rivayete göre ise “Roma imparatoru savaşma kabiliyetlerine zarar verir” düşüncesiyle gençlere evlenmeyi yasaklar.

Kısaca, bu günün başlangıç tarihi eski Roma İmparatorluğu zamanına uzanırken rivayetlerin ortak noktası ise çekilen kura ile birleştirilen gençler oluyor.

Ayrıca Fransa'da ve İngiltere'da 14 Şubat geleneksel olarak ‘kuşların’ çiftleşme günü olarak da bilinmekteydi, bilginize.

 

*

Ve şimdi bu rivayetlerden yola çıkılarak kutlanan, Sevgililer Günü diye adlandırılan eski Roma geleneği şimdilerde başka bir geleneğe yelken açtı.

Alışveriş geleneğine.

14 Şubat, 1800 yıllarda Amerikalı Esther Howland'ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasıyla duygusal kimlik kazanan ve batı medeniyetlerinde, sevgilisi olmayanların hoşlandıkları kişilere kart göndermesiyle alevlenen bu gelenek ile bu günde hemen herkes sevgililerine veya eşlerine bu günün ruhu ile bütünleşen, karşı tarafa sevgilerini anlatan hediyeler verirdi.

Bu hediyelerin başında kartlar, çiçekler ve çikolata gelirken, genellikle başbaşa geçirilen romantik bir sofra en yaygın kutlamalardı.

*

Kısaca 14 Şubat özünde değişti.

1800’lü yıllarda Amerikalı Esther Howland'ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından bu yana çok , hem de çok değişti, ticari yönü çok fazla önem kazandı ve sevgililer günü tüm dünyada ticaretin canlandığı bir dönem haline geldi.

Tahminlere göre 14 Şubat günü, tüm dünyada 1 milyar civarında kart gönderilmekte. Bunun yanı sıra hediye alımlarından kaynaklı piyasada satışlar gırla.

Hayır, masum kart göndermeye diyeceğim yok ama, alışveriş çılgınlığına bir dur demek gerek değil mi?

*

İnsanlarımız bütün bunları bilmeden masumane bir şekilde kutlamaya çalışıyorlarken bu günü, çarpıcı gerçeklerde esnafın, tüccarın, otelin, cafe, restaurantın ve şirket sahiplerinin günü olarak tarihimizde yerini alıyor artık...

Tüketim olgusunun önderliginde varolan bir pazarlama harikası olarak karşımızda...

Her şey iki tane alırsan biri bedava kandırmacasında.

Bir hikaye vardır anlatıvereyim.

‘Bedevînin devesi kaybolmuştu. Bulursa iki dirheme satacağına dair adak adadı. Bir süre sonra devesini buldu; buldu ya bu kez de iki dirheme deveyi satmaya gönlü varmıyordu. Düşündü taşındı; nihayet devenin boynuna bir kedi asıp pazara çıktı. "İki dirheme deve, beşyüz dirheme kedi! İkisi birarada." diye bağırıyordu.
Bunu duyan bir başka bedevî içini çekti:

- Ah şu devenin gerdanlığı olmasaydı, bayağı ucuza gelecekti!

 

Alalım, alalım aman kaçmasın, her şeyi alalım. Bedava gelecek nasıl olsa her şey...

 

Kısaca bereketli Şubat'sın vesselam...

Cücesin ama bereketlisin. Sana da bir yol bulunmuş bu dünyada, antik çağda, milenyumda da, altın çağda...

 

 

 

Dip notlar;

 

Acılı kadınlar...

Sosyal medyadan söz ediyorum...

Malum ‘Sevgililer Günü’ ya...

Sürekli aşkla ilgili bir şeyler yayınlayıp durmak Sevgililer Günü'nün olmazsa olmazıdır...

Geceden itibaren ise acılı kadınlar devrede...

Sosyal medyada yaşayan acıların kadınları kronik ergenlik hastalığına yakalanmış gibiler.

Bu topluluk sürekli aşk arayışı, kaybedişi, buluşu ile revaşta...

Sürekli aşkta kaybedişleriyle ilgili özlü sözler yazan mı ararsın, paylaşılarda sitem mi ararsın...

Laf çarpma mı, listesinden çıkarttığı sevgilisine görür elbet diye bin sitem mi ararsın, hepsi sosyal medyada duvarlarda...

“Ben değil onlar kaybetti” fikri ile “mutsuzum” imajı en önde...

Eski sevgiliye ‘Laf sokma lisans üstü eğitimi’ almışlar sanki...

Mutlulukları ve hüzünleri saniyesinde paylaşmak konusunda ülke olarak birinciyiz...

 

Açık alanda sigara yasağı...

 

Mehmet Müezzinoğlu açıklaması...

Kapalı alanlarda başarı ile uygulanan sigara yasağı açık alanı da kapsayacak şekilde genişleyecek ve yasaklar bu yıl uygulamaya geçecek.

Kısaca, AVM önü, ibadethane bahçesi, yürüyüş alanları ve çocukların bulunduğu parklarda sigara içilmesi yasaklanacak.

Çocuk parkında sigara yasak, çay bahçesi gibi alanlarda ise sigara içen masa ile içmeyen masa yan yana olamayacak. Masalar arasında belirli mesafe şartı getirilecek.

Sağlık Bakanlığı’nın tütünle mücadele kapsamını genişletmesi en başta beni memnun ediyor. Çünkü zehirlenmek istemiyorum, sigara içmeyen her hassas birey gibi.

Şimdi merak içindeyim.

Kamuda başarı ile uygulanan bu yasaklar özelde neden başarılı değil uzun zamandır?

Sıra açık alana geldi, evet gelsin de, geçtiğimiz haftalarda yazdığım gibi naylon perdeler ile güya açık alan diye kapalı alanda sigara içenlere çözüm ne olacak?

Siz buna çare bulamadınız da açık alana nasıl bir uygulama olacak bekliyorum?

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

İstanbul’un taşı toprağı altındır diyerek memleketinden kalkıp gelen bir köylü, kuyumcu dükkanının vitrinini hayran hayran inceliyormuş.

Kuyumcu köylünün kıyafetinden dolayı birazda aşağılayarak: "Ne bakıyorsun öyle hemşerim?" demiş.

"Hiç... Sizin dükkanda ne sattığınızı merak ettim."

Adam alay edercesine cevap verir: "Biz eşşek kafası satıyoruz."
Adam: "Allah versin... İşleriniz iyi gidiyora benziyor."
Kuyumcu: "Nereden bildin iyi gittiğini",
Adam: "Baksana, koskoca dükkanda seninkinden başka kalmamış da ondan!"

 

Günün sözü;

İnsan beklentisi kadar mutludur. Formül: Sıfır beklenti, sonsuz mutluluk... R. Sharma...

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@