31.08.2019, 10:01

Boyut emsalsiz…

Avrupa Birliği İklim Değişikliği Gözlemleme Kurumu, (Copernicus Climate Change Service)geçtiğimiz günlerde Temmuz 2019’un kayıtlara geçen en sıcak ay olduğunu bildirdi. 
Bu ayın ortalama 0,04 santigrat derece daha sıcak geçmesi bir rekor. Hatta gözlemleme kurumu, Temmuz başında yaptığı açıklamada Haziran 2019'un da kayıtlara geçen en sıcak Haziran ayı olduğunu duyurmuştu. Ardından, Temmuz ayınında bu derece rekora koşması ise daha da düşündürücü.
*
Bu küresel ısınmanın çok büyük ayak sesleri.
Keza Ağustos ayı da hiç de azımsanmayacak ölçüde yandı.
Bu nedenle bakalım bu ay için raporlarda neler ortaya dökülecek.
Dünya genelinde daha önce de sıcak ve soğuk dönemler çok yaşandı, ancak bu son iki bin yılın sıcaklık trendleri her şeyi altüst eder oldu.

*
Kısaca, "Sera gazı salımı ve bunun küresel sıcaklıklar üzerindeki etkisi” devam ederse çok rekorlar kırılır. Uyarı bunlar. Dünya geneline uyarı.
Sanayi Devrimi öncesi döneme göre ortalama 1,2 santigrat derece daha fazla olması uyarı. Yaklaşık 1880 yılından bu yana tutulan sıcaklık kayıtlarının anlatmak istediği ‘kendinize gelin’ mesajıdır. Ancak umursayan da az.
*
Rekor kıran sıcaklıklar bile biz insanoğlunu kendine getiremez ise vay halimize.
Geçtiğimiz günlerde aşırı yağmurlar yüzünden İstanbul’un hali belli.
Ege’de yanan ormanlar belli. Keza Karadeniz alarmda. 
Almanya'da sıcaklıklar ilk kez 42 santigrat dereceye çıkabildi ya, Paris'te de kayda geçen en sıcak günler yaşandı ya daha ne denilebilir? 
Bu çağın bu sıcaklıkları maalesef ki büyük alarm çanıdır.
Son 2 bin yılda görülmemiş bir hızla yükseliş kaydetmesi çok büyük alarm çanıdır. Küresel sıcaklıklardaki dalgalanmalar kendinize gelin alarmıdır. 2019 sanırım sıra dışı bir yıl, yaz ayları da sıcaklarda sıra dışı aylar.
*
İngiliz Nature dergisinde yayımlanan bir makaleye göre, modern insanlık tarihinin hiçbir evresinde bu denli artış olmamış. Fosil yakıt tüketimine dayalı ekonomilerin geliştiği, üretim ve tüketimin emsali görülmemiş bir şekilde arttığı 20. Yüzyıldan sonra bu yüzyıl da hızlı bir yüzyıl.
20. Yüzyıl dönemindeki gibi hızlı bir yükseliş sergiliyoruz. Acı.
İklim bilimi üzerine çalışmalar yürüten dokuz laboratuvardan oluşan Fransız Pierre-Simon Laplace Enstitüsü'nden Robert Vautard, Batı Avrupa'da gözlemlenen bu aşırı sıcakların, iklim değişikliği sebebiyle olduğunu üstüne basa basa anlatıyor.
Araştırma sonuçları insan faaliyetlerinin bu ısınmayı hızla arttırdığı yönünde olduğunu kanıtlasa da insanlık yine de uykuda. 
*
Sarsılmalı ve kendimize gelmeliyiz. Sıcaklık değişimi artık bölgesel değil, küresel.
Küresellik uzun zamandır konuşulsa da yine de önlem az.
Önce bunu idrak etmek şart.
*
İlla ki "Küçük Buzul Çağı" olarak adlandırılan dönem mi yaşanmalı anlamanız için.
Olağandışı iklim değişiklikleri mi artmalı?
Bulunduğumuz yüzyılda sıcaklıkların tüm dünyada ve aynı zamanda yükseliş göstermesi de mi sizi kendinize getirmiyor ve hala ve hala ağaçları katlediyorsunuz? Co2 salınımını son hızla yapıyorsunuz.
*
Bu sıcaklık değişimlerinin sizlere sunulabilmesi için gezegenin yakın zamandaki iklim geçmişinin kapsamlı bir çizelgesini hazırlamak için modern sıcaklık ölçümlerinden, ağaç halkalarından, çökeltilerden ve mercan resiflerinden elde edilen yaklaşık 700 sıcaklık göstergesi içeren verilerin kullanılması demek nasıl bir çalışma demek? Nasıl bir emek demek bilmiyorsunuz?
*
Bilmelisiniz ki; iklim değişikliği sizin geçmişinizi de, arkeolojik mirasınızı da tehdit eder. Arkeolojik kalıntılarımız da olumsuz etkilenir.
Bilim insanları bunu ortaya koydu son zamanlarda. Hatta Danimarka'ya bağlı özerk bölge Grönland'da buzla kaplı arazilerde yapılan incelemelerde toprak altındaki ahşap, kemik veya DNA örneklerinin küresel ısınmanın etkisiyle çürümeye başladığı tespit edildi.
*

Olay şu; Hava ısınır. Yağmur suyu derecesi artar. Yağışla birlikte ısınan yağmur suları toprağa nüfuz ederek onu da ısıtır.
Toprak altında aşırı soğuklar nedeniyle on binlerce yıldır bozulmadan korunan arkeolojik kalıntılar yani, saç, tüy ve et kalıntıları gibi bazıları 2 bin 500 yıllık olan organik kalıntılar çözülür.
Hatta ortalama ısının 2,6 derece artması durumunda organik karbon bileşimleri 80 yıl içinde yüzde 30 ila 70 oranında artar.
*
Kuzey Kutbu'nda 180 binden fazla arkeolojik alan tespit edildiğine, çözülmeler olabileceğine göre, donmuş yüzlerce kalıntı ne olacak?
Kısaca, sorun büyük.
Hatta iklim değişimi ekonomiyi vurduğunda ki etkisi ise daha da büyük.
Çünkü kaçınılmaz sonda iklim değişikliği ekonomiyi de çok büyük vuracak.
Anlayın ki, şu anda var olan ekonomik eşitsizlik daha da büyüyecek.
*
Uluslararası Çalışma Örgütü raporuna göre iklim değişikliği 80 milyon istihdama mal olacak. 2030 yılına kadar dünya ekonomisi içinde tarım sektörü yüzde 60 gibi bir oranla en fazla etkilenen sektör. Raporu hazırlayan uzmanlardan Catherine Saget, "En iyimser tahmine göre bile, sıcakların artmasının işverenler ve çalışanlar için, yerel ekonomi ve hatta dünya ekonomisi için dramatik sonuçları olacak” şeklinde konuşuyor.
*
Tarım yoksa hayat yoktur. Açlık vardır. Kaos vardır. Günümüzde 940 milyon kişinin çalıştığı tarım sektörünün etkilenmesi çok zor zamanlar demektir.
Dünyanın en yoksul bölgelerinde yaşayan insanların ekonomik eşitsizlik nedeniyle uğrayacakları kaybı hayal bile etmek istemiyorum.
*
Dünyanın yüzde 98'inde endüstri devrimi sonrası yaşanan tutarsızlıklar umurunuzda değil mi? Vakit geçmeden olmalı. Bölgesel sıcaklık trendlerinin değişimi sizi etkilemiyor mu? Klima açarak geçiştirmeyin, değişimlere kulak tıkamayın. Son iki bin yılda gerçekleşen sıcaklık artışları sizi ilgilendir mi yor mu?
İlgilendirmeli. Dur denmeli. Başınızı ne zaman gömdüğünüz kumdan çıkaracaksınız?
*
Küresel İklim Grevi yapılmıştı hatırlarsanız.15 Mart’ta. Birincisi düzenlenen İklim Grevi ’ne dünya genelinde 1,9 milyon kişilik katılım olmuştu. İklim korumaya yönelik önlemlerin artırılması için ikinci grev ise, özellikle İtalya, İngiltere, ABD ile iklim koruma aktivisti Greta Thunberg’in ülkesi İsveç olmak üzere toplam 119’dan fazla ülkenin, bin 600 farklı noktasında etkinlikler düzenlenerek Mayıs ayında gerçekleşmişti. Bu protesto eylemi siyasetçilere baskıyı arttırmıştı. Ve duyarlı milyonlarca insan, iklim koruma örgütü bu işin mimarı.
*
O nedenle lütfen duyarlılık!
Lütfen yerküreye saygı!
Gelecek İçin Cumalar (Fridays for Future) hareketinin devamı sağlanmalı.
Sosyal medya bu konuda daha da aktifleşmeli.
Yerküre bizim.
Evimiz bizim.
Sen ben sin, ben de sen.
Ağaçlandıralım.
Ekelim.
Tüketmeyelim. 
Hırslarımızı yenelim ve sevelim…

(Araştırma bilgileri İngiltere'de yayınlanan haftalık Nature Dergisi’nden alıntılar içerir.)

Dip notlar;
Üzücü gerçek kapımıza dayandı.

Bilim insanları uyardı: Alaska sularında hiç buz kalmadı…
Üzücü gerçek kapımıza dayandı.
“Son küçülme yaz aylarının hiç buz olmadan geçeceğine dair bir örnek teşkil ediyor” dediler uzmanlar.
Her yıl İskoçya'dan daha büyük boyuttaki bir buz örtüsü bölgesi eriyor dedi Reuters.
Üzücü gerçek kapımıza dayandı.
Deniz buzları uzun dönem ortalamasının 2 milyon kilometrekare altında kaldı.
Üzücü gerçek kapımıza dayandı.
Alaska İklim Değerlendirmesi ve Politikaları Merkezi’nden (Alaska Centre for Climate Assessment and Policy) iklimuzmanı Rick Thoman paylaştığı bir tweette “Alaska suları şu anda deniz buzlarından tamamen arınmış durumda. Prudhoe Körfezi açıklarında bulunan Beaufort Denizi’ndeki son buzul da eridi. Alaska’ya şu anda en yakın buzul Kaktovik’in yaklaşık 240 km kuzeydoğusunda bulunuyor” dedi.
Üzücü gerçek kapımıza dayandı.
İngiltere’nin meteoroloji kurumu Met Office Arktika deniz buzu uzmanlarından Ed Blockley ise, “Bu her yıl 85 bin kilometrekare civarında bir kayıp demek. Yani her yıl, İskoçya’dan daha büyük boyuttaki bir buz denizi bölgesi yok oluyor” diye konuştu.
Üzücü gerçek kapımıza dayandı.

Cambridge Üniversitesi’nden Profesör Peter Wadhams,’ Yılın bu zamanında ‘normalde’ (örneğin 30 yıl önce) Alaska sularının güneyinde deniz buzları olurdu. Ancak daha da önemlisi Alaska’nın kuzey sahili boyunca uzanan deniz buzları, buz ve kara arasında kuzeybatıya gitmek isteyen gemilere sadece dar bir geçit bırakırdı. Son küçülme Arktika genelinde yaşanan olayların bir parçası ve bu da bundan sonraki yaz aylarının hiç buz olmadan geçeceğine dair bir örnek teşkil ediyor. Diyerek üzücü gerçeği kapımıza dayadı.
Yakın gelecekte yükselen okyanus sıcaklıkları arttığında çevresel ve ekolojik değişimleri hızla yaşayacağız.
Geçimkaynaklarımız tehdit altında olacak.
Artan sel baskınları her şeyi yok edebilir.
O nedenle bilin ki; Üzücü gerçek kapımıza dayandı.


Kavga…
Çevreci kuruluşlara üye olan iki sevgilinin kavgası.
-Yaaa Buket nedir bu rezillik ya. Biz doğallıktan bahsediyoruz. Sen makyaj yapıyorsun?
-Aman Murat o kadarda değil artık bırak biraz güzel gözükelim.
-Güzellik mi? Sen buna güzellik mi diyorsun ya. Ben seni çevreyi temiz tutalım eyleminde çöp tenekesi kılığına girdiğin şeklinle sevdim kızım!
– Ay iyide ömrümün sonuna kadar çöp tenekesi olarak dolaşacak değilim ya Murat.
– Hem ona bakarsan sende hakiki deri ayakkabı giyiyorsun. Kim bilir hangi hayvanı öldürüp derisinden ayakkabı yaptılar. Ben hiç olmazsa bez ayakkabı giyiyorum.
– Yaaa kızım bana anlatma tamam mı? Daha dün inci kolye takıyordun. İncilerin nereden çıktığını anlatmama gerek yok herhâlde.
– Fener maçında yaktığın sis bombasının çevreye verdiği zararı, havaya verdiği kirliliği görmemezlikten gelmiştim ama doğrusu şimdi söylemeden edemiycem.
– Hahhh şuna bak. Yolda yürürken yerdeki izmariti fark etmeden geçtiğin günü hatırlıyorsun değil mi? Onu geri dönüp ben almıştım yerden Buket!
– Suna bak patlak egzozla param yok diye 1 ay trafikte dolaşıp çevreyi kirleten bendim sanki!
– Mangal ziyafetine giden de sendin Buket Hanım! 
– Yokkk canım. Boğazdan petrol geçirilmesini engellemek için boğaza eyleme gittiğimde ben hastayım diye evde kal diyen sendin ona bakarsan…
(alıntı)
Mutlu kalın…

Fıkra;
Sabahın erken saatinde avdan dönen Temel, kayığını kıyıya çektikten sonra balıkçı kahvesine doğru yürür. Kahvedekiler yalnızca sağ ayağı dizine kadar ıslak olan Temel’e sorarlar:
-Ula, balık vuriy mi?
Temel:
Yok, yahu ne gezer.
-Madem baluk vurmayi ayağın niye dizine kadar islandi.
Temel küçümseyerek yanıtlar:
-Uşağum, haçan denizde sigara içeyrim. İzmariti suya atınca basıp ta söndirmeyecek miyum oni?


Günün sözü;
“Sana düşman, bana düşman, düşünen insana düşman! Vatan ki; bu insanların evidir. Sevgilim, onlar vatana düşman”
Nazım Hikmet RAN
 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@