23.04.2021, 04:36

Bir garip mal alım hikayesi!

Sonunda oldu, uzun zamandır beklenen kabine değişikliği gerçekleşti.
Özellikle sosyal medyada gündemi epey meşgul eden ‘Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk istifasını verdi, İlk kabine değişikliğinde görevlerine son verilecek’ iddaları da böylece çürütülmüş oldu.
*
Fakat kritik kabine değişikliği öncesi gündeme bomba gibi düşen farklı iddialar geldi.
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın kendisi ve eşi Hasan Pekcan'a ait Nanoksia Biyoteknoloji firmasından Ticaret Bakanlığı’na 9 milyon liralık dezenfektan aldığı haberi şok etkisi yarattı.
Bakan Pekcan konuyla ilgili Bakanlık üzerinden yazılı açıklama yaparak haberi doğruladı.
Açıklamada alım "Piyasa fiyatlarından oldukça aşağıda, usulüne uygun bir biçimde gerçekleştirildi" dedi.
Pekcan’ın kamuoyuna bizzat çıkıp anlatması hatta özür dilemesi gerekirken “Sattık ama ucuza sattık” açıklaması yapmasını en hafif tabirle garipsedim.
Bir bakanlığın bir ürünü uygun fiyatlı almasının yolu bakanın bir şirket kurup kendi şirketi üzerinden düşük karla kuruma mal satması olabilir mi bilemedim.
Ayrıca satılanın temizlik ürünü dezenfektan olması da bir ironi midir bilinmez ama Türk siyasi tarihine geçen garip bir alım hikayesi oldu yaşananlar.
Nihayetinde Sayın Erdoğan ilk kabine değişikliğinde kendisini görevden aldı.
Pekcan’ın yerine ekonomist Mehmet Muş atandı.
Yapılan bu ticaretin bu görev değişikliğinde etkisi var mıdır bir açıklama yapılmadı tabiki ama bence vardır.
*
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da yeni kabinede ikiye bölündü.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı adını aldı yeni bakanlıklar.
Bu kararla Zehra Zümrüt Selçuk'un görevide sona erdi.
Yeni kurulan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na Derya Yanık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na ise Vedat Bilgin getirildi.
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Türkiye’de görev yetki sorumluluğu en geniş bakanlıklardan biriydi, ikiye bölünmesi kesinlikle doğru bir karar oldu.

Bu olmadı Kaftancıoğlu

“128 milyar dolar nerede?” diye sormanız da bir sorun yok.
Bir politikacı olarak Merkez Bankası rezervlerdeki dövizlerin ne zaman, kime, ne yöntemle satıldığını sorgulayabilirsiniz.
Ama yapılan yanlışı eleştireyim diye savaştan kaçarken mülteci teknesinde boğulup bedeni kıyıya vuran masum bir bebeği arka fon olarak kullanmak vicdana sığmaz.
Bu ne yazık ki doğru olmadı size hiç yakışmadı Canan Hanım…
Hatanızı fark etmiş olmalısınız ki gönderiyi silip yeni bir tweet paylaşmışsınız.
“128 milyar doların doğru kullanılması halinde bu ve benzeri manzaraların oluşmayacağına dikkat çekmeyi amaçlarken Aylan bebeğin hâlâ vicdanlarımıza ağır gelen, unutamadığımız görüntüsünü paylaştığım için vatandaşlarımızdan özür dilerim” yazmışsınız.
Bu paylaşımda da Merkez Bankası rezervlerinin doğru kullanılması ile mülteci krizi arasında nasıl bir bağlantı kurduğunuzu ben anlamadım.
Nereden baksanız tutarsız ve siyasi etikten uzak bu paylaşım.
Umarım tekrar böyle vicdanları rahatsız eden bir hataya düşmezsiniz.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@