Nur Yılmaz'ın 13 Haziran 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Düşünceler... Kaygılar... Endişeler... Sorunlar...

Hepsi dağ gibi, dağ.

Durmak bilmeyen faaliyetlerinin arasında bir de bu dağlarla uğraşan, her an, her salise bize hizmet etmekte olan beynimizin beslenmesi, son dönemlerin büyük sorunu maalesef ki.

*

Beyni neler olumsuz etkiler?

Başta hayat şartlarının ağırlığı ve stres...

Uykusuzluk ve vücut direncinin düşmesi...

Agresif davranışlar, ailevi sorunlar, iş hayatının yorgunluğu, olumsuz şartlar...

Hava kirliliği... Trafik karmaşası vs. vs...

Hepsi var mı bu hayatın içinde? Var.

Artarak, katlanarak var.

*

Yorgunsunuzdur... Bezmişsinizdir...

Hayallerdeki yaşam sizin için bitmiştir belki ancak rafa kalkmış isteklere ne olacak?

Nerede düşler? Nasıl hayal kuracak gelecek nesiller?

Nasıl hayal kuracak geleceğin anneleri, babaları?

Hepsi tozlu raflardaki kitaplar gibi mi?

*

Günde, aklımızdan 60 bin ile 80 bin arası düşünce geçtiğini biliyor muydunuz?

Bu geçen düşünceleri şöyle bir şekillendirin.  Sonra bir bakın. Göreceksiniz ki boş olanı, önemli olanı, vesvese dolu olanı hemen ayırt edebilirsiniz.

Bu düşünceler nasıl da birçok şey barındırıyor içinde, değil mi?

Hayaller, umutlar, öfkeler, sevgiler, nefretler; hepsi her duygu, düşüncelerden süzülüp seyir halinde.

*

Ne düşünüyorsak oyuz biz. Ne hakkında düşünüyorsak hayatımız da ona göre şekilleniyor.

Düşüncelerimizde ne şekillendiriyorsak hayatımızda da onu çoğaltıyoruz.

Çoğalarak bize dönüyor.

Bu yüzden de beynimizi zenginleştirmeliyiz. Ona damak zevki sunmalıyız. Var olan damak zevkini daha da yükseğe çekmeliyiz. Yoksa bu şartlar içinde insanlık eriyip gidecek, robotlaşacak ve hissizleşecek.

*

Midemizi, ruhumuzu beslediğimiz gibi beynimizi de beslemeliyiz. Hissiz toplum olmamak için beslemeliyiz. İstedikleri koyun toplum, hissiz, amaçsız toplum değil mi zaten?

Bu zenginleşme mutlaka, o gün içinde güzel konuşmalardan, kelimelerden, pozitif aktarımlardan geçer.

Hatta her gün mutlaka iyi bir özdeyiş, özlü söz veya güzel sözler içeren birkaç sayfa, birkaç cümle okuyun. Karşınızdakine sarf edin, gönülleri okşayın. Okuyun ki beyniniz güzel cümlelerle beslensin. Güzel sözlerle dans etsin. Gönülleri okşayın ki gönül beslensin.

*

Ve her gün güzel bir manzaraya bakın. Bu sayede beyninizde güzellikler canlanır. Her gün güzel bir fotoğraf sizi yukarıya çeker.

Güzel sözler, sevgi ve güzel bir çiçek kokusu sizi yüceltir.

Her baktığınız güzel fotoğraf, manzara estetik algınızı da geliştirir bonus olarak.

Estetik algısı gelişen kişi, her gördüğüne de bir algı katar.

Geliştirir, büyütür. Siz de büyürsünüz.

Hissiz olmaktan çıkar, düşünen insan olursunuz. Önünüze sunulanı kabul eden değil, sorgulayarak kabul eden olursunuz veya fikrini beyan eden.

*

Başka bir beyni besleme yöntemi farklıklardır. Kabuldür. Farklı düşünme tarzlarını benimseyebilmektir.

Örnek olarak çocuk masumiyeti, hayvanların sevimliliği, güzelliği verilebilir.

Bu yüzden de onlarla vakit geçirmek her anlamda sizi geliştirir.

