10.07.2017, 06:50

Bir adadan, diğer adaya

Son yıllarda Yunan adalarına adeta bir hücum söz konusu…

“Cennet ülkemiz”deki birbirinden güzel tatil yöreleri yerine özellikle de fiyat politikası nedeniyle Yunan Adalarını tercih ettiklerini belirten Egelilerin önceliği en yakınındaki Yunan Adası… İzmirlilerin favorisi Sakız (Chios), Egeliler için Sisam (Samos), Rodos, Kos ve diğerleri…  Balıkesir, Çanakkale, Ayvalık, Edremit ve yöresinin tercihi Midilli… 

Sakız Adası İzmirliler için tam kelimenin anlamıyla “Komşu kapısı…”

Sabah kahvaltısından tutun da, akşam yemeği için gidip dönenler var buraya…

Kos için de aynı şey söz konusu. Rodos, Samos, Midilli için mutlaka kalmak gerekiyor. Ancak günü birlikçilerin de sayısı çok fazla…

Son dönemde ziyaret ettiğim Sakız, Samos, Midilli, Rodos…

Bu gezilerim belki sizlere rehber olur… 

ADIM ADIM SAKIZ ADASI

Öncelikle Sakız’dan başlamak istiyorum.

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Fair Play Ödülü için Sakız’a fazla sıklıkla gittiğimden pek çok dostluklar edindim. Bunlardan en önemlisi Rehber Alex… Tam ismiyle Alexsandros Tsatsanis. Beni tanıştıran da Feruz Bozaslan...

Alex, her seferinde o kadar çok destek olup, yardım etti anlatamam… Aslında Alex’i ayrı bir yazı konusu yapmak şart… “Dört dörtlük”, son derece sevecen ve kalpten arkadaş… Ailecek yardım severler… Eşi Markela, oğulları Dionisis ve Lefteria. Adeta Sakız’ı sevdirdi bize…  Sadece bize mi? Yunanca kadar iyi olan Türkçesi’yle Ada’ya gelenlerin en büyük yardımcısı bu aile desem abartmamış olurum.  

Alex, geçen yıl talihsiz bir hastalık geçirdi ve bir süre Chios-Atina arasında hastaneler arasında dolaştı. Ailece geçen sıkıntılı günlerden sonra çok şükür sağlığına kavuştu. Eşi Markela, oğulları Dionisis ve Lefteri’nin İzmir başta olmak üzere pek çok il ve ilçeden arkadaşları, dostları, sevenleri var. Onların dualarıyla Alex hastalığını yendi ve yine yollara düştü… Tek amacı: Türk dostlarına rehber olabilmek, Sakız’ı tanıtabilmek, anlatabilmek, yardımcı olabilmek…

KAPI VİZESİ UYGULAMASI

“Türk-Yunan dostluğu”nun nasıl pekiştiğini adada görmek olası…

Neredeyse feribotla 20-25 dakikada ulaşabileceğin ada için tüm Yunan adalarına olduğu gibi vize şart. Yaz aylarında kapı vizesi uygulaması bu yıl da geçerli.

Çeşme’nin batısında kalan adanın kuzey kısmı, Karaburun’dan da görülebiliyor. Sokaklar ve sahiller oldukça temiz. İnsanlar güler yüzlü. Her geçen gün Türkçe konuşanların sayısında artış oluyor. Adaya ismini veren sakız ağaçlarını adayı gezerken görmek mümkün. Altı beyaz tozlar kaplıysa bu ağaçlar sakız ağacı.

Neden mi beyaza boyuyorlar?

Ağaçtan akan sakızın (mastik) toprakta kirlenmemesi ve bu toza yapışıp kalması için uyguladıkları bir sistem.

