15.08.2014, 21:00

Bize ne oldu?

Ego nedir sizce?

Ve egonun yaşadığımız yüzyılda temel amacı nedir?

Kültürler benliği tetikler mi?

“Kültürden bağımsız bir benlik fikri olabilir mi?”

*

Benliğimiz hem uzaktır hem de yakın...

Bu nedenle de bu yüzyılın en temel sorunu bana göre egodur.

Ve egodan kaynaklanan ne istediğini bilmemektir.

İnsanlarımız ne yazık ki, hissettiklerini dahi algılayamaz oldu.

Arzular öne geçti ve tüketim çılgınlığı egonun daha da büyümesine yol açtı.

Kararsızlık var...

Yoksunluk var...

Aile veya aşk ilişkilerin de bozulmuşluk var...

Endişe ve öfke var...

İçerilerde bitmek bilmeyen bir boşluk var...

*

İnsanlar kendilerini değiştiremeyecek kadar güçsüzler...

Yaşadıkları dünyayı değiştirmek istemiyorlar.

‘İçimizdeki boşluk’ ne yazık ki, kişileri maddiyata ve doyumsuzluğa sevk etmekte.

Tüketim kültürü arttı, işkolik yaşam tarzı insanı sardı.

Günümüz toplumu ‘doyumsuz toplum’ oldu.

Önce bunu kabullenmek gerek.

*

Doyumsuzluk depresyonu tetiklemekte ve bunu da ilaçlarla bastırma yoluna gidilmekte...

Izdırapsız bir dünya vaadi sunan bir sistem var.

Bu sistemin de oyuncağı ilaçlardır.

Hayat, anlık hazlar ile doymadan ibaret değildir.

Pek çok doğru, pek çok hakikat var, ancak ego dürtüsü maalesef modern çağın hastalığı olarak hakikatleri örtüyor.

*

Ego yani benlik, yargılardan, o kültürün inancından etkilenir.

Gerçek şu ki insanın insana duyduğu yakınlık artık kalmadı.

Bakınız ki; Tarihin en büyük ve en kanlı savaşları benlik kavgası yüzünden ortaya çıkmıştır.

Hala da devam etmektedir.

Benlik kavgası, istismarcı, zalim ve karanlık ruhu da kendiliğinden getirir.

Acımasızlık getirir.

Değer karmaşası getirir.

Yeme bozuklukları getirir.

Maddeyi kötüye kullanım getirir.

Kronik tüketicilik getirir.

Başkaları tarafından sürekli beğenilmeyi arzulayan bireyler getirir.

Gerçek hayatlarından hoşnut olmayan kişiler getirir.

Tüketim ve sömürüm getirir.

*

Kısaca ego ‘mutsuz bilinç’tir...

Kişi sorumluluğunu kabul eder ve değişmeye karar verirse, enkazlarının da sorumluluğunu tek başına üstlenmelidir... Dünyanın şu anki durumu bizim enkazımızdır.

Artık itiraf etmek zorundayız.

İnsan özgürlük, olgunluk ve sorumluluk mu alacak?

Yoksa otorite figürlerinin himayesinde mi kalacak?

Farkındalık...

Duyarlılık...

Yepyeni bir ruh...

İnsanlığın trajedisi, artık önce onu kabullenmek ve güçlü sandığı her şeyden vazgeçmesiyle son bulabilir...

*

Teknoloji kuyumuzu kazarken irademiz başka ellere teslim oldu... Ve yönetilir olduk.

Cesaretimiz kırılmış ve sürü olduk, ilerliyoruz...

Hangi çağa gidiyoruz bilmem?

Hegel, insanın kendi bilincine ancak bir başkası tarafından tanınmakla varacağını ileri sürer...

Oysa şimdi bir efendi ve bir köle var...

Oyuncaklar var, oynatanlar var...

Küresel dünyada mağluplar var ve de mağlup edenler...

Galiba son birkaç yüzyıldır hep aynı soruyu soruyoruz.

Yüzleşmek yok...

Bize ne oldu?

 

Dip notlar;

 

Fransa’da yeni girişim...

Planlanan yeni girişim oldukça güzel...

Umarım ülkemizde de bu denli bir değişim sağlayabiliriz.

Yeni sistem şu;

Yiyecek ambalajlarının ve kutularının üstüne besin kalitesini belirleyen özel bir etiket yerleştirilecek.

Bu kaliteler enerji, şeker, yağ ve tuz miktarı...

Kaliteleri vurgulayan renkler de kırmızıdan yeşile 5 seçenek...

Yeşil “çok iyi”...

Sarı, pembe, mor ve kırmızıya doğru “çok kötü” gidişat var...

Ve yine son karar alıcıda...

Kırmızı seçenekleriyle yiyerek intihar etmek isteyen, sağlığını bile bile bozmak isteyen tercihini yapar.

Veya sağlıklı ürünleri tercih edebilir.

Tercih insanoğlunun ve tercihi sunan da kendisi...

Varın siz düşünün...

 

4.donör...

İnsani İşler Eşgüdüm Ofisi (OCHA),  Donör Destek Grubu'nun üye sayısı 27’ye yükseldi.

Türkiye, insani yardımlar alanında dünyanın en büyük 4. donörü konumuna geldi.

Bu açıklama ‘Dışişleri Bakanlığı’ndan...

BM’nin öncülük ettiği ‘çok taraflı insani sistem yardımları’nda, ikili insani yardımlar alanında yükselen bir ülkeyiz...

Doğru...

Ancak kendi insanımıza nasıl ve ne kadar yardım ediyoruz?

Ülkemizdeki yardımlar tam anlamıyla mı yapılıyor?

Sorular çok...

 

Fıkra;

Temel uçakla İstanbul’a gitmektedir.

Uçak havalanır. Bir ara cam kenarındaki yolcu kalkar tuvalete gider, Temel de adamın yerine oturur. Bir müddet sonra koltuğun sahibi gelir ve:
-“Kardeşim burası benim yerim lütfen kalkar mısınız? der. 
Temel gayet sakin bir şekilde:
- “Valla uşağum ben seni demin indi sandum” der.

 

Günün sözü;

Dünyada üç şey saklanamaz: aşk, duman ve parasızlık! Çin Atasözü

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@