Farklılıklar kabulden geçer. Farklı insanlarla yaptığınız her diyalog sizlere gelişim süreci sunar.

Bulduğunuz her yeni alan beyninizde de yeniliklere kucak açar.

*

Müzik. Onu nasıl unutabiliriz. Her gün sizi mutlu eden, sevdiğiniz bir müziği gözleriniz kapalı dinlediğinizdeki huzur nasıl unutulur?

Sizin ruhunuzu dinlendiren, besleyen ve sizi motive eden müzikler her bir hücrenizi yeniler.

Beslenen ruh ve beyin size işte o zaman harikalar sunar. Hayaller sunar, umutlar sunar.

Açar kendini.

*

Ardından hayatı daha net tanımlarsınız... Algılamanız yön değiştirir...

Odaklandığınızda, işte o zaman beyniniz size çözümler üretir durmadan.

Çünkü siz onu beslemişsinizdir. O size hizmette kusur etmez. Hayal ve umut kurma gücü yüksek olan beynimizin güzellikleri algılaması uzun sürmez ve bu yönde çalışmaya başlar.

*

Asıl amaç, hele ki şu dönemde, çocuklarımızın beynini güzel yönde geliştirmek olmalı.

Kitap okutarak. Hobi belirleyerek (resim, müzik vb.). Kesinlikle spor yaparak, yaptırtarak olumsuz düşüncelerin çocuklara verilmemesi ilkesi sağlanarak onları akışta tutalım.

Pozitif aktarımlar ve sevginin en saf halini yaşatalım.

Görsel deneyler ve bulmaca gibi düşünce ve zekâ geliştiriciler ile onlara meşguliyetler sağlayalım. Umudu onlara aşılayalım...

Bu yaz sıkıntısız geçsin, güzel güzel kitaplarımız olsun, dostlarımız olsun, hayallerimiz olsun yeter.

Dip notlar;

Okumak...

Kitap okumak en büyük beyin jimnastiğidir. Zihinsel adaleleri oldukça güzel çalıştırır. Düzenli olarak kitap okuyan kaç kişi var peki?

Cevap; ülkemizde maalesef ki kitap okuma oranı yüzde beşlerde, gazete okuma oranı yüzde yirmi yedilerde. Böyle bir cevap ile bu toplumdan beklentimiz ne olabilir ki?

‘Kurnaz insanlar okumayı küçümser. Basit insanlar ona hayran olur. Akıllı insanlar ise ondan faydalanırlar.’ diyen Bacon aklıma geldi.

Akıllı bir toplumun basamağı kitaptır. Okuma alışkanlığıdır. Aslında inanarak okumak ve bilgi edinmektir. Siz siz olun, bir ideolojiyi kabul etmek için okumayın. İnanarak, düşünmek için okuyun...

Kıyaslayın... Tartın... Kafanızda yeşertin... Faydalanın...

‘Umutla yolculuk etmek, gidilecek yere varmaktan çok daha zevklidir.’ diyen Robert Louis Stevenson’a eşlik edin. Umuda yolculuk edin... Ve gelişin...

 

Kitap tavsiyesi...

-Dr. Deniz Şimşek’ten...

‘Birim-Hücresel Sağlıktan Ruhsal Yolculuğa.’ Bilimsel gerçeklerin izinde bütünsel iyileşme. Ruhsal sağlığın vücudumuza etkilerini ve gerçek iyileşmenin sırlarını öğrenebilirsiniz.

-Daniel Gilbert’ten ise... ‘Mutluluk Beyinde Başlar.’

Bu espritüel kitapta Harvard’lı ünlü psikolog Daniel Gilbert, hayal gücünün zaaflarını ve öngörünün yanılsamalarını anlatıyor. 

Mutlu kalın...

Fıkra;

Temel bir gün ormanda yürürken bir ıslık çalıp bir besmele çekiyormuş.

İdris bunu görünce sormuş;
- Ula uşağum ne yapayisun.
Temel;
- Hiç şeytana antrenman yaptirayırum.

Günün sözü;

Uzaktaki su, acil susuzluğu gideremez... Çin Atasözü