“Büyük hedefler sonsuz inanç ile yola çıktık”

Dogo konseptinin adım adım inovatif fikirler geliştirilerek ortaya çıktığını anlatan Dogo Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Peksarı, “Büyük hedeflerle yola çıktık” dedi

Ege 30.08.2021 - 17:01 30.08.2021 - 17:06

“Büyük hedefler sonsuz inanç ile yola çıktık”

Aile şirketi olarak kurulan Dogo konseptinin adım adım inovatif fikirler geliştirilerek ortaya çıktığını anlatan Dogo Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Peksarı, “Büyük hedeflerle yola çıktık” dedi

Dogo Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Peksarı, hayalindeki işi yaptığını bu sebeple çalışırken keyif aldığını ifade ederek, Dogo ile ilgili merak edilen soruları cevapladı. 

Gökhan Bey biraz kendinizden bahseder misiniz?
45 yaşındayım. 43 yıldır Karşıyaka’da yaşıyorum. Bir kız kardeşim var. İsmi Gökçe. Gökçe ile  beraber çalışıyoruz. Bizim şirketimizin CIO’sudur. Annem Mimar, babam İnşaat Mühendisi. Onlar bizim inşaat sektöründe olmamızı çok istediler. Ancak biz mutlu olabileceğimiz işi yapmayı tercih ettik. Hikaye Dogo’ya kadar da geldi. 

Hayalini kurduğunuz işi mi yapıyorsunuz?
Hayalimdeki meslek mutlu olacağım bir ortamda mutlu olabileceğim işi yapmaktı. Dogo 16. Yılına girdi. Bir aile tadında mutlu bir aile tadında bir işe sahibiz. Her gün gelmekten keyif aldığımız bir işe sahibiz. O yüzden hayalimdeki işi yapıyorum diyebilirim. 

Dogo nasıl kuruldu?
Dogo konseptin adı, bir anda doğmadı. Adım adım inovatif fikirler geliştiren konseptin adı. Tekstille başladık ilk önce. Baskılı tekstil çok fazla yoktu. Kendimizi yansıtabileceğimiz ürünler geliştirmek istedik. Tekstil sektöründe ciddi bir açık vardı. Online olarak satmaya başladık. Üretimin tamamını İzmir’de yapmaya çalışıyoruz. Dijital dünyanın büyümesini de kullanarak online dijital satışlarımız artmaya başladı. Sticker işi yaptık. Dogo’nun da sloganı böyle gelişti. 'Personalize Your Life' o dönemden geliyor. 'Hayatını klasikten istediğin tatta kişiselleştir' mantığıyla ürün çıkarmaya başladık. Burası bir ajans mantığında çalışıyor. Mutlu olduğumuz tasarımları yapıyoruz ve sonra ürünlerin üzerine yerleştiriyoruz. Ürünlerin son noktası ayakkabılar. Ondan önce tekstil ve stickerlarımız oldu. Sonra dijital tablo işine girdik. Dijital tablonun inovatif fikrini lisansı olmayan internetten indirilmiş ürünler dijital kanvaslara basılarak ürünlere dönüştürülüyordu. Bizim yarattığımız inovasyon bir ürünün geliştirmekte ya da onun satışında bir yenilik sağladık. Dünyada ilk kez online da bir e-ticaret sitesinde dijital tablolar satmaya başladık. Haftada 3-4 tır dijital tablo çıkartıyorduk. 

Sinema ve film karakterleri görüyorum ürünlerin üzerinde, bunlar bir talep doğrultusunda mı geliyor?
En başından beri bir tasarım departmanımız var gurur duyduğumuz. Hepsi çok başarılı. Mutlu oldukları işleri yapıyorlar ve ciddi potansiyelde işler de yapıyorlar. Bizim önlerine koyduğumuz ciddi satış rakamları üzerinden kendilerinin tasarımlarını yapma şansı tanıyoruz. Dogo globalde tasarım markası olması için koyduğumuz hedefte ilerliyoruz. 

