09.01.2015, 22:00

Bu nefret neden?

Sağduyu...

Sürekli duyarız. Herhangi bir olay olduğunda, bir şiddet baş gösterdiğinde, bir saldırı durumunda...

Bir provokasyonda...

Sürekli yapılan bir açıklama vardır özellikle ülkemizde; ‘sağduyulu olun’...

Ve ülkemiz dışında oluşan tüm olaylarda da sağduyu bekleriz...

Peki nedir bu sağduyu?

Neden sürekli bu duyunun etkisine girmemiz beklenir?

Sağduyu öncelikle durup bir düşünmektir...

Sağduyu, öfkeyi kontrol etmektir...

Sağduyu, zihinle aniden hareket etmek yerine kalbe yönelmektir...

*

Saldırıların, düşmalıkların, oyunların ve prokovasyonların arttığı bir dönemdeyiz.

Hem içte hem hem dışta...

Özellikle Avrupa, tam şu anda sağduyuyu geride bırakmak veya sahiplenmek arasındaki sınırda...

Önyargıların hızla arttığı şu dönemde etnik gruplar çoğaldı.

Özellikle büyük oyunlar dönemi başladı.

Sorgulamalıyız şiddetle...

Biz insanoğlu nereye gidiyoruz?

Neye dönüşüyoruz?

Ne oluyoruz?

Bu nefret neden?

Agresiflik neden?

Tuzaklar neden?

Provokasyonlar neden?

Durup düşünmenin tam sırası.

*

Her şey bir etkileşimdir. Önce bunu anlamalıyız...

Etkileşim sebebiyle ortaya çıkan her durumun sonucu kestirilebilir...

Din, dil, kültür, etnik ayrılığı yapanlar belirli etkileşimlerin etkisi altında kalarak bunu yaparlar...

Önemli olan bu düzen içinde birliği sağlayabilmektir...

Hem içte hem dışta olan bir şey yok aslında...

Sadece ‘ego’ savaşları nedeniyle güç şekillenir...

Günümüzde olan tam işte bu...

Gücün verdiği her türlü haklar maalesef kötü olarak kullanımda.

Hiç uzağa gitmeden önümüze bakalım. Aile de bile gücün kontrolü kimde ise o korkulacak kişidir. O zorunlu saygı duyulacak kişidir.

Kim ülkesinden uzakta ise, göçmen ise, azınlıkta ise, hep diğerleri tarafından sindirilir. Sindirilen öfke duyar. Öfke ise bir şekilde farklı gruplara yönelim ile kendini açığa çıkartır...

Sadece Avrupa da değil, ‘dünya'da bu böyle şekillendirildi. ‘Güç’ kimde ise hep bir sindirilen vardır.

Irkçı zihniyet de bu gücün arkasına sığınmıştır ne yazık ki...

*

Görmeliyiz...

Zihniyetler kirleniyor...

Çocuklar kirleniyor...

Dünya hızla kirleniyor ve şiddete teslim oluyor. Bence en önemli mesele ‘Şiddet ve güç’ ile kirlenme...

Nasıl önlem alınır bilemiyorum...

Ancak ‘hayra alamet değil’ diyebileceğim düşmanlıkların son bulması, her olayda ‘sağduyu’ yapanlara özendiğimden değil, gerçekten bu duyguyu artık ortaya çıkarmamız gerektiğindendir...

Gerçek sağduyu saklandı, artık onu çıkarma zamanı...

Her türlü saldırıyı, ıkçılığı, zorba düzeni kınıyorum...

Her ne olursa olsun, hangi gerekçe ile yapılırsa yapılsın insan hayatı bunlarla ölçülemez ve geçerli değildir...

Fakat en büyük vahşetleri yapan biz insan, yine de en büyük sevgileri yüreğimize sığdırabiliriz.

 

Dip notlar;

 

Değişen dünya mı?

 

Suni yaratılan eylemler..

Komplo teorileri...

Oluşmayan olaylar...

Aniden ortaya bir o adla, bir bu adla çıkarılan, sonra bir var bir yok olan, silinen örgütler..

Hükümetler arası anlaşmalar vs. vs...

İğrençlikler diz boyu.

Ve dünyayı paylaşanlar ve paylaşılanların hor görülmesi. Sömürüler.

Yıllarca sömürmeye doymayanlar...

Hormonlar, silahlar, değişen besinler, ilaçlar ve dev holdingler. Lobiler...

Sorarım size değişen dünya mı?

Yoksa insan mı?

Büyük resme baktığımızda ne görüyorsunuz?

Lütfen sorgulayın...

 

Nereye gidiyoruz?

 

Dünyanın şidete doğru gidişatı aklıma sürekli olarak oluşan çevre olayları, depremler, seller vs. vs. de getiriyor...

Manevi olarak nereye gidiyorsak aslında dünyanın fiziki olarak nereye gittiği de belli.

Kolektif olarak hepimizin birbirine bağlı olduğu bir zaman diliminde kalplerin kirlenmesi, dünyanın da kirlenmesine yol açıyor...

Bir yerde bir ağaç kesiliyorsa bilin ki dünyanın başka bir yerinde de bir can yanıyor...

Bir gülümseme belki başka bir ülkede bir çocuğun içinde bir sevgi yeşertiyor...

Her yaptığımızdan sorumlu isek şayet, sonuçlarına da katlanmak zorundayız...

Bu sonucu biz insanlık yarattık...

Ve bu insanlık artık acı çekiyor...

Mutlu kalın...

 

 

Fıkra;

Bir profesör seminer için küçük bir beldeye gelmiş.

Seminerin başlamasına çok az bir zaman kalmış. Salonda yerini almış. Bir de bakmış ki salonda sadece 1 kişi oturuyor.

Bir süre bekledikten sonra konuşma yapıp yapmama konusunda kararsızken salonda oturan adama sormuş:
–Salonda sadece siz varsınız. Sizce konuşma yapmalı mıyım?

Adam cevap vermiş :
–Hocam ben seyislik yapan basit bir insanım. Bu konulardan çok fazla anlamam. Fakat ahıra atlarımın yanına gitsem, bütün atların kaçıp tek bir at olduğunu görsem yine de onu beslerdim.

Bu sözleri duyan profesör seminere başlar. Seminer sonunda dinleyicisine sorar.
–Konuşmamı nasıl buldunuz beyefendi? Seyis cevap verdi :
–Hocam basit bir adam olduğumu söylemiştim. Bu konulardan anlamadığımı da söylemiştim. Yine de ahırdaki bütün atların kaçıp tek bir at olduğunu görsem onu yine beslerdim fakat bütün yemi ona verip de, atı çatlatmazdım.

 

Günün sözü;

Biraz insan ol diyeceğim ama, seni de zor durumda bırakmak istemiyorum... Donnie Darko

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@