07.08.2021, 04:05

Bu kitaplarla kendinizi tanıyın

Siz kitapseverlerin ilgisini çekecek “İçsel Huzur İyi Yaşamın Kapısını Açar” ve “Oz Büyücüsü” kitaplarını sizin için yorumladım.

Merhaba sevgili kitap dostları, bu hafta beni çok etkileyen iki farklı kitap var gündemimde. Kitaplardan ilki Epiktetos’tan “İçsel Huzur İyi Yaşamın Kapısını Açar” kitabı, diğeri ise Frank Baum’dan “Oz Büyücüsü” kitabı. Kitap yorumlarıma geçmeden önce ülkemizin içinde bulunduğu bu zor dönemden bir an önce çıkmasını temenni ediyor, yangın ve sel felaketlerinden zarar görmüş herkese güç ve sabır diliyorum.

Epiktetos, Ms 50-130 lu yıllarda, günümüz Pamukkale’sinde, döneminde ise Roma’nın doğusuna denk düşen topraklarda doğmuş stoacı bir filozoftur. Özellikle “Nasıl mutlu bir yaşam yaşabilirim?”, “Nasıl daha iyi olabilirim?” sorularını kendine sormuş, bu soruların cevapları üzerinde uzunca pratikler yapmıştır.

Özellikle mutluluğa çok ihtiyacımızın olduğu, TUİK’in ülkemizde yaptığı mutluluk araştırmasına göre insanların %55 inin mutsuz olduğu bu dönemde bu kitap bana ilaç gibi geldi. Ayrıca Ms 50’li yıllarda yaşamış bir filozofun mutluluk üzerine bu kadar çok çalışması beni oldukça da şaşırttı. Ayrıca havanın kirlenmediği, denizlerde müsilajın olmadığı, küresel ısınmanın henüz başlamadığı, ozon tabakasının delinmediği, hayvanların neslinin tükenmediği, sanayi devriminin henüz gerçekleşmediği, insanların kapitalizme modern köle olmadığı, güzelliğin standartlaşmadığı ve sosyal medya da mutluymuş izlenimi vermenin zorunlu olmadığı bir dönemde Epiktetos’un neden mutluluk üzerine bu kadar çalıştığını merak ettim.

Kitapla birlikte edindiğim bilgiler doğrultusunda ünlü filozofu tanıdıkça zorlu geçen bir hayat yaşamasının, uzun yıllar köle olmasının, hastalıklı bir hayat sürmesinin ona mutluluk kavramını sorgulatabileceğini düşündüm.

Epiktetos’un düşünce anlayışına göre mutluluk geliştirebilir bir kavramdı. Mutluluğu yakalamak isteyenler ,doğaya saygılı yaşamalı, kendi hal ve tavırlarından mesul olmalı, manevi hürriyetini korumayı ve güçlendirmeyi bilmeli, ihtirasların boyunduruğundan kurtularak bilgece yaşamalı, ıstırapları ve ölümü kabullenmeli, hepsinden önemlisi ilahi güce yönelmeliydi.

Hiç evlenmemiş ve çoluk çocuğa karışmamış olan Epiktetos’un, kapısı olmayan bir harabede yaşadığı ve dünya malı olarak da çok az şeye sahip olduğu söylenmektedir. Çünkü ona göre gereğinden fazla sahip olunan her şey mutluluk getirmediği gibi, insanları doyumsuzluğa iterek mutsuz eder.

Kısaca , Epiktetos, mutlu olmanın formülünü iki ana konuya bağlar: Dünyada olup bitenlerin bir kısmı elimizde bir kısmı ise elimizde değildir. Elimizde olanlar: bütün iyi ve kötü davranışlarımızdır. Elimizde olmayanlar ise: mal, şöhret ve yüksek makam gibi başkalarının tasarrufunda olan şeylerdir. Bu tür elimizde olmayan şeyleri elde etmek sadece bizim çabamızla gerçekleşemez; bunları elde etmek başkalarına da bağlıdır. Bazen bir ömür bunları elde etmeye çabalar ama başaramayabiliriz. Hatta bunları elde edemediğimiz gibi aynı zamanda özgürlüğümüzü ve mutluluğumuzu dahi riske atar, kaybedebiliriz.

Epiktotes, günümüzden yüzyıllar öncesinde yaşamasına rağmen, öğretileri günümüzde hala geçerli ve yol gösterici. Kendinizi tanıma ve mutluluğu irdeleme adına bir adım atmak isterseniz. Bu kitap naçizane tavsiyemdir.

Bu adım masalımızın başlangıcı olmuş

Çocukluğumdan beri çeşitli formatlarda film veya çizgi film olarak izlediğim Oz Büyücüsünü okumak, otuzlu yaşlarımın başına denk geldi.

Uzunca yıllar tatlı bir kızın peşine takılıp maceradan maceraya atılan korkuluk, teneke adam ve aslanın fantastik macerası sandığım için okumayı ertelediğim bu masalın özellikle şu sıralar üzerinde bolca düşündüğüm “farkındalık” konusunun kapısını çalması beni oldukça şaşırttı. “Bu masaldan farkındalık konusuna nasıl ulaştın?” diye düşünenler olabilir. Bu şekilde düşünenler için konuyu biraz daha açmam gerekirse: Ana karakter olan teneke adam, korkuluk ve aslan kendi iç muhasebelerini o kadar iyi yapabilmişler ki, korkuluk beyni olmadığını, teneke adam kalbi olmadığını, aslan ise cesareti olmadığının farkına varıp, eksiklerini giderebilmek için bir adım atmaya karar vermiş. Ve bu adım masalımızın başlangıcı olmuş.

Hayattaki belki de en zor şey olan; kendi iç muhasebelerini objektif ve korkusuz bir şekilde yapabilme farkındalığında olan kahramanlara, elbette ki bilinmezlerle dolu uzak diyarlar ve batının kötü cadısı engel olamazmış. Doğru istemeyi bilene her zaman yardım elini uzatan evrenin de yardımıyla korkuluk beynine, teneke adam kalbine, aslan da cesaretine kavuşmuş.

Benim için bu güzel masalın kilit noktası: Sahip olmak için aramaya başlamak, aramaya başlamak içinde farkında olabilmek kısmı oldu. Bırakın kendi içimizdeki eksikliği, görüp düzeltmek adına adım atmayı, kendimizde eksiklik olabilme ihtimaline bile yer vermediğimiz bu dünyada teneke adam, korkuluk ve aslanın yaptığını yapabilmemiz için çok uzun meditasyonlar yapmamız ve ya uzak diyarlarda yaşanan masallara dahil olmamız gerekli olabilir.

İçimizden hangilerimiz bu farkındalığa erişir bilemiyorum ama kesin olarak bildiğim tek şey arayanın ne arıyorsa aradığını eninde sonunda bulmasıdır. Sadece doğru şeyi aramayı bilmek gerek. Herkesin aradığını bulması dileğiyle.

 

Yorumlar