16.05.2015, 21:00

Bir ‘Barış gemisi’ geldi gitti gönüllere...

Peace Boat...

The Oceanic Dream...

 

‘Dünya’nın en büyük barış gemisi olarak tanıtılan ‘The Oceanic Dream Peace Boat’ (Barış Gemisi), bu yıl ‘Dünya turu’ çerçevesinde Kuşadası ve Şirince’ye geldi.

Ve buluştuk ‘Peace Boat’ üyeleri ile...

Barış için, kültürel değişim için...

Bir kısmı  Efes, Meryem Ana ve Saint Jean Kilisesi gibi tarihi yerleri gezerken, grubun 30 kişilik bölümü ise Eski Avrupa Gönüllü Hizmeti Gönüllüleri Gençlik Derneği’nin organize ettiği benim de içinde bulunduğum bir gurup ile kültürel değişimi paylaştı...

 

*

 

Barış gemisi ile buluşmak bizim için önemli bir deneyimdi.

Çünkü Japon kültürünü Türk kültürü ile kaynaştırmak, iki zor toplumu birleştirmek çok önemli bir aşamadır...

Mükemmelliyetçi bir toplumdur Japonlar...

Ve bizim gibi zor zamanlar geçirmiş bir millettir...

Her iki ülke büyük savaşlardan, acılardan geçti...

Her iki millet de barışı en derinde hissetmek istedi...

Ve hala bunun için çabalıyor...

Bizler önderimizin yolunda ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesi ile yoğrulurken, onlar da uzun bir dönem yaralarını sarmak için çabaladı...

Bu nedenle her iki ülke için ‘barış’ büyük önem taşıyor...

Bu nedenle iki toplumun ‘kültür’ kaynaşması çok önemli...

Bu nedenle genç neslin ‘barışı özümsemesi’ derinden yaşanmalı...

Bu nedenle ‘Japonya’dan çıkmış bu ‘ateş’, bu ‘fikir’ , bu ‘gemi’ bilinmeli ve desteklenmeli...

 

*

The Oceanic Dream Peace Boat bir hayalin gerçeği...

Peace boat bir uyanış...

Bir kültürel paylaşım ve birleşme...

‘Dünya’da aynı amaçla çalışan birçok örgütlenme var. Ancak Japonlar ile bizim aynı gönül bağına sahip olduğumuzu düşündüğümden olsa gerek o barış sıcaklığını daha da hissettiğimi söyleyebilirim...

Hepimiz uluslararası insan hakları, barış, eşitlik ve çevre hakları için mücadele veriyoruz. Ve bu mücadele de devam edecek. Kaynaştığımız arkadaşlarımız 2,5 ay süren gemi gezileri ile bu eşitliği belgeleyecek.

Peace Boat üyesi olarak, global eğitim programları düzenleyerek, dünyada ki politik değişim ve gelişmelere dikkat çeken ve eşitliği her şekilde gösteren Japon kardeşlerimi kutluyorum...

Yeni nesli daha da barışçıl olması için örgütleyen ve bu buluşmayı gerçekleştiren 8.Türk Japon Buluşması Peaceboat gönüllülerini buluşturan Eski Avrupa Gönüllü Hizmeti Gönüllüleri Gençlik Derneği’ne, Murat Bey’e, Turukonippon kurucusu Umut arkadaşımıza ve Hiromi’ye de ayrıca teşekkür ederim...

Verdikleri hizmet gönüllü bir program. Gönüllülere çok iş düşüyor ve bilinçlenmek çok önemli, hele ki barışa en çok ihtiyacımız olduğu bu dönemde...

*

Bu yıl sekizinci kez bir araya geldiğimiz Japon dostlarımız bize olan sevgilerini içtenlikle gönlümüze akıttığında aslında ‘dünya’nın ne kadar da küçük olabileceğini bize gösterdi...

Bu buluşma birçok temenni barındırdı...

Bu buluşma kültürleri kaynaştırdı...

Aslında hep içimizde olan sevgiyi birbirimize akıtmamızı sağladı...

Ve bir ‘Barış gemisi’ geldi gitti gönüllere...

 

Peace Boat nedir?

 

Merkezi Japonya'da olan ‘Peace Boat’, ‘Pisu Boto’ yani ‘Barış Teknesi’, bir uluslararası küresel sivil toplum örgütü...

İçinde bu kuruluşa üye bin kişiyi barındırıyor ve fikirleri sevgiden besleniyor...

Genellikle diyalog halinde oldukları örgütlenmelerin bulunduğu ülkeleri ziyaret ediyorlar...

Asıl çalışma alanlarını ise Japonya'daki sekiz merkez ve Kuzey Asya...

‘Pisu Boto’, insan hakları, çevre koruma, sürdürülebilir kalkınma ve barış için çalışan gruplar arasında farkındalık ve bağlantı yaratmak amacını taşıyor...

Aslında bir çeşit " yüzen üniversite" olarak da biliniyor.

Küresel olaylarla ilgili konferanslar verilen gemide ayrıca eğitim fırsatları da sunuluyor.

Uluslararası seferlerin yanı sıra ağaçlandırma projesi gibi birçok proje ile küresel birçok ortaklığa imza atan Shinjuku, Tokyo merkezli barış gemisi, 1983 yılında kurulduğundan bu yana,  25 uluslararası sefer yaptı ve yolculuklarına devam ediyor...

 

Dip notlar;

 

Unutmadık!

Soma’da ‘Soma Kömür İşletmeleri’nin Eynez Maden Ocağı’nda 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen ve 301 işçinin yaşamını yitirmesi ile Türkiye’nin en büyük maden faciası olarak kayıtlara geçen ölümlerin ve spekülasyonların birinci yılı geride kaldı.

Çalkantılarla, acılarla, savunmalarla ve feryatlarla geride kaldı...

Aradan geçen koca bir yıl...

Soma, bir yılda toparlanamadı.

Soma, facianın boyutlarını unutamadı...

Biz de unutmadık...

301 can yitip gitti.

Ancak o bir yılda acı dinmedi ve dinmeyecek...

Geride ise 432 yetim çocuk, gözü yaşlı anneler, babalar ve eşler var...

Bunlar gerçek...

Türkiye’nin kalbi bir kez daha Soma’ya aktı...

‘Bilin’ ki acı, ilk günkü gibi duruyor.

 

İlginç...

 

‘Otomobil kullanımının sürekliliği’ kısırlık yapar mı?

Bu konuda ilginç bir araştırma var.

Direksiyon başında geçirilen 2 saatten sonra torba ısısının 1.7-2.2 derece arttığına yönelik...

Bu ısı artışı sperm üretimini etkileyebilecek olan çok önemli bir artış.

Çünkü testisler ısındığında sperm sayısının azalmasına yol açabiliyor.

Biz toplum olarak yürümeyi unutan, nerede ise en yakın mesafeye dahi üşendiğimizden araba ile gidecek bir durumdayız.

Bu bilgi düşündürücü.

 

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

Temel ile Fadime Rusça dil kursuna yazılmışlar,

Bunu öğrenen meraklılar sormuşlar:
-"Ula Temel, niçun İnciluzce kursina deyilde Rusca kursuna gidiysun da!"
-"Bir Rus bebek evlat edinduk da, uşak konuşmaya başlayinca nasil anlaşacağuz da!"


 

 Günün sözü;

“Eğer sizi üzen kişilere hala selam verebiliyorsanız, bu vicdanınızın sadakasıdır“ Mevlana...

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@