30.07.2016, 21:00

‘Biz’de ayrı muamma, ‘Almanya’da ayrı.

Son yıllarda ülkemizde taciz ve tecavüzler oldukça arttı malumunuz.

En son taciz olayları vakıf bünyesinde oluşmuş ve ülkemizde derin yankı uyandırmıştı.

Sonra ardı arkasından bir çok taciz, tecavüz olayları duyduk, bir çok kadına şiddet olayları yaşladık.

Bana göre genç kızından, kadınına, çocuğuna, turistine kadar saldırıların artması, uçkurun ahlakın yerine geçtiğinin göstergesidir.

*

Eee nasıl biz ahlaklanıyoruz?

Nasıl ahlaklıyız iddiası var?

Son 10 yılda şiddet, taciz ve tecavüz suçlarında 14 kat artış olması büyük muamma değil mi?

Ve 'çocukların cinsel istismarı' kapsamında açılan davaların artması daha da büyük sorun değil mi?

2006 yılında 2 bin 414 iken çocuk istismarı, 2011 yılında 16 bin 827’ye kadar yükselmedi mi?

Artış büyük...

2011’den bu yana daha da büyük...

İşte tüm bunlar oldukça karmaşık bir durum.

 

*

 

Ülkemiz, darbe dehşeti, terör laneti ile kuşanmışken, bir de artık güvensiz kadınlar, çocuklar ülkesi mi olalım?

İşte bu büyük karışıklıktır.

İşte bu terörden sonra daha da büyük bir sorundur.

Bahsettiğim muamma konusu tabii ki ülkemizde çözülemeyen, önlenemeyen tecavüzün yanı sıra, taciz ve şiddettir.

Ancak Avrupa’da bu dejenere durumun önüne geçilebilmesi için oldukça etkili önlemler gündemde.

Bunlardan birini de geçtiğimiz günlerde Almanya gerçekleştirdi.

*

Almanya tecavüzün tanımını değiştirdi ki ‘hayır’ ne demek anlaşılsın diye.

Almanya tecavüzün tanımını değiştirdi ki, kadının hakları genişlesin diye.

Kısaca “Hayır, hayır demektir” yasası Almanya Federal Parlamento’da kabul edildi.

*

Almanya’nın Köln kentinde yılbaşı akşamı yaşanan taciz olayları nedeniyle kadın hakları savunucuları  “Hayır, hayır demektir” sloganıyla kampanya yürütmüşlerdi.

Peki bugüne kadar ne yapılıyordu?

‘Zorla veya tehditle ilişki gerçekleşmişse tecavüz sayılıyordu.’

Şimdi ise, tecavüzün yasal tanımını genişleten ve kurbanların haklarını artıran yasaya göre, bir olayın taciz olup olmadığı belirlenirken kurbanların ‘hem fiziksel hem de sözlü’ eylemleri dikkate alınacak. Zorla sahip olmanın yanı sıra, bir kadının sözlü olarak “Hayır” demesi ya da mimikleriyle ilişki istemediğini göstermesi durumunda yaşanılacaklar da tecavüz olarak kabul edilecek.

*

Bizde ise bir tayt giymek, mini etek giymek bile tahrik gibi algılanmakta.

Bir hayat kadını tecavüz edilip, öldürülse bile ‘layıktır’ düsturu var.

Amaç Almanya’da kadınların taciz ve tecavüze karşı daha etkin korunması.

Ana hedef bu.

Bizde amaç ne?

Kadın sussun.

Kadın hemen tecavüzcüsü ile evlendirilsin.

Kadın çocuk yaşta gelin olsun.

Kadın satılsın.

Ve kadın utansın.

*

Tacize uğrayan pek çok kadın bunu açıklayamıyor ve taciz edildiği için kendini suçluyor.

Oysa suçlu olan tacize uğrayan değil, taciz edendir.

Tecavüze uğrayan çocuklar psikolojik olarak da yıkımda.

Güvensizlik içinde yaşamlarını sürdürmekte.

Kız çocukları ikinci planda yaşamanın acısını duymakta her daim ruhlarında.

Umarım bu zihniyetler bir gün gelir değişir.

 

*

Ancak asıl sorulması gereken, hep geride kalan bir soru var; ‘Batı bizim için bir gelişme modeli olmaktan çıktı mı?’

Bu tür yasalar bizde de model olarak uygulamaya alınamaz mı?

Yoksa model olarak farklı ülkeleri, kültürleri mi artık benimsemek zorunda kalacağız.

Bu soru kafa kurcalar...

 

 

 

 

Dip notlar;

 

Taciz nedir?

Cinsel içerikli sözler, tavırlar, laf atmalar, ısrarcı bakışlar veya sarkıntılık gibi bizi cinsel yönden rahatsız eden davranışların hepsi cinsel tacizdir.

Ses yükseltmesi gereken ilk kişi kadındır. Bu çok önemli.

Susmak kabullenmektir.

Çünkü ‘kadını suskun gören’ tacizci erkekler, cezayı maalesef umursamıyor ve tacize devam ediyorlar.

Gelelim çocuklarımıza.

Sadece kadınlara mı taciz uygulanıyor? Tabii ki hayır. Cinsel taciz çocuklar için daha büyük bir tehlike. Hatta kız çocukları kadar erkek çocuklar için de bir tehlike.

Çünkü onlar saklayıcı, güven yitiricidirler.

Çocuklarla kuracağımız sağlam ve güvenli bir ilişki, herhangi bir şey yaşanırsa gelip size anlatabilmesi açısından çok önemlidir bu konuda.

Peki çocuklarımızı nasıl koruyabiliriz?

Önce bedenlerinin kimseye ait olmadığını onlara anlatarak.

Bedenlerinin sınırlarını öğreterek.

Korunmasının önemini anlatarak.

Bedensel sınırlarına saygı göstererek.

 

 

Bizde taciz cezası...

TCK’nin 105. maddesi Cinsel Taciz suçunu, tacize uğrayan kişinin şikâyeti üzerine cezalandırır. Bu suçu işleyen kişiye üç aydan iki yıla kadar hapis veya para cezası verilir. Tacizin cezalandırılması için fiziksel temas olması gerekmez. Tacizde bulunan, aynı işyerinde çalıştığımız bir kişiyse cezası kadının ekonomik haklarını ve özgürlüğünü tehdit ettiği için daha ağır olur.

Fiziksel taciz ise TCK’nin 102. maddesinde Cinsel Saldırı suçu olarak, kişinin vücut dokunulmazlığını ihlal etmek olarak tanımlanır. Saldırganın cezalandırılması için saldırının cinsel ilişkiyle sonuçlanması gerekmez ve tecavüze teşebbüs, elle sarkıntılık, cinsel saldırı olarak kabul edilir. Bu suçun cezası, iki yıldan yedi yıla kadar hapistir.

*

Tecavüz ise ağır bir cinsel saldırı suçudur. 

Ceza Kanunu her türlü tecavüzü yedi yıldan on iki yıla kadar hapisle cezalandırır.

Ancak tecavüz vakalarında en önemli zorluk ispat zorunluluğudur.

İşte Almanya’da çıkan bu yasa sadece ‘Hayır’ı bile kabul ederken, ülkemizde ispat zorunluluğu ayrı bir muammadır ne yazık ki...

 

 

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

 

Trenin kompartımanında beyefendi ve alımlı bir bayan yolculuk yaparlar. Bayan o kadar çok sıkışır ki tünelden geçiş sırasında hafiften osurayım der. Keskin bir koku yayılmaz mı? 
Çok pişman bir yüz ifadesiyle; 
-Beyefendi ne olur aramızda kalsın. 
-Aramızda niye kalsın be kadın. Aç şu pencereyi de koku uçup gitsin.

 

Günün sözü;

Düşünebilen herkesin insan olması, insan olan herkesin düşünebildiği manasına gelmiyor ne yazık ki. Sigmund Freud

 

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@