Gökhan Bey aile şirketiniz olan Dogo'da kaç kişi çalışıyor?
Pandemi ile birlikte bir miktar gücümüzden kaybettik. Dogo turizm kaynaklı önemli caddeleri de hedefleyen bir markaydı. Pandemi ile turizmin yara almasından kaynaklı bir miktar mağaza kapatmak zorunda kaldık. 2022 Mart’ta geri döneceğiz. 90 kişi çalışıyor Dogo’da. Burası Taider  üyesi bir aile şirketi. Bundan 16 sene beraber olduğumuz arkadaşlarımız hala iç yapıda. 

Peki y ve z kuşağı ile anlaşabiliyor musunuz? 
Eskiden genç ama şu an olgunlaşmış bir kadromuz var. Olgun z kuşağı arkadaşlarla beraber olmak istiyoruz ve oluyoruz da. Farklı kuşakların farklı talep ve mutlulukları ile mutlu olan bir şirketiz. 

Offline kısmında da çalışmalarınız artacak mı? Başka bir düşünceniz var mı mesela?
Şirketi kurduğumuz şirketlerden daha büyük hedeflerle yola çıktık. İnancımızın olması lazımdı. İnancımızı sağlayacak düşüncemizin de terse akmak deyimi ile kazanılacağına inandık. Bu yüzden hep başarıya ulaştık. İnsanlar dijitale ulaşmaya çalışırken biz başlangıcımızı böyle yaptık. Biz offlinedaki süreçlerimizi değerlendirmeye başlamıştık. 35 farklı lokasyonda Miami’den Houston’a, Roma’dan Paris’e, Amsterdam’a Köln’e ve böyle şehirlerin en önemli caddelerinde kurgulandık. Ama bir es vermemiz gerekiyordu. Turizmin sahalara tekrar geri dönmesini bekliyoruz. İstanbul Galata Port’un açılışıyla beraber başlamış olacağız. 

Ürünlerinizin hepsinde vegan çalışma var, bundan biraz bahseder misiniz?
Dogo bir kere ilk önce hayvan sever bir marka, buradaki aile fertlerimiz hayvanlar için ölüp bitiyorlar.  Burada 3 köpeğimiz ve 2 de ördeğimiz var. Belki de bu sebepten hep vegan olmayı düşündük. Vegan suni deriden yapılan ayakkabı olarak bilinir. İhtiyaçların en temelinde hayvani içerikten uzak ve testlerinde hayvani ürünlerin olmadığı şeyler kullanıyoruz. 

Sosyal sorumluluk tarafında Ulusal Down Sendromlular Derneği tarafında da çok güzel bir çalışma yapmışsınız, bu özel çocuklarımızın çizdiği tasarımları ürünlerinize basmışsınız ve satıştan kalan geliri de derneğe bağışlamışsınız. Biraz bahseder misiniz?
Biz o çocuklarımız tanıdığımızı ve bildiğimizi düşünüyorduk ama o projeden sonra onları hiç tanımadığımızı gördük. İnanılmaz insanlar. Her bireyin bir down sendromlu arkadaşı olması lazım. Hesapsızca sevebilmeyi en iyi şekilde onlardan öğreniyorsunuz. Onların tasarladıklarını ürünlere uyguladık. Dünyanın dört bir köşesinde satışa döndü. Gelirini de yine onlara bağışladık. Bu projeyle Sürdürülebilirlik Akademisi’nin vermiş olduğu Sürdürülebilirlik Ödülü’nü aldık. Amerika’da hükümet destekli bir oluşum var, onların Gucci markasıyla organizasyon içinde bir etkinliklerinden davet aldık. 6 ay boyunca Chigago’nun en büyük müzesinde sergilenecek ve New York’ta Sucks mağazasında ürünlerimizi Dogo severler yakalayacaklar.  Avrupa’da tasarım kabul gören bir marka olmak bizi mutlu ediyor.

Gökhan Bey, hem Türkiye’de hem de dünyada yaptığınız başarılar daim olsun, çok teşekkür ederim bu keyifli röportaj için.
Ben teşekkür ederim Peyvend Hanım
 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@