20.11.2017, 06:31

Bilgelik istediğimiz...

Bilgelik istediğimiz...

 

Güçlü olmak istedik hep birlikte.

Ve bize yaratıcımız sundu gücü.

Zorluklar yolladı.

Bilgelik kuşanmak istedik belkide.

‘Alın size sorun’ dedi yüce yaradan. Çözmemizi istedi.

Güçlendik sorunlarla baş ettikçe.

*

Cesaret dilendik...

Sevgi dilendik...

Yardım dilendik...

İyilik dilendik...

Fırsatları, sorunları, sorunlu kişileri gönderdi bize.

İstediğimiz her şeyi elde etmek zor. Evet belki elde edemedik. Ancak ihtiyacımız ne varsa elde ettik, fazlasını değil.

*

Yaşamımızı şekillendirmek için çaba içinde çaba sarfettik, ne eksik ne fazla.

Korkusuzca yaşamak diledik ve zorluklara hep göğüs gerdik.

Üstesinden geldik veya gelemedik ama denedik.

Deniyoruz, insanlık olarak cesaretle deniyoruz.

*

Bilgelik diledik, ancak bilgiler ile entellektüel olduk.

Bilgelik nerede bulunur, kaynağı nedir? Bilemedik.

Bilgelik, bilgi edinme, idrak, görgü, sağduyu ve sezgisel anlayış ise, tüm bunlar toplumumuzda gelişti mi peki?

Tüm bunlar ile birlikte hepsini özümseyebildik mi?

Ve en önemlisi de uygulayabildik mi?

Bu vasıfları taşıyan bilgedir deriz.

Neredeler peki?

*

Sadece dinginlik midir bilgelik?

Tarihsel bir olgu mudur?

Bilgi ve erdemin birleşiminden oluşan olgunluk mudur bilgelik? İçinde insanca değerler taşıyan kişi bilgedir bana göre. Cesurdur, soylu bir ruha sahiptir.

Şu an itibari ile dünyamızda ki çağdaş bilginlik ile eski çağlardaki bilgeliği lütfen karıştırmayalım.

Şu dönem bilginin sahibi olma dönemi. Sahip olunan bilgi ile kölelik dönemi.

Ve insanoğlu o bilginin kölesi olmaya ise gönüllü.

*

Aslında bilgeliğin kaynağı biraz da kendini iyi tanımaktan geçer.

Esas mesele, bilge olmakta değil, bilmenin gerisine geçebilmeke.

Bilgide saf aktarım olmaz.

Bilgelikte saf aktarım olur.

Toplayabilirsen ‘sahip olunabilinen bütündür’ bilgelik.

Her birey kendi bilgeliğini yaratır aslında ve yaratamıyorsa da, mevcut tüm kaynakları , en eski kaynakları derler toplar ve ruhunu besletir.

*

Ve unutmamak gerekir ki, bilgelik çağa göre şekillenir. Yeri geldiğinde aşktır, yeri geldiğinde bilgidir, yeri geldiğinde sevdadır, yeri geldiğinde sakınmadır veya herşeyden soyunmadır.

Ve sürüden ayrılan, uyanan insanlar bilgelik istiyor artık. Bilgi yükünü değil. Bilginin getirdiği köleliği değil.

Eski insanların bilge oluşunun ardındaki sır verileni iyi dinlemekti. Öğrenmeye çalışmaktı.

İçsel duyuş ile şekillenmekti.

*

Bu nedenle yeni dönem insanı bilgilerin peşinde dolaşarak  bilgelik için savaşmayı unuttu.

Ciddi bir sorumluluk üstlenmeyi unuttu.

Hedefe odaklanmayı unuttu.

İstenen, şekillendirilen vatana millete yararlı ol, aile ile iyi geçin, yarış atı gibi koş, mal mülk için çalış çabala , savaş, arkadaşlarınla yarış, soyunu taşı, zirvede ol, komşun ile rakabete gir, fors peşinde koş. Başka ne şekilleniyor ki.

Sadece bunlar.

Hepsi bu. Çevre, gurur,güç.

*

Geçmişten, bilgeliklerden elde edebilirim geleceğin kapısını.

Geçmişten damıttığım onca bilgiden şekillendirebilirim.

Ancak kopya edemem.

Kendi kendimizi ikna edelim. Geçmişin bilgeliğini geleceğe taşımanın mümkünlüğü yönünde.

Maske değiştirip bugüne erişebiliriz.

"Ben bir insanım, bir ot değil" dediğinizde bilgelik biter.

Çünkü otun bile bilgeliği kendine göredir.

Küçümsediğiniz herşey sizden üstündür.


*

Varoluşun en temel işlevi ve görevi mümkün olan en üst mertebedeki tüm bilgeliğe ulaşmaktır.

Ve bilin ki hayatınız boyunca buna ulaşmak için çabalarsınız.

Dağları aşarak, zorluklara göğüs gererek bilgelik yolunda yavaş adımlarla ilerliyor uyanan insanlık. Ancak uyanmayanlar çoğunlukta.

*

Bilgelik nedir?

Zeka ile degil akıl ile kavranabilendir. Bilginlik bilgiyle, bilgelik farkındalıkla olur.

Pisagor'a göre tanrılara yakışan, ancak tanrılarda olabilecek bir özelliktir.

Nietzsche ise öfke duyar bilge olduğunu sanan ve bilge olduğunu umanlara ve şöyle yazar, ''birçok şeyi, asla bilmek istemiyorum, bilgelik bilgiye de sınırlar çizer.''

Bilgelik, Sokrates’in ve daha nicelerinin uğrunda ölümü göze aldığı bilgidir.

*

Yunanca ‘bilgelik’ anlamına gelen ‘sophia’, Arapça ‘Bilgelik’ anlamına gelen ‘hikmet’ hep bize  bilgeliğin derin anlamını, kendisini işaret etmiştir. Bilgelik veya hikmet bilgiden farklı, açık, insan hayatının anlamı, derin bilgi ve zengin bir kavramdır.

Bilgelik, sahip olunduğunda mutluluk sağlar.

İnsana değer katar.

Değerlidir.

*

Bilgi, bilme ise bir ölçeğe göre ölçmedir. Ölçek olmadan, bilgi de olmaz. Sınırlıdır.

Örneğin Newton’un ‘evrensel çekim yasası’, Einstein ‘izafiyet teorisi’ bir bilgidir, ancak derini, işaretleri artık bilgi olmaktan daha fazla, daha öte birşeydir.

İbni Sina’nın tüm bilgileri bilgelik içerir. Daha nice büyük İslam filozofları evreni bilgelikle tanımlar.

Önce bilgidir. Sonrası derindir, uygulanır, yaşanır.

Bilgi bir başkasına aktarılabilir bilgelikse hayır. Bilgelik sadece keşfedilir, mucizedir yaşanır.


*

Esir olan bugünün bilgesi için bilgelik teknoloji maalesef. Sanal bir platform.

Fotoğraflar albümü.

Sanal ortamda doğumgünleri, kutlamalar,sosyalleşmeler. Öfke ve şiddet patlamaları, özentiler.

Siber alem yani.

Eksik olan ne?

Eski bilgelere bir bakın.

Sessizler.

Sakinler.

Ve tepkisizler.

Neye ne kadar hizmet ediyoruz?

Bilgelerin yüzü suyu hürmetine biz ne yaşıyoruz?

T. S. Eliot'un sözü; ‘Bilgide yitirdiğimiz bilgelik nerede?’ Tam bize göre, yerli yerine oturuyor.

 

 


Dip not;


İyi- kötü...

 

Bir bilgenin öğrencileri bir gün sormuşlar:

"İnsanlar neden kötü alışkanlıkları daha kolay ve iyi alışanlıkları daha zor edinirler? Neden iyi alışkanlıklarını uzun süre muhafaza edemiyorlar?

Yaşlı bilge:

"Peki ben size şöyle bir soru sorayım: Eğer iyi tohumu güneşte bırakırsak ve kötü, çürümüş tohumu toprağa gömersek ne olur sizce?" demiş.

"İyi tohum  kuruyacak güneşte, kötü tohum ise hastalıklı filizler verecek ve sağlıklı bir meyve oluşmayacak" diye cevaplamış öğrenciler.

Bilge devam etmiş:

"İnsanlar da bu şekilde davranır:

İyilikleri ruhlarında saklayıp filizlerini büyütmektense açığa çıkarıp kayıp ediyorlar. Diğer yandan da  günahlarını ve kötü taraflarını başkalarından saklamak için içlerinde gizliyorlar.

Onlar orada büyüyüp insanı kalbinden yok ediyorlar...

Ancak siz, bilge olun..."

 

Fıkra;

Bir bilgeye sormuşlar...
-Nasıl insan oluruz? 
-Üç adım atlama gibi. 
- Yani?
-Önce sana kötülük yapanlara kötülük düşünmemen gelir. İnsanlığa attığın ilk adım budur...

Sana kötülük yapanlara iyilik yapabildiğin an ise ikinci büyük adımı atar ve hakiki insan olmaya başlarsın...

Nihayet, sana iyilik yapanla kötülük yapan arasında bir fark hissetmeyecek hale geldiğin zaman insan olursun...

 

Günün sözü;

“Sevgiye ve nefrete yol açmamak dünya bilgeliğinin yarısıdır, hiçbir şey söylememek ve hiçbir şeye inanmamak da öteki yarısı." (parerga and paralipomena)

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@