50 binin üzerinde bir nüfus söz konusu adada, üniversite ve hava limanı da mevcut. Sakız Adası yaklaşık 350 yıl Osmanlı hâkimiyetinde kaldıktan sonra, 1913 yılında Londra Konferansı ve Antlaşmasıyla Yunanistan’a geçmiş. Bugün iki ülkede pek çok ortak özellikleri görmek olası…

Chios (Şehir Merkezi) Yunanlıların deyimiyle taverna (restoran) kültürü oldukça yaygın. Ada kültürünü bilmeyen ve hazırlıksız gidip de tavernayı Türkiye’de bir aralar moda olan sirtakili, tabak kırılan bir eğlence yeri zannederlerse hayal kırıklığına uğrarlar. Bunu peşinen söylemeliyim… Taverna yemek yenilen yer. Türkçesi lokanta. Uluslararası ismiyle: Restoran… Ama özel geceler de buzuki resilati ile sirtaki yapmak da mümkün…

Kalamar, karides ve ahtapot öncelikli yemekler. Yunan Salatası da masaların olmazsa olmazı… Uzo da masada her zaman yerini alıyor. Balık ve et sevmeyenler için pizza ideal tercih. Pizza’yı limanın hemen yanındaki Türkçe bilen madamın tavernası Pizza Palace'tan yemenizi öneriyorum. Feribottan aç inip de karnınızı doyurmak isterseniz de Türk Kahvaltısı yine burada…

Belediye Başkan Yardımcısı, adanın belediyesinde turizmden sorumlu kişisi Dimitris Karalis de Türklerin en büyük yardımcılarından. 80’lik Kostas, şarküteri sahibi ve turizmci Dimitris Kalamaris, Reçelci Lena, Poseıdonıon Hotelin sahibi Kosta… Lalaipas futbol takımının yöneticileri… Ve diğer dostlarımız… Mesta’da Penelope, Karfas’ta Karafaki, Vrontados’ta Chios-Studios ve niceleri…

Hepsi misafirperver…

Yaz aylarında özellikle denizi tercih edenlerin birinci seçeneği Karfas bölgesi. Adanın her tarafı plajlarla çevrili ama, Karfas bir başka güzellikte. Çeşme Ilıca’nın plajı ve denizinin tıpatıp benzeri… Bizim tercihimiz ağaçlar arasındaki Hotel Poseidonion. Denize yürüyüş mesafesinde…

“Bizim denizle, plajla işimiz olmaz” diyorsanız size hemen gezeceğiniz bölgeleri aktarayım:

Pirgi köyü, harika sokakları ve evlerin duvarlarındaki efsane işlemleri ve motifleri ile nam salmış harika yerlerdendir.

Mesta, adadaki efsane köylerden birisi. Sokaklarda gezerken, insan tarihi bir filmin içerisindeymiş gibi hissediyor kendini. Eğer, farklı bir deneyim olsun diyorsanız, Mesta Köyü’nde mutlaka bir gece kalın derim.

'Sakız Adası Gezilecek Yerler Güney Rotası' ise şöyle:  Chios şehir merkezi, Karfas, Kampos, Paralia, Armolia, Kalamoti, Komi, Emporios, Pirgi, Olimpi’s Cave, Agia Dinami, Olimpi, Mesta, Mesta limanı, Vessa, Lithi köyü, Lithi Sahil, Elinda koyu, Anavatos, Avgonima, Nea Moni.

Sürekli olarak gezilen yerler buraları…

Ama değişiklik olsun derseniz de kuzey rotasına yönelin. Nerelere mi gidersiniz?

İşte kuzey rotası; Paralia Glari, Lagkada, Kardamyla, Marmora,, Nagos, Agia Markella, Volissos.

Buralardan kısa kısa söz etmek gerekirse, Paralia, küçücük, taşlı ama sevimli sahili olan yer. Seramik ve seramik işçiliği ile nam salmış olan Armolia’dan sonra Kalamoti köyüne mutlaka uğrayın.  Daracık sokaklar, sevimli meydanlar, köşeyi döner dönmez karşısında biten kiliseler.

Komi köyünde Türkçe bilenlerle sohbet edebilirsiniz. Pirgi köyü farklı köylerden birisi.  Bina duvarlarındaki desenleri, her yerde göremezsiniz.

(Yarın: Midilli)

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@