24.03.2021, 05:37

Büyük Burjuvazi ve İstanbul Sözleşmesi 

Kadın cinayetlerini önlemede çok önemli uluslararası düzenlemeler getiren İstanbul Sözleşmesinin feshedilmesi üzerine toplumun bir çok kesiminden tepkiler geldi. Siyasi partiler, dernekler, sivil toplum kuruluşları “İstanbul sözleşmesi yaşatır” görüşünü savunan açıklamalar yaptılar.  

Bu tür toplumsal gelişmeler olunca ben hemen büyük burjuvazinin tavrını öğrenmeye çalışırım. Yani büyük burjuvayı temsilen Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği bu konuda ne diyor ona bakarım. Nedenini aşağıda açıklayacağım ama önce TÜSİAD ne demiş onu aktarayım. Tüsiad Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesini feshetmesine karşı olduğunu şöyle açıklıyor:  

"Türkiye’nin, tam adı “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olan İstanbul Sözleşmesi’ni feshetmesi, kadına yönelik her türlü şiddeti besleyen çarpık zihniyeti cesaretlendirir. Devletin şiddete karşı sürdürdüğü mücadelesini ise kolaylaştırmadığı gibi telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurur. 

Kadına yönelik her erkek şiddeti vakası, İstanbul Sözleşmesi’nin eksikliğini vicdanlara hatırlatacaktır. 6284 sayılı kanun ve İstanbul Sözleşmesi, şiddetle mücadelenin en önemli dayanaklarıdır.” 

                            *   *   * 

Rahmetli gazeteci duayenimiz İlhan Selçuk böylesine önemli toplumsal bir konuyu anlatırken tarihsel süreci de anlatırdı. Ben de Tüsiad’ın yani Büyük Burjuvazinin kadın cinayetlerinin önlenmesine yönelik duyarlı tavrını daha iyi anlayabilelim diye toplumların tarihsel evrimine kısaca değineyim.  

İnsanlık yeryüzünde bu güne kadar birçok ekonomik-toplumsal-siyasal sistem oluşturmuş. İlkel komünal toplum, köleci toplum, feodal sistem, kapitalist sistem, tekelci emperyalist kapitalist sistem ve sosyalist sistem.  

Sanayi devrimleriyle birlikte feodal sistemden kapitalist sisteme geçerken burjuvazi tarihsel ilerici rolünü oynadı ve toplumsal dönüşümü de sağladı. Toprağa bağlı ekonomik sistemden sanayi üretimine bağlı sisteme geçişi, feodal ağalardan toprağa bağlılıktan kurtulan köylülükten işçiliğe geçen kitlelerle birlikte gerçekleştiren burjuvazi özgürlükçüydü. Erkek ve kadın köylülerin kırsaldan çözülüp sanayi kentlerine gelmesi ve artan üretime katılması gerekiyordu.   

Kadınlar sanayi devrimi ile özgürleşince erkeklerle eşit işe eşit ücret talep ettiler ve bu kez burjuvazi bu talebi karşılamayınca greve gittiler ve uzun sınıfsal mücadelelerle haklarını aldılar. Feodalizmden kapitalizm aşamasına geçerken ilerici olan burjuvazi kapitalizmin üst aşaması olan tekelci emperyalizme geçerken gericileşmiştir. Neden? Çünkü artık özgür bireyler hak talep edince burjuvazi bu hakları karşılamak yerine gerici feodal sınıf ve onun kültürü ile tekrar ittifak kurmuştur.  

Feodalizmden kapitalizme geçememiş, hala bağrında ağalık düzenini barındıran toplumlarda büyük burjuvazi de yeterince gelişmemiş olduğundan tam anlamıyla burjuva demokrasisi işlemez. Maalesef emperyalist sisteme bağlı kapitalizmde feodaldüzen etkilerini sürdürür. Kan davaları, töre cinayetleri, çocuk gelinler denilen küçük yaştaki kızlarla evlilik, kadın cinayetleri ve bunun mazeretlerini bulma feodal kültürü çağ atığı olarak yaşamaya devam eder.  

Peki burjuvazi neden feodal kültüre karşı kendi burjuva kültürünü inşa edemez? Gelişmiş kapitalist ülkelerde bunu başarabilir ama az gelişmiş, gelişmesi engellenmiş kapitalist sistemlerde burjuvazi feodallerle, yani çağ öncesi zihniyetle, aşiretlerle, şeyhlerle, tarikatlarla, ağalarla, feodalizmin ne kadar göstergesi varsa onlarla koyun koyuna yaşar. Bugün kentlerde falcılar, büyücüler, mistik sermaye tarikatları kırsaldan fazladır. Kadın cinayetlerine kurban olanların kanı feodalizmin eline bulaştıysa bir o kadar da kapitalizmin eline bulaşmıştır. Lümpenizme verilen tavizlerle Kriminal vaka boyutuna gelenlere karşı devlet harekete geçer ama onlar maalesef burjuvazi ile harmanlanmış şekilde yaşamaya ve gücünü kullanmaya devam eder.  

                                    *   *   * 

TÜSİAD’ın kadın cinayetlerini önlemede önemli olduğuna inandığı uluslararası sözleşme olan İstanbul Sözleşmesinden çıkılmasına karşı çıkması sanırım yukarıdaki açıklamalarımla daha da anlaşılır olmuştur. Büyük Burjuvazi içinden çıktığı ve bu güne gelmesini borçlu olduğu topluma ve kadınların haklarına sahip çıkmakla doğrusunu yaptı. Tarih önünde kendisine yakışan da tarihsel ilericiliktir. Eğer büyük burjuvazi tarihsel ivmesini toplumların ilerlemesinden yana kullanmazsa; bunu kendisini o konuma getiren toplum yapar. O toplum o zaman burjuvaziyi da aşar ve tarihin önlenemez yoluna devam eder. Tüsiad bu ilerici çıkışını devam ettirip bütün feodal konularda aşiret sistemine karşı tavrını koyduğunda;  kadın cinayetlerini önlemede ve tarihin çarkında pas tutmuş her şeyi temizlemede önemli adım atılmış olur.  

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@