Büyük umutlarla başladı iklim zirvesi ve bitti. 
‘Fosil yakıt lobicileri’ yüzünden Glasgow’da iklim hüsranı mı yaşandı? 
Bunu iyice düşünmek gerekli. 
*
Geçtiğimiz hafta köşemde bu konuda yapılacak gerekli taahhütler hakkında bilgiler vermiştim. 
Ve bu taahhütlerin yansımaları heves kırıcı oldu maalesef ki. 
Verilen bu taahhütler yani iklim zirvesinin sonuç bildirgesi çevreciler tarafından beğenilmiyor, yeterli gelmiyor.
*
Sebep, zirvede faaliyet gösteren fosil yakıt lobicileri olabilir. 
Zira zirveye, fosil yakıt endüstrisiyle bağlantılı olarak katılan delegelerin sayısı her ülkenin temsilci sayısını aşmıştı. 
Bu tabi ki dikkat çekici bir ayrıntı. İklim değişikliğine karşı somut adım atılamıyor neden? 
Şimdi siz düşünün.
*
Onca zamandır iklimle ilgili beklenen sonuçlara ulaşamadık. Zirveler peşi sıra geldi yine dünyanın geleceği için değişimi yakalayamadık. Fosil yakıtların geleceğiyle ilgili somut bir karar yer almış gibi görünse de maalesef yer almadı.
Gezegenin geleceği için bir savaşma şansımız var. Ancak değerlendirilemiyor.
Ekonomik hesaplar tutmadı. 
Taslak zayıftı. 
Umut verici başladı ancak lobiler devreye girdi kanımca. 
*
İklim değişikliğinin etkilerinin en ağır şekilde görüldüğü yoksul ülkelerin durumu, ekonomik geleceklerinin tehdit altında olması gelişmiş ülkelere bu durumun sıçramayacağı anlamına gelmiyor. Şu anda ve kısa gelecekte en çok Afrika kıtasındaki ve diğer kıtalarda ki yoksul ülkelerin etkilenecek olması sizi rahat hissettirmesin. 
Önlem alırız düşüncesi ile maalesef ki sıcaklık artışına önlem alamazsınız.
Bu gemide hepimiz varız.
*
Kömürden çıkış için anlaştılar mı görünürde evet. Ama şu var ki fosil yakıtlardan temiz enerjiye geçiş o kadar da kolay olmayacak. Çünkü dünyanın en büyük kömür üreticilerinin kömür kullanımını durdurma noktasında taahhüt vermemesi hayal kırıklığı maalesef.
*
Kömür başta olmak üzere fosil yakıtlardan nasıl kurtulacağız?
Temiz enerjiye geçiş ne zaman ve nasıl olacak?
40’tan fazla ülke kömür kullanmayı bırakmayı taahhüt etti ancak dünyanın en büyük kömür üreticileri olan ABD, Çin, Hindistan ve Avustralya neden taahhütte bulunmadı?
Ki bizde...
*
“Kömürden Temiz Enerjiye Dönüşüm” hayal mi? Değil. 
Ancak şimdilik 40’tan fazla ülke arasından gelişmiş ekonomiler 2030’lu yıllarda ve daha yoksul ülkelerse 2040’lı yıllarda kömür enerjisini kademeli olarak durdurmayı kabul etti. 
Diğerleri ne bekliyor?
*
Net sıfır emisyon hedefi biz çevrecileri memnun etmedi ne yazık ki.
Geçiş zor olacak biliyoruz. 
Ancak artık görün. 
Son birkaç aydır dünyada yaşanan enerji krizi ve enerji fiyatlarındaki artışın ülkelerin temiz enerjiye geçişini zorlaştırdığı yönünde ki durumların kaynağı nereden geliyor?
Ve dünyanın en büyük kömür üreticileri neden taahhüt veremiyor?
Dünya liderleri neden net bir taahhüt vermeden ilerliyor? 
Çölleşme ve ormansızlaşmanın durdurulması bildirgesi memnuniyetle karşılanırken kömür işi tam bir muamma iken tam bir nefes almak yok.
Gerçi lobiler var iken o muammalar o kadar çok ki...
O nefesler nasıl alınacak bilmem.
Dünyanın geleceği ranta kurban olmasın. Tek dileğimiz bu.

Dip notlar;

2040 yılına kadar sıfır emisyonlu otomobil...
Gelelim aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 30 ülkenin, en geç 2040 yılına kadar karbondioksit (CO2) salınımının sıfırlanmasını öngören anlaşmaya imza atmasına. 
Anlaşma kapsamında söz konusu ülkelerde kentler ve şirketler, en geç 2040 yılına kadar sıfır emisyonlu otomobil ve minibüslere geçecek. İçten yanmalı motorla çalışan otomobiller karbondioksit salmayan araçlara dönüştürülecek. 
Mutabakatta devletlerin yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Kaliforniya ve New York kentleri, İspanya’nın Barcelona ve İtalya’nın Floransa kentleriyle Mercedes Benz, Ford, Volvo ve Jaguar Land Rover gibi otomobil şirketlerinin de imzası yer alıyor. İmzacılar arasında otomobil endüstrisine yatırım yapan ya da kendi otomobil filolarına sahip olan Eon, Ikea ve Unilever gibi şirketler de bulunuyor. Ancak Almanya ise mutabakatı imzalamadı. 
Bakalım bu taahhütler gerçekleşecek mi? Bakınız onca verilen sözlere. Hepsi havada kaldı. Umarım bu kalmaz.

Nazım’dan...
Bakmayın siz benim kuru bir yaprak gibi sallandığıma…
Köküm sağlamdır, sarsılsam da kopmam dalımdan…
Öyle kolay değil, rüzgârın önüne kapılıp gitmem…
Son ana kadar `vazgeçmem` yaşamaktan…
Ne fırtınalar koptu, benim hayat dallarımda…
Hiç birinde vazgeçmedim umutlarımdan…
İçimde kıyametler kopsa da.
Ben baharıyım yarınlarımın,
Çiçek açarım her kışın ardından!
Nazım Hikmet.

Mutlu kalın...

Fıkra;
1990 yılı Haziran’ında Karadeniz’de büyük sel felaketi yaşanmıştı. Bu nedenle dereler çaylar taşmış, çevresine büyük zarar vermiş, çoğu köprüler sele kapılmıştı.
Temel ile Cemal selden sonra köye döneceklerdi ama sel, köyün köprüsünü alıp götürmüştü. Dere kenarına gelen Temel ile Cemal çaresiz ne yapacaklarını düşünürken, Cemal birden atıldı: 
– Uyy!… Temel ya bak ha şu ördeğa… Yüzup karşiye geçti. Onun kadar olamayruk.
Temele yanıt vermeye fırsat vermeyen Cemal, kendini sel sularını attı. Tabii ki Cemal sel sularını kapılıp giderken ‘İmdaaat!’ diye bağırması boşunaydı. Biraz sonra Temel’in ahlanıp vahlanıp ağladığını görenler nedenini sordular. 
Temel, Cemal’in sel sularına kapıldığını üzüntü ile anlattıktan sonra; 
– Ben da bişey anlamadım. Demincek karşiya bir ördek geçti. Su ancak beline kadar gelıyidi. Cemal suya daldi, kayboldi, gitti.

Günün sözü;
“Yalnızsın, eğer kendin için orada değilsen.” Phil McGraw