Mutlu Duman'ın 23 Haziran 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Ekonomik konjonktürdeki olumsuzluklar, döviz karşısında TL’yi iyice eritirken kurlardaki artışlar da kulüpleri vurmaya devam ediyor. Yükselen döviz karşısında transfer yapmakta zorlanan kulüplerimizin büyük çoğunluğu takımlarını kurmak için beklemede. Gelir düzeyi yüksek birkaç kulüp dışında henüz transferde ses seda yok…

Yurtiçi piyasasında da yerli oyuncuların fiyatlarının yüksek oluşu kulüp yöneticilerini düşündürüyor. Birçok kulübün transferin son günlerini bekleyeceği ve oyuncu fiyatlarının daha düşük bir seviyeye inmesini beklediğini biliyoruz… İşte böylesi kaotik bir ortamda altyapının önemi ve değeri bir kez daha anlaşılıyor. Yetiştirici özelliği iyi olan kulüplerin böylesi zorlu bir süreçten daha az hasarla çıkacağı bir gerçek.

İzmir kulüpleri içinde ise bu konuda en şanslı olan kulüp hiç şüphe yok ki Altınordu. Yıllardır genç yetenekleri yetiştirip Türk futboluna kazandıran Şeytanlar, diğer kulüplere göre daha avantajlı. Süper Lig’den düşen Göztepe’nin ise bu süreçte acı çekeceği bir gerçek. Birçok oyuncusunu gönderen, yeniden sil baştan takım kuracak olan sarı kırmızılıların bütçesi yara alacak gibi. Aynı zorlu süreç Altay için de geçerli. Üstelik siyah beyazlıların geçmişten gelen yaklaşık 400 milyon liralık borcu, bu süreci daha da çıkılmaz bir hale getiriyor…

Yeni gelir yaratabilme olanakları kısıtlı olan Türk futbolunun en son barutu olan naklen yayın gelirlerinin de beklenen seviyede olmaması, kulüpleri bekleyen bir başka tehlike. Yayın ihalesinden büyük gelir elde etmeyi düşünen Süper Lig ve TFF 1. Lig ekiplerinin eski beklentisinin olmayacağı bir gerçek.

Ekonomik olumsuzluklar, kötü yönetimlerle de birleşince, kulüplerin finansal yetersizlikleri daha da arttı ve kulüplerin faaliyetlerini tehdit eder boyuta geldi. Günümüzde artık ya ayağını yorganına göre uzatan kulüpler ya da gelir haneleri yüksek olan zengin kulüpler ayakta kalabiliyor.

Yeni futbol federasyonu başkanını seçen ülkemizde değişecek bir şey de gözükmüyor. TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin seçildikten sonraki ilk kararlarının, kulüplerin istediği şekilde olması (Yabancı kuralını kulüplerin istediği gibi; 8+3 devam ettirdi. Takım harcama limitlerinde yüzde 40 sapma verdi. Tüm kurulların istifasını istedi) bu senenin de eskisinden bir farkının olmayacağını gösteriyor.

Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik şartlara göre altyapının önemi daha da önem kazanıyor. Artık yetiştirip üreten, oynatan ve oyuncusunu iyi pazarlayan kulüpler ayakta kalacak. Ya da çok zengin kulüpler zengin başkanı bulup transferde paralar saçılacak.