Dr. Turgay Bozoğlu'nun 27 Nisan 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Zaman zaman bazı okuyucularımdan, çok karamsar yazdığıma dair şikâyetler alıyorum.  Beni yakından tanıyanlar iyi bilir, hiç karamsar biri değilim. Hatta tam tersine, dünyaya pembe gözlüklerle bakan biriyim. Ancak konu ekonomi olunca, iyi şeyler yazmak istesem de son zamanlarda ülkenin gündemi buna pek izin vermiyor. Bu satırları yazdığım saatlerde, Gezi Davası'nda verilen,  vicdanları kanatan hapis cezaları gündeme bomba gibi düştü. Ekonomi cephesinde ise dünya ve ülkemiz FED’in 4-5 Mayıs tarihlerinde yapacağı toplantının sonuçlarına kilitlendi.

Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanan yüksek enflasyonun geçici olmadığının anlaşılması sonucunda FED’in şahin bir politika izleyeceği beklentisi oluştu. ABD’de tüketici enflasyonu yüzde 8,5. Oysa hedef yüzde 2.  Bu durum FED’i şahin bir tutum almaya zorluyor. Mayıs ayının başında iyimser beklentiler, faizin 0.50, kötümser beklentiler ise 0,75 artacağı yönünde. Elin Amerika’sından bize ne, bizi niye ilgilendiriyor, diyebilirsiniz. Kazın ayağı öyle değil. ABD’nin faizi yükseltmesi, doların ana kaynağına yönelmesine yol açar. Kaldı ki birçok ülkede faiz yükseltiyor veya hazırlığı içinde. Bu da borçlanma maliyetlerini artırır ve sermaye çıkışına neden olur. Ülkemizin dövize ihtiyacı artar, büyüme yavaşlar. Buna hazır mıyız, içerde tablo nasıl?

Enflasyon almış başını gidiyor. Tasarruf sahibi, parasının değerini korumak için gayrimenkule sarılmış ya da harcamalarını, yarın daha pahalı olacak gerekçesiyle öne çekmiş. Konut ve otomobil fiyatları fırlamış durumda. Yaz geldi.  Gençler, ev kurmak ve düğün yapmak istiyor. Her şey ateş pahası, düğün yapmak baya cesaret isteyen bir işe döndü.

Türk-İş’in araştırmalarına göre, dört kişilik bir aile için açlık sınırı 4.928 TL, yoksulluk sınırı 16.052 TL ve mutfak enflasyonu yüzde 76,9 olmuş. Barınma, yiyecek, içecek ve sağlık gibi temel ihtiyaçları karşılamak her geçen gün zorlaşıyor. Elektrik faturalarını ödeyemeyen insan sayısı her geçen gün çoğalıyor. Geçiş ve biniş garantili projelerde paralarını tıkır tıkır alan müteahhitler yerine halka destek sağlansa daha iyi olur. Birçok ülke pandemi döneminde halkına destek oldu. Toplanan vergilerin bir kısmını ihtiyacı olanlara dağıttı. Kısa dönemde ekonomik sıkıntı çekenlere, en azından benzeri bir desteği biz de verebiliriz. Bayram geldi. Emeklilere verilen ikramiyelerde bir artış yok. En azından enflasyon oranında bir artış bu kesime verilmeliydi. Ulaşım maliyetleri inanılmaz boyutlara geldi. Uçak ve otobüs biletleri çok zamlandı. Bayramda memleketlerine gitmek isteyen insanlar şimdi kara kara düşünüyorlar. Öte yandan 4 kişilik bir aile, ortalama bir kebapçıda iftar yapmak istese 800-1000 TL’yi gözden çıkarmalı. Rakamlar bu kadar büyüyünce, cebinizdeki paranın değeri kalmıyor.

500 TL’lik banknot ve 5 TL’lik madeni para hazırlıklarını duyuyoruz. 2000’li yılların öncesinde, ülke olarak biz bu filmi görmüştük. Yüksek kur ve yüksek enflasyon oranlarını tekrar yaşamak ağzımızda acı bir tat bırakıyor. O yıllarda bütçenin neredeyse yarısı faiz giderlerine akardı. 2003’te faiz giderlerinin toplam bütçe içindeki payı yüzde 41,7 oldu. Giderek azalmaya devam etti. 2017’de yüzde 8,4 oldu. Sonrasında tekrar yükselme eğilimine girdi. 2022 yılının ilk 3 ayında faize 84,8 milyar TL ödedik. Bu rakam bu yıl için ayrılan ödeneğin yüzde 35’ine denk geliyor. Sanıyorum, geçmişte yaşadıklarımızdan yeterli dersi alamamışız. Yaz geliyor, turizm sezonu açılmak üzere. Döviz cephesinde bir nebze nefes alabiliriz ancak orada da sıkıntı var.

Türkiye 2021 yılında, bir önceki yıla oranla yüzde 88,08 artışla, toplamda 30 milyon 38 bin 961 ziyaretçi ağırladı. Türkiye’nin 2021 yılı turizm geliri ise yüzde 103,02 artışla toplam 24 milyar 482 milyon 332 bin dolar oldu. Ocak–Aralık döneminde en çok ziyaretçi gönderen ülke sıralamasında, bir önceki yılın aynı dönemine göre Rusya Federasyonu (4.694.422 kişi) birinci, Almanya (3.085.215 kişi) ikinci, Ukrayna (2.060.008 kişi) üçüncü sırada yer aldı. Şu anda savaşta olan iki ülkeden gelen ziyaretçi sayısı toplam 6.754.430 kişi. Ülkemize gelen her yüz kişiden 23’ü bu iki ülkeden gelmiş. Turizm üzerinde de büyük bir tehdit var.

Bizde durum böyle iken Elon Musk, Twitter’ı 44 milyar dolara satın almak için anlaşmaya vardı. 2006 yılında Kaliforniya’da kurulan bir paylaşım sitesi. Hisselerin bir kısmını daha önceden 3 milyar dolara satın almıştı. Bu sosyal paylaşım sitesinin değeri, yaklaşık olarak toplam 50 milyar dolar. Türkiye’nin ihracatında ilk 3 sırayı otomotiv, kimyevi maddeler ve çelik endüstrisi alıyor. 2021 yılında 29,3 milyar dolar tutarında otomotiv, 25,3 milyar dolar tutarında kimyevi maddeler ve 22,4 milyar dolar tutarında çelik ürünleri ihraç etmişiz. Twitter’ın değeri bizim çelik ihracatımızın iki katından fazla.

Güzel şeyler yazmak için başladım, yazmaya. Olmadı ama yakın gelecekte iyi şeyler olacağı umudunu koruyorum. Aynı senaryo, aynı filmleri görmekten bıktık. Biliyorum ki gecenin en karanlık vakti, aydınlığa en yakın zamandır. Bayramda yazmayacağım. Bayramdan sonra görüşmek dileğiyle, sevgi, huzur, dostluk ve yüzünüzden gülümsemenin eksik olmayacağı bir bayram dilerim.