İzmir'de boşanma aşamasındaki eşi D.Ö. tarafından tabancayla vurulan Ezgi Ö.'den bir hafta sonra acı haber geldi. Genç kadın tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti  

İzmir'in Konak ilçesinde, boşanma aşamasındaki eşi D.Ö. tarafından tabancayla vurulan Ezgi Ö. (31) tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

DHA'nın haberine göre olay, geçen 28 Temmuz'da bir iş yerinde meydana geldi. D.Ö., boşanma aşamasındaki eşi Ezgi Ö.'nün çalıştığı iş yerine geldi.

FETÖ'den yakalaması bulunan şahıs gözaltına alındı FETÖ'den yakalaması bulunan şahıs gözaltına alındı

İkili arasında henüz belirlenemeyen bir nedenle tartışma çıktı. Tartışmanım uzaması üzerine D.Ö., belinden çıkardığı tabancayla Ezgi Ö.'nün başına ateş edip, kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve 112 sağlık ekipleri sevk edildi.

ZANLI HER YERDE ARANIYOR


Ağır yaralanan Ezgi Ö., ambulansla Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Ezgi Ö., burada yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Ailesi tarafından Ezgi Ö.'nün organlarının bağışlandığı ve Sağlık Bakanlığı'ndan onay beklendiği belirtildi.
Öte yandan olayın ardından kaçan D.Ö'nün yakalanması için çalışmaların sürdüğü bildirildi.

MAYIS AYINDA SERBEST KALMIŞTI


Ayrıca D.Ö, geçen 13 Mayıs'ta arkadaşı Derya Kılıç'ın (25) 4 katlı binanın terasından düşüp ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldığı olayla ilgili tutuklanmış ancak Kılıç'ın dengesini kaybedip düştüğünü söylemesi üzerine serbest bırakılmıştı.

D.Ö. hakkında, geçen 12 Nisan'da da Kılıç ile ev arkadaşını tehdit ettiği gerekçesiyle İzmir 32'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açılmıştı.

Kızının ölümü sonrası konuşan anne şunları söyledi:


“Kapıma geldiler. ‘Uzaklaştırması var’ dedim. Eşkalini verdim, adresini verdim. ‘Oğlum, evladım benim kapımda işin ne‘ dedim. Geliyor, bağırıyor, küfrediyor, darp ediyor, gidiyor… Çıkarsam beni de öldürür, kızımı da öldürür. ‘Sen neden benim kapıma geliyorsun‘ dedim. Görevli ne diyor biliyor musunuz? ‘Benim görevim bu. Ben buraya gelebilirim. O senin kapından içeri girerse o zaman müdahale edebilirim. Sen onu burada tut ki ben gelip yakalayayım’ Ulan sen beni 112’ye bağlıyorsun. 112, ‘Hasta mısın?’ diyor. Diyorum ki, ‘Polis istiyorum.‘ Polise bağlanıncaya kadar bana müzik dinlettiriyor. Bu kurşun 24 saniyede beynine girdi kızımın. Adam 24 saniyede kaçtı. Ulan sen bana neyin müziğini dinlettiriyorsun. Bakın bunu tutuklayın. Savcılıkta suç duyurum var. Karakolda suç duyurum var. Çankaya’daki aile içi şiddette suç duyurum var. Uzaklaştırmamı aldım. Kapıma geliyor, arıyorum. İkisini dikiyorlar, ekip geliyor, ekip gidiyor. Ekip sen bana neden geliyorsun ya. Bu adam bir alt sokağımda geziyor. Devletimde değişen hiçbir şey yok. Herkes kendi havasında. Biri sandalye peşinde, biri iktidar peşinde. Ulan kadınlar tek tek gidiyor. Anaların canları yanıyor. Ocakları sönüyor. Bir kalleşin bir kurşunuyla… Sen nasıl devletsin, nasıl yakalayamıyorsun ya? İzmir çok mu büyük? İzmir’in çukuru bu kadar. Sen bu kadar mı basiretsiz emniyetsin? Günlerdir ben sana suç duyurusunda bulunuyorum. Siz benim ölümü de bulacaksınız.”