27.06.2014, 21:00

Çağımızın en büyük felaketi...

Yaşam süresini 5-10 yıl kısalttığı bilinen diyabete ilişkin rakamlar ürkütüyor...

Uluslararası Diyabet Federasyonu'nun verilerine göre, dünyada 382 milyon civarında kişi diyabetli...

Ne yazık ki verilere göre, gelişmiş ve gelişmekte olan toplumlarda "Tip 2" diyabeti hızla artıyor...

Önlem alınmadığı takdirde yakın gelecekte ölümlerde ilk sırayı bile alabilecek...

Türkiye'de her 100 kişiden 7'sinde diyabet var...

hasta sayısı her yıl yüzde 17 oranında artıyor...

Dünya ve Avrupa genelinde hızla artan diyabet ülkemizde kısaca 5 milyonu aştı.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, geçen yıl 4 milyon 800 bin kişi diyabet nedeniyle hayatını kaybetti. Ancak görünen o ki sağlıksız yaşam alışkanlıklarında halen bir değişiklik yok...

Yemeyin diye basbas bağırdığımız her şey hızla tüketilmeye devam ediliyor...

Çocukların elinden cipsler düşmüyor..

Tatlılar raflarda boy boy...

Her semtte gırla unlu mamuller dükkânı...

Ambalajlı gıdalar evlerde...

Hormonlu ürünler yaz kış pazarlarda...

Ülkemizde acil eylem planları geliştirilmezse, 20 yıl içinde dünya çapında diyabetin pençesine düşenler 2 kat artarken bundan büyük payı alacağız...

Unutmamalıyız ki pankreas insülin üretirken beden bunu gerektiği gibi kullanamıyor...

Beslenme alışkanlıklarınız bu hızla ve bu şekilde devam ederse düzenlenme yapamazsanız, yaşam tarzınızı değiştirmezseniz, yürümezseniz çok geç olacak...

Ve sizin için hap ile iğne ile hayatınızın zehir olduğu dönemlerin başlaması hiç de zor değil...

 

Sadece ülkemizde her yıl 13 milyar Tl diyabet ile mücadele için harcanıyor...

Yazık...

 

Unutmayalım!

İnsülinden kazanç sağlayan firmaların, pastadan pay almalarının önünün kesilmesi gerek...

İlaç demek hastalığın arttırılması demek...

İlaç demek dev sanayi demek...

İyileşme demek değil...


Umut...

İtalya'da da diyabetin yayılma hızı büyük endişeye yol açarken bir umut da yeşerdi...

Yaklaşık, 3 milyonu aşan diyabetli sayısı var bu Akdeniz ülkesinde...

Ne zaman Akdeniz usulü beslenme tarzını unuttular? Bilmelisiniz ki katkılı tatlılarla...

 

Ancak dünyaya da ışık tutan bir umut var...

"Makrobiyotik (uzun yaşam) beslenme" şekli...

Tip 2 diyabetlinin umudu...

Bu beslenme şekli tedavide olumlu sonuçlar verdi..

Bu nedenle de dünya da bir ışık oldu. 
Esmer pirinç, arpa, darı, aralarında havuç, soğan, lahana, brokoli, karnabahar, turp, maydanoz, şalgam yaprağının yer aldığı sebzeler, nohut, mercimek, barbunya fasulyesi, siyah fasulye gibi bakliyatlarla hastalar beslendi. Rafine yiyecek ve içecek ile beyaz pirincin yasak olduğu makrobiyotik diyeti alan 24 hastanın, değerlerinin de normal sınırlar düzeyine ulaştığı gözlendi. 
Geçtiğimiz günlerde ise, Roma'da bu diyetin devlet destekli uygulandığı ilk klinik hayata geçirildi. Prof. Dr. Paolo Pozzilli öncülük ediyor...

Klasik diyetlerden çok daha iyi sonuç veren Ma Pi 2'nin başarısı umarım orta ve uzun vadede daha derin olur ve umut ülkemizde de yeşerir...

Makrobiyotik beslenme İtalya ve Küba dışında Almanya, Çin, Tayland, Pakistan,Tunus, Moğolistan gibi ülkeler ile bazı Güney Amerika ve Afrika ülkelerindeki pilot hastanelerde bir süredir uygulanmakta.

Makrobiyotik beslenme...

Evrenle bir harmoni içinde yaşamak...

Sadece beslenme değil...

Günlük yürüyüş, ruhsal gelişim, kimyasal bulaştırılmamış iyi suyla yetiştirilmiş ürünler...

Doğal malzemelerden elde edilmiş ürünler giyme ve pozitif düşünme...



Dip not;

 

Korbondioksiti içiyoruz...

 

Arabanızın krom tamponunu, tuvaletinizi, paslanmış cıvatalarınızı, bir kutu gazlı içecek ile yani sitrik asit ile temizleyebilirsiniz...

Ancak midenizi kirletmeniz size kalmış...

Etkin temizleme gücünü yadsımadığım ortalama Ph değeri 3.4 olan bu tür içecekler, dişleri ve kemikleri de eriterek daha etkin bir güce erişiyor gözümde ne yazık ki...

“Karbondioksit” içerek atmak için uğraştığımızı geri almak, hele hele bilerek geri almak biz insana yakışıyor...

Bu kadar zararlı bir içecek nasıl oluyor da bilinçsizce tüketiliyor hala anlamadım?

 

Fıkra;

Temel, kahveden çıkınca kapının önünde bir saatlik bir gecikme için park cezası yazan trafik polisiyle burun buruna gelmiş.
“Yazma şu cezayı memur bey” demiş…
Polis onu hiç umursamadan cezayı yazmaya devam edince onun bir “İşgüzar” olduğunu söylemiş…
Polis Temel'e şöyle bir bakıp, “Aşınmış lastikler” için ikinci bir ceza makbuzunu yazmaya başlamış…
Temel, ne kadar ceza yazarsa yazsın, ona vız geleceğini söyleyince polis ilk iki ceza makbuzunu arabanın sileceği altına sıkıştırıp üçüncü makbuza başlamış…
Bu sürtüşme 20 dakika kadar sürmüş, polis ceza üzerine ceza yazmış…
Temel hiç oralı olmamış…
Yürümüş, karşı kaldırımda park ettiği arabasına binip, sürmüş gitmiş.

 

Günün sözü; "Hayat küçük şeylerden oluşur. Eğer sen seversen büyük olurlar."[Osho]

 

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@