19.04.2013, 21:00

Bu nasıl bir düzen...

Bir sürü sağlık açısından zararlı besinlere değindik...¶

Süte katılan hileyi dile getirdik...

Yoğurt ve benzeri ürünlerin saçtığı tehlikeleri sıraladık...

Sıraladık durduk...

Anlattık durduk...

Yoğurt, piliç eti ve sosis nasıl üretiliyor? Bilgiler verdik durduk...

Ama bir o kadar da tüketimden uzak kalamadık...

Ve uzak kalamadığımız gıdaların en başında tavuk ve tavuk ürünleri gelmekte...

Ancak sofralarımızın vazgeçilmezi tavuk, artık eski bildiğimiz lezzetli tavuklardan değil maalesef ki...

Entegre tavuk tesislerindeki tavuklardan bahsediyorum...

Çabuk büyüsünler diye ilaç verilen tavukların saçtığı kanserden bahsediyorum...

Kuluçka süreleri 17 güne indirilen tavuklardan ve bu sebeple de kesilmediklerinde kendiliğinden 45 günde ölen tavuklardan bahsediyorum...

*

Tavuk endüstrisinin bin bir hile dolanıyor kapısında...

Amaç, çabuk büyümeleri...

Amaç, hemen piyasaya sürülüp paraya çevrilmeleri...

Tavuk diye önünüze konulan bir başka hayvan, genetiği değişen bir canlı...

Kuluçka süresi kısaltılarak 17 güne indirildiğinden dolayı bacak yapıları değişen bir hayvan...

Ve sonuç doğal yem tükettiğinde 45 gün sonra kendiliğinden ölüm...

Yapılan bir araştırmada ilginç, bir o kadar da şaşırtıcı bir gerçek ortaya çıktı...

Bu gerçek de bu tavukların karnından tümör fışkırması gerçeği...

Sofralarımızı süsleyen tavukların sadece et adı altında satıldığını unutmayalım...

Kimsenin sağlıkmış, sağlıklı değilmiş, kanserliymiş, hasta ediyormuş umrunda değil...

İşin en ilgnç yanı da bu onayların önceden veterinerden alınması...

Kuluçka süreleri ile oynanan, sürekli yumurtlasınlar diye ışıkların altında eziyet çeken, esir edilen bu tavuklar ne yazık ki doğal ürünlerle beslendiklerinde 45 gün gibi bir zaman sonra ayakta duramıyorlar...

Genetikleri değişti ne yaparsınız?

Ver o zaman hormonlu yemi...

Yapılacak ne var ki başka?

*

Bir gerçek daha var ki artan kanser türleri belirli...

Artan türlerin başka bir artırımı da tabii ki ilaç endüstrisi...

Bu nedenle de başta ABD olmak üzere bir çok ülke bunu bilerek susmakta...

Geldiğimiz nokta şu ki; ülkemizde ne gıda sistemi değişir, ne uzun raf ömürleri sistemi, ne katkılar, ne de marketlere tıkılma...

Ve sonuç da artan kanser hastalıklarında gıdım kadar da gerileme olmaz...

‘Tüm zararlı katkılı ürünlerden kaçının, almayın’ dedikçe, sıra sıra uzun raf ömürlü, janjanlı gıdalar daha da artmakta...

‘Mevcut olan durumun’ farkında olup da ses çıkarmayanları artık deşifre etmeye devam etmeli sanırım devlet...

Bu deşifreler bence çözümün bir parçası olabilir, caydırıcılık oluşabilir...

Hoş ‘rant’ her köşede kendini belli ediyorken ‘rant sevdalıları’, ‘ceplerini dolarla doldurma peşinde olanlar’ da deşifre meşifre tanımaz...

Ancak ‘çıkmayan candan umut kesilmez’ diyen atalarımıza istinaden biz de bu gıda sektörü düzelir de bir aşama kaydederiz diye bekliyoruz...

 

 

 

Dip not;

 

Türkiye genelinde işsiz sayısı 226 bin kişi arttı...

Ve işsizlik 2 milyon 890 bin kişiye yükseldi...

Kısaca işsizlik oranı, 0.4 puanlık artış ile %10.6 seviyesinde gerçekleşti...

İstihdam edilenler ise 958 bin kişi arttı ve 24 milyon 433 bin kişiye yükseldi...

İstihdam edilenlerin %22.4'ü tarım, %19.9’u sanayi, %6.3’ü inşaat, %51.4'ü ise hizmetler sektöründe...

Bu veriler 2013 ilk yarı verileri...

Şimdi, işsizler ordusuna 226 bin kişi daha eklendiğine göre, yılın ikinci yarınsındaki durum şimdiden kendini göstermekte...

Fakat ilginç bir gerçek var ki dikkatimi çeken, tamamen genç işsizlerin artması...

Vasıflı veya vasıfsız ekmek mideden de gidiyor galiba...

 

 

Fıkra;

Birgün halk otobüsünde yaşlı bir teyze şoförün tam arkasına oturmuş. Şoföre dokunarak elini uzatmış, şoför bakmış bir avuç dolusu badem.

Teşekkür ederek almış ve afiyetle yemiş. 5Dakika sonra yaşlı teyze tekrar dokunmuş 1 avuç daha badem vermiş. Şoför yine almış ve bitirmiş. 3. defa teyze badem uzatınca şoför :

- Teyzecim teşekkür ederim, hepsini bana verdin biraz da sen yesene demiş.

Teyzenin cevabı :

- Oğlum ben bademli çikolata alırım hep. Ama sadece çikolatasını emmeyi severim. İçini de sana veriyorum işte

 

Günün sözü;

Dünyanın en güç işi bir şeyin nasıl yapılacağını bilirken, başka birinin nasıl yapamadığını ses çıkarmadan seyretmektir... Mevlana